Godard sinema için şunu söyler : " sinema sosyolojiye benzer, küçük bir örneklemle bütünü anlatmaya çalışır demiş. Ben ise bireyler için şunu söylerim, bireyler sıvıya benzer içine girdikleri kalıbın şeklini alırlar. Çoğunluk filmi bu iki söylemin birleşiminden oluşuyor. Elimizde malzeme olarak üst orta sınıf Türk ailesi var. Bu ailenin bir reisi (baba) onun köleleri var, bunlar : Evlenerek kısmen kendini kurtarmış büyük oğlan, hayatında hiçbir anlamı olmayan, kendi yolunu çizememiş küçük oğlan (mertkan) ve tek görevi ailesine hizmet etmek olan çok mutsuz bir anne var. Tipik bir ataerkil aile, her şeye baba karar veriyor, diğerleri dinliyor. Aslında bu filmin türdeşi olarak Haneke'nin " das weisse band"la eş tutuyorum. İkisinin meselesi de aynı. Bir çocuktan nasıl "zalim" bir toplum yaratabiliriz ? Hemen akabinde Türkiye gündemiyle alakalı ve filmde geçen annenin mertkan'a sarf ettiği " Nasıl sizin gibi duygusuz insanlar yetiştirdim" repliğiyle analoji kuruyorum Rakel Dink'in şu sözlerini : "Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim". Benzerlik bu ya "film gerçekten de çok karanlık" yok öyle böyle değil görüntüler çok karanlık, zannediyorum bu Yılmaz Güney'den sonra yapılmış ender toplumsal gerçekci filmlerden bir tanesi, bu anlamda çoğunluk filmi aslında azınlıkta, gişe başarısı da bunu destekler nitelikte. Film faşizmin derinliğini sorguluyor, tıpkı haneke'nin beyaz bandında yaptığı gibi " ötekileştirme, ezme, ayrımcılık, milliyetçilik, din - kutsal değerler ve sınıfsal ikiyüzlülük " kavramları tek tek ortaya seriliyor baba figürü üstünden. Biz Mertkan'ın çaresizliğini, üzerine biçilen kostümü zorla giydirilişini izliyoruz. Mertkan sorumsuz, umarsız, boşlukta, hayattan hiçbir beklentisi yok. Tipik bir kayıp genç, zira babası onun için hayatını şekillendiriyor. Tüm kararları onun için alıyor, daha açılış sahnesinde bunu görüyoruz. Mertkan' ın küçüklüğü ve babasını takip etmesi ve onun gibi olması, dolaysıyla mertkan'ın kaçacak, bu hayatı değiştirebilecek bir alternatif modeli de yok. Tek yapabildiği şey onun gibi boş arkadaşlarıyla arabayla turlamak, AVM'lerde çay içmek, telefon muhabbeti yapmak vs vs... Bu esnada sürekli gittiği fast food büfesindeki " Vanlı kız Gülle" samimi oluyor. Gül Van'dan kaçıp gelmiş 20'li yaşlarında kaçacak bir delik arayan, bir sıçrama yapmak isteyen gültepe varoşlarında yaşayan kürt bir kızdır. Mertkan ona karşı pek bir şey hissetmemektedir aslında, sadece içinde bulunduğu çaresizlikten ötürü tek sığınacak kapısı Güldür. Bu noktada mertkan'ın sınıfsal ikiyüzlülüğünü görürüz arkadaşlarıyla beraberken kendi lümpen kültürünü sergilemektedir kızla ciddi bir mevzu olmadığını dile getirirken, lakin hareketleri ve ahvali kıza gönülden bağlı olduğunu göstermektedir; fakat içinde bulunduğu sınıfsal ikilem ona bi karar vermesi gerektiğini tembihleyecektir. Bu noktada devreye baba ve arkadaşlar girer. İşte burada " henüz evremini tamamlayamamış çarpık orta sınıf ahlakı devreye girer ve "etiketi" yapıştırır. Aslında örnekleme baktığımız zaman bu ailenin üst orta sınıf oldugunu söyleyebiliriz, nitekim baba inşaatçıdır ve 2 adet lüks arabaya sahiptirler. Tabii burada kullanılan inşaat mesleğini ben bir metafor olarak değerlendiriyorum. Bina aslında toplumu temsil etmektedir, toplumun hangi değerlerle inşaa edildiğini yönetmen gözümüze sokarken aslında metafor kullanmıştır. Orta sınıf ahlakı baskın çıkan bu durumda Mertkan kızdan ayrılır ve babasının inşaatlarından birinde sürekli kalmaya başlar. Böylelikle haytalık bitecek, zaten sözde açıkögretim fakültesinde okuyan mertkan kaydını silderecek ve vatan için askerlik yapacaktır. Mertkan üstüne biçilen bu rolü benimser ve gitgide babasına benzer; ama vicdanen rahatsızdır, burada çokca dostoyovskivari sahnelere ve demirkubuz sinemasına benzer açılımlar görürüz. Vicdanıyla baş başa kalan mertkan, bu ezikliğini üstünden atmak için babasından silah talep eder, böylelikle o da çoğunluğa dahil olur. Final sahnesine ayrı bir parantez açmak gerekir. Her şey başladığı yerdedir. Herkes kendisine biçilen rolü oynarken, televizyon hiç kapanmamıştır.
1984 olimpiyatlarında 39 yaşındaki maratoncu gabriela isviçre adına yarışmıştır. 42 km'lik maratonun son turu için stada girerken su ve tuz kaybından ayakta durmaya hali kalmayan Gabriela ona yardım etmek isteyen değdikleri anda diskalifiye olacağından ötürü sağlık görevlilerini yanından uzaklaştırıp son 400 metrelik parkuru 5 dakika 44 saniyelik bir sürede neredeyse bilinçsiz bir şekilde parkuru tamamlamıştır. 44 kişi arasında 2 saat 48 dklık süresiyle maratonu 37. sırada tamamlamıştır.
Akhwari Mexico 1968 olympics- Finish the Race - personal story of courage
Meksika olimpiyat stadı 1968 olimpiyatları, 26 mil maraton koşusu yarışı biteli 1 saat olmuştur stadda tektük insan kalmış hava çoktan kararmıştır. Birden stadın tünelinden siyahi tanzanyalı atlet stephen akhwari belirir stadda kalan seyirciler onu sonuncu olmasına rağmen ayakta alkışlar. bir muhabir ona sorar: Yarışı kazanma şansınızı kaybetmiştiniz. Neden ille de yarışı bitirmek için bu kadar kendinizi zorladınız. Akhwari tarihe geçen cevabı verir : "Beni ülkem 5000 mil öteye yarışa başlayayım diye değil ; yarışı bitireyim diye yolladı" Olimpiyat ruhunu anlatan, ender olaylardan biri.Stephen koşu sırasında sakatlanmasına rağmen tedavisini yaptırıp sakat sakat yarışa devam etmiştir. Onun hala hatırlamasını sağlayan şey sporcu duruşu ve azmidir. işte böyle insanlar hiçbir zaman unutulmazlar zira o yarışta birinci olanı kimse hatırlamaz
UNUTULMAZ SAHNELER 82 - Wayne's World - Bohemian Rhapsody
92 yapımı Mike Myers'ın parladığı güzide kült komedi filmlerinden. Wayne ve Garth Chicago'da yaşayan 2 rocker dosttur. İkiside hayata tutunamamış loser tiplerdir. Çeşitli işlere girmişler fakat başaramamışlardır. Bu esnada hobi olarak yerel bir kanal için tv şovu yapmaktadırlar. Program büyük bir ilgi görür ve bu ulusal bir kanalın ilgisini çeker ve onları kendi kanalına transfer eder ; fakat programın formatı biraz değiştirilmiştir, bu duruma kıl olurlar ve programı rezil ederler. Medya patronlarına karşı duruşlarından taviz vermezler. Yukarıdaki sahne filmin en akılda kalan sahnelerinden biridir zira fon müziği olarak Bohemian's rhapsody vardır filmin ruhuna epeyce uymaktadır.
UNUTULMAZ SAHNELER 81 - Swingers - You're So Money!
96 yapımı,ne tam romantik ne tam komedi yarı depresif yarı gülünç film. Mike 6 senelik ilişkisini bitirmiştir ama ayrılıgın üzerinden 6 ay geçmesine rağmen hala travmasından kurtulamamıştır. Dostları onun için kaygılanmaktadır ve bir çılgınlık yapıp onu 3 günlüğüne las vegas'a götürürler. Elamanımız o kdr tutuktur ki a...rkadaşları dayanamaz ve ona süper bir nasihatta bulunurlar. Filmin en güzel sahnelerinden biri.See More
UNUTULMAZ SAHNELER 80 - DONNIE DARKO- DONNIE WITH FRANK
Avustralya asıllı richard kelly'nin 28 yaşında 2001 yılında çektiği bir ilk film donnie darko. 80'li yıllarda geçen film Sorunlu bir ergenlik geçiren Donnie Darko'nun hayata bakışını 28 günlük serüveni dahilinde konu ediyor. Bunun içersinde hayata dair Donnie'nin söylemlerini ilk gençlik isyanlarını 80'ler ruhu içersinde gösteriyor. burdaki sinema salonu sahnesinde, bu esnada sinema ekranında 87 yapımı evil dead 2 oynamaktadır. (korku filmlerini tiye alan film) burada belki de filmin en vurucu diyaloglarından birine şahit oluruz: Donnie: Why do you wear that stupid bunny suit? Frank: Why are you wearing that stupid man suit? insan istemeden de olsa mavi ekran veriyor.
Aslında hepsi ayrı ayrı irdelenmesi gereken bir döneme damga vurmuş western klasikleri. Sergio Leone'in aslında anti-kahramanları kahraman etmesi. Hiçbiri ne gerçekten iyidir ne de gerçekten kötüdür. hiçbir katil ne gerçekten katildir ne de anadan doğmuş ak süt değildir. Leone Amerikan sinemasındaki kovboy filmlerindeki karakterleri ters yüz etmiştir. Clint Eastwood bakışları ve sigara içme sahneleriyle ünlenmiştir.özellikle Tarantino bu bakışları kendi filmlerinde de kullanmıştır. Müzikleri, film esnasında oyunculara dinletir sahneleri o şekilde çekermiş. Ennio Morricono tüm filmlerin müziklerini yapmıştır. Onun filmlerinde uzun sekanslar, uzun yakın çekim planları ve sanatsal şiddete rastlarız. işte aşağıda efsane 4 filmin son düello sahneleri. ustaya saygılarla...