erins personal: Ağustos 2006

Salı, Ağustos 01, 2006

25 ytl ye Depeche Mode izlemek. İşte ben bunu seviyorum !!


zamanlardan pazar, günlerden umutsuzluk, kişisel pozisyon: tv karşısında pineklemek futbol ile avunmak ani bir telefon sesi.karşıdaki ses kuzene ait saat 20.20. İkimizde de bir bezginlik, bir hovardalık : "napıoruz?" "abi davetiye bulamadım". ben de ise hala şansı zorlama adına komada yatan hastanın yaşama bağlılığındaki gibi bir dirençle, gidelim görelim hiç olmazsa şansımı sonuna kadar zorladım diye avunurum düşüncesi. çeşitli yol badireleri atlattıktan sonra mekana varış. saat 22.10, depeche mode çoktan başlamış ritüele, müridleri ise tapınmakta 1980'leri 2006'ya bağlayan gecede herkes bir ağızdan ayine katılıyor.Biz ise hala 300 seneden beri devam eden gene ingiliz kökenli sistemden çıkmaya çalışıyor, bilet derdini halletmeye çalışıyorduk. 300 senelik bir sistem ile yaklaşık bir çeyrek asırdır devam eden kapışmadan tabii ki 25 senelik akımın ruhu çıktı.Öyle bi ruh ki punktan doğmuş ve 80'lere damgasını vurmuş ve o zamanın disco müziğiyle birleşmiş ve son halini new wave olarak İngiltere'de kendisini kabul ettirmiştir dünyaya.Dün gece ise 27. boylamda dünyanın merkezinde hikayesini bütün endamıyla anlatıyordu Dave Gahan dilinin döndüğü kadarıyla.hikayeyi kaçırmak çok kötü hele başkasının ağzından neleri kaçırdığımız duymak daha kötüydü fakat iyi olan bir şey varsa 25 ytl gibi cuzzi bir fiyata hikayenin geri kısmını dinlemekti. Bu hikayeyi 100 kere okumuş olsam da bir türlü eskimiyor, tam tersine her okuyuşta değeri birkez daha artıyor ve daha fazla ölümsüzleşiyordu. Bu hislerle izlenilen konserin kelimelere sığamayacağı aşikardı; çünkü henüz hiçbir mahluk ölümsüzlük mertebesine ulaşamamıştı.
İçeriye girdiğimde john the revelator u anlatıyordu. kimileri dersten sıkılmış yandakiyle konuşuyor dikkat dağıtıyor kimileri dersle alakasız şeylerle uğraşıyordu Ben ise musa gibi kalabılığı yararak amfide inek öğrencilerin bulunduğu yere ulaşmaya çalışıyordum.Bu çok zordu ama güzel bir saf edinmiştim. Şimdi ise olaya konsantre olmaktı. Bu benim gibi bir mürid için uzun zaman almadı. Sırasını hatırlamadığım şekilde photographic (remix),leave in silence, personal jesus,enjoy the silence, world in my eyes,behind the wheel,i feel you,never let me down u bize aktardılar. O gece bunlardan çok şey kapan da oldu hiçbir şey kapamayıp sadece orada bulunmaktan öteye gidemeyen de oldu. Ben çok şey kaptım kendi adıma. 11 sularında konser bitmişti. Bu içi müzik dolu adamlar hikayelerini anlatmak için başka ülkelere doğru yol almak üzere dinlenmeye geçmişlerdi. Biz ise evimizin ve küçüçük hayatlarımıza geri dönmüştük.Her güzel şey gibi bu da çok çabuk bitmişti. Eve geri döndüğümde belki en sevindiğim nokta motora para vermemem oldu. Böylelikle rüya gibi bir geceyi bir adet akbil ve bir 25 ytl ile kotarmış olduk.
i'm taking a ride
with my best friend
i hope he never lets me down again
he knows where he's taking me
taking me where i want to be
i'm taking a ride
with my best friend

we're flying high
we're watching the world pass us by
never want to come down
never want to put my feet back down
on the ground

i'm taking a ride
with my best friend
i hope he never lets me down again
promises me i'm as safe as houses
as long as i remember who's wearing the trousers
i hope he never lets me down again

never let me down

see the stars they're shining bright
everything's alright tonight