erins personal: Aralık 2005

Çarşamba, Aralık 07, 2005

ALT BENLİK


Sevgili öğrenciler,

sizlere yeni anlatım yöntemlerini göstermek benim boynumun borcudur. Bu yeni yöntemde dersin özünü anlamaktan öte hocanın aslında demek istediginin özüne inmek var. Size bu yeni yöntemi anlatırken ben çok büyük bir zevk aldım umarım siz de alırsınız

çok sevgili hocalarıma beni bu metodu gösterebildikleri için çok teşekkür ederim. Bu parça sayım ve subaşına atfedilmiştir.

Not: Monthy phyton and the meaning of life adlı filmin bir bölümünden esinlenilmiştir


hoca sınıfa girer.

H- Sevgili öğrencilerim bugun sizlere vasıfsız işçinin çalışırken fiziksel ortama uyum sağlaması açısından gerekli işçi kıyafetinin ne olması gerektigini ve ülkemizde bu hususa ne kadar uyulduğunu anlatacağım.
( ceketinin cebinden kırmızı bir tanga çıkartır )
H- Arkadaşlar elimde ne tutuyorum kim söyliyecek ?
sınıftan ses çıkmaz
H- Sen söyle arkada konuşan . evet sen sen
Ö- kırmızı bir mendil olabilir mi ?
H- bakın siz ikiniz (işaret parmagıyla işaret eder) hem konuşuyorsunuz hem de ukalalık yapıyorsunuz. sizi son kez uyarıyorum aksi halde yakarım !

aradan bir ses çıkar hafif cızırtılıdır bu ses "kırmızı tanga"

H- kim söyledi onu? aranızdan birisi doğru cevabı söyledi (kafasını sağa sola çevirerek)
Ö- ben söyledim
H-(gülerek) sen mi söyledin peki bana tanganın tanımını yapabilecek misin ?
Ö- hmms hanımların giydiği kumaş parçası ?
H- ben size 4 senede hiçbir şey öğretememişim Ondan sonra hocam ben sınavda yazıyorum niye not vermiyorsunuz ? sınıfa soruyorum arkadaşınızın verdiği cevap yeterli mi ?
Sınıf- (ürkek bir sesle ) HAYIR
H- kim bana tam tanımını yapacak vizesine 10 puan ekliyecem
Ö- 1950 ların ortasında ikinci sanayi devriminin başladığı dönemlerde bayan işçilerin işyerinde genel hal durum itibariyle her koşulda giydiği iç çamaşır parçası
H- her hoşulda mı dikkatinizi çekerim kanun ne diyor?
başka bir Ö- hayır hocam uygun koşulların sağlandığı ortamda.
başka bir Ö- hocam diyelim ki işveren uygun ortamı sağlamıyor bunun yanısıra işçinin regl dönemi var bunun içinde bir önlem almıyor bu durumda işçi tazminat alabilir mi
H- bu dediğiniz ülkemizde yaşandı. fakat öyle bir garip ülkedir ki doktrinle yargıtay çelişkiye düştü. Seksist yargıtay doktrini onaylamadı ve işçi mağdur oldu. üstelik bir de işinden oldu.
Ö- hocam bu olay emsal mi ?
H- hayır değil.
H- peki kim bana bu tanganın ebatlarını ve sahibini tarif edebilir ? tangayı sıradan sıraya dolaştıralım arkadaşlar ama rica ediyorum güzel kullanın diğer sınıflara da gösterecem
Ö- hocam ben söyleyeyim. bu asyalı bir işçiye ait. fazla kullanılmış ve yıpratılmış çok fazla çalıştırılmış. bedeni de 26 diye tahmin ediyorum
H- nefissss bir tespit. sen sınavdan önce gel bana ve isimini yazdır.
arkadan gülüşme sesleri gelir
H- (sinirli) bakın sizi uyarmıştım. mademki laftan anlamıyorsunuz bende anladıgınız dilden yapacam uyarımı (arkada gülen iki ögrencinin yanına yaklaşır herkesin önünde pantolonunu indirir büzülmüş aletini çıkarır ) kafanızı eğin! ( işemeye başlar yüzünde hain bir ifade vardır) işte bundan sonra böyle. yalnız hepsini boşaltmadım depoda biraz daha var onu da diğer konuşan arkadaşlarınız için sakladım (suratında hain bir tebessüm ifadesi bırakır )
arkadan bir ses
Ö- hocam siz hiç tanga giydiniz mi ? sizin bu konudaki görüşünüz nedir ?
H- evet bizim akademisyenler arasında bunun tartışması oluyor bazı akademisyenler tangaya karşılar tümden redd ediyorlar tabi onlar aşırı uç noktadakiler. bizim kendi bölümümüzde yaptığımız toplantılarda ben tangayla gittim ve iyi tepkiler aldım. Uzlaşma açısından olumlu hem işverenler hem de işçiler bu durumdan memnun. kanun koyucu da zaten bunu söylüyor sağlığa yararlı rahat kullanışlı ben özellikle yeni tip tangaları öneriyorum kelebek tipli olanlar şık da duruyor diii miii ?
H- bu konuda sanırım her şeyi söyledim evet öteki konuya geçiriyoruz " işçinin günümüzdeki pozisyonu " : günümüz toplumlarında post- endüstriyel dönemde teknolojinin yaygınlaşmasıyla işçiye olan ihtiyaç artık çok azaldı. özellikle 1980lerden sonra vibratörün yaygınlaşmasıyla birlikte ve endüstrinin inanılmaz gelişmesiyle birlikte hem rekabet oldukça fazlalaştı hem de işçiye olan rağbet azaldı. gereksinimlerini bu teknolojik cihaz aracıgıylan karşlıayabilecek duruma geldiler. Gün geçmiyor ki vibratör kalıplarında değişiklik olmasın kim bana sayacak bu kalıpları ?
Ö- ilk 1960larda başladı john holmes kalıbı daha sonra 1980lerde çeşitli isimsiz kalıplar üretildi zenci kalıbı dendi bunlara kısaca, 90larda patern hakkı tanınca peter north bu alanda büyük sükse yaptı 2000lerde ise rocco siffredi nin üstünlüğü tartışılmaz.
H- gene müthiş bir tespit arkadaşınızdan. yanlız gelişmeler bu alanla sınırlı kalmadı. bunun yanısıra şişme bebekler, elektrikli titreşen akıllı aletler, bu icatların hepsi işçinin gerekliliğini ortadan kaldırdı.
H- hep derslerde şikayet ediyordunuz bu kadar teorik bilgiyi kullanamadıktan sonra ne işimize yarayacak diye bugun size asya pazarından günlüğü 1 dolara kiraladıgım vasıfsız bir işçi buldum. eğer uslu durursanız ikinci ders size getirecem. geçen bu sınıfta mı olmuştu bir sınıfta arkadaşınızın teki bu durumdan iğrendi tabii ki bende ona final notunu söyledim
Ö- kaç aldı hocam ?
H- girmene gerek yok dedim
Ö-bıraktınız ???
H- evet çocuklar bizim bölümümüzde işçiden iğrenmek olamaz.4. sınıfa gelmiş bir öğrencinin bütün anatomiyi bilmesi gerek.
H- haa bu arada bu sınıfta bazı vajinismus olanlar var ben hepsini biliyorum 4. sınıfa gelip vajinismus varsa iş hayatına girmeyi düşünmesinler. çok zorlanırlar. eski tip işyerlerinde iş bualabilirler ancak.
Ö- hocam ama bize pratik gösterilmiyor ki
H- bakın eleştirirken biraz düşüneceksiniz ! ben eleştiriyorum ama eleştirdiğiniz şeyi tartacaksınız üniversiteler size pratik vermez onu siz kendiniz yapacaksınız. napiyim şimdi ben size haydar dümen i mi çağırayım? devlet üniversitesine ayrılan bütçe ne kadar? haydar dümen in bir seansı kaç para ? mantıklı olacaksınız. atıp tutmayacaksınız.
H- evet şimdi asyalı işçi keiko yu alalım sınıfa. Keiko gel buraya kızım.
Ö- hocam daha iyisi yok muydu
H- onu 1 dolara bir günlüğüne kiraladım istediğim her şeyi yapabilirim.hintliler vardı ama çok çelimsizlerdi. siz olsanız ilk napardınız ? oğlum dersi dinleyin
Ö- ben olsam ilk oraldan başlardım
H- arkadaşınıza katılıyor musunuz? doğru mu söylüyor sizce?
Ö- hocam ben foreplay yapardım
H- bu söylediğin çok güzel fakat bizim kültürümüzde foreplay yoktur.Bu batının 18. yüzyılda cinsel şevki arttırmak için başlattığı bir akımdır. Biz doğu kökenli gelenekçi bir ülkeyiz. Benim size önerim "şaplak atarak başlamaktır." hem bu onun hoşuna gidecek, şevkini ve motivasyonunu arttırıcak bir harekettir.bir de kimin egemen olduğunu gösterecektir.
Ö- hocam ben buna katılmıyorum bu söylediginiz eski dönem uygulama yani işçiyi denetleyen onu kontrol eden fikirlerine önem vermeyen fordist üretim tarzındaki çalışma ilişkilerini anımsattı. ben çoklu ortamı öneririm.
H- bu dediğini biz akamedisyenler çeşitli deneyler yaparak sınadık. maalasef grup çalışmasının yoğun geçtiği ve işçiyi hem çok yorduğu hem de onu domaltanlar arasındaki koordinasyon eksikliği sonucu özellikle her deliğe bir aletin yetmediği grup çalışmalarında iş hem daha uzun sürüyor hem onu domaltanlar arasında uyuşmazlığı arttırıyor hem de işçinin verimliliğini düşürüyor. üstelik işçinin hastalık kapma oranı da çok yükseliyor.
Ö- hocam işçinin sağlığı açısından kondom gerekli değil mi?
H- çok güzel bir soru fakat kanun koyucu şart koşmuyor kanun şöyle diyor dikkatinizi çekerim "kullanılabilir" diyor kullanılacaktır demiyor.
Ö- hocam ya hastalık geçerse ? tazminat alması gerekli değil mi
H- evet normalde alması gerekir fakat ülkemiz öyle bir ülke ki adli tıp raporlarında kimi insanlar "iktidarsız" raporu alabiliyorlar.
Ö- hocam diyelim ki işveren kondom kullandı fakat kondom ilişki esnasında patladı ve hastalık geçti o zaman nolacak?
H- çok güzel bir soru. işveren görüldüğü üzere her türlü önlemi almış yani iyiniyetli davranmış hakim bi kere bu iyiniyeti göz önüne alacaktır bunun yanında işveren "mucbir sebep" iddia edebilir. bugun iyi gidiyorsunuz hayrola ? bütün derslerde böyle misiniz ?
Ö- yok hocam sizin dersinizde sınıf sadece böyle. ilgili tabi manken geldi sınıfa
H- ahahahaha hocalarınıza söyleyeyim hepsi sınıfa manken getirsinler
sınıfta homurtu başlar
H- (sinirli bir ses tonuyla) bakın bir espri yaptım hemen gevşiyorsunuz. espiri yaptığıma pişman ediyorsunuz. birkaç kişi var aranızda bunların fiil ehliyetine sahip olduğundan bile şüpheliyim. Akıbetiniz kötü. diğer hocalar da sizden memnun değiller. tabii kimin umurunda nasıl burdan çıkınca iş bulamayacaksınız. kaç dakika var dersin bitmesine
Ö- hocam 41 geçiyor 4 dakika var
H- yeni pozisyon denemek için yeterli zaman var.
Ö- hocam haftaya geçseniz yeni pozisyona hem son saat sizin de performansınız düşmüştür.
H- bu ülkenin üniversitelerinde yetişen gençler bunu diyorsa ülkenin ilerisi vahim. işçi gelecek 69 isteyecek o zaman cevabınız nolacak ? napıcaksınız o zaman ? yabancılar gelecek işinizi kapacak sonra ? onlar girecek vajinalara nolacak onların idaresine girecez. çok üzülüyorum çocuklar yakında amı götü de kaybedeceksiniz farkında olmayacaksınız. ben sizin suratınıza boşalıyorsam bu sizin iyiliginiz içindir. geçende bir mezun öğrenci aradı beni ! amann hocam iyi ki suratımıza boşalmışsınız şimdi onların semerisini alıyorum her sperm akının ne kadar kutsal olduğunu şimdi anladım. siz sanıyorsunuz ki ben sperm yutmadan mezun olabilecem yok öyle bişi. hiç spermi yutanla yutmayan bir olur mu ? aynı ücreti alabilirler mi ? o arkadaşınız 4 dakikayı çaldı bakın yeni pozisyona da geçemedim. haftaya bir daha dersi bölen olursa bu sefer kafanızda sidik kokusu değil bok kokusu olacak. çıkabilirsiniz

Cuma, Aralık 02, 2005

moonlighting (mavi ay)- trt kuşağı



Geçende oturmuş digitürk de kanalları geziyordum Retromax de karşıma çıktı.Heyecanlandım.Bruce Willis in sesini alev sezer in seslendirememiş olması gerçekten bir eksiklikti,kayıptı rahatsız ediciydi.Hemen ingilizce ye switch ettim.böylesi kulağa daha güzeldi.hem koltuğa hemde eskiye gömülmüştüm beni o diziye bağlayan bir şeyler vardı. Çocukluğuma dair bir anı olması mı ? Bruce Willis ve onun o hazırcevap ve her zamanki cool tavırları mı ? bayan maddie hayes in o altın sarısı saçları mı ? Bilemiyorum tek bildiğim Cuma akşamları saat 22 de tv başına mıhlanıp bu diziyi izleyişimdi.Bu dizide duygu vardı.bir türlü birleşemeyen david ve maddie nin hikayesi vardı.izleyiciye o sıcaklığı geçirebiliyordu Bu yüzden 20 sene sonra bile izlendiğinde aynı duyguları verebiliyor. ya şimdi bir dizinin ömrü ne kadar ? kalbimizdeki ömrü ne kadar ? 1 hafta ? 1 ay ? bazen 1 saat ?
yeni zaman felsefesi "carpe diem "
Bir dizi kendisini izlettiyorsa o dizi güzeldir/başarılıdır ?
TRT nin böyle bir derdi yoktu ; çünkü TRT den başka seçenek yoktu. TRT nin misyonu insanlara güzel şeyler verebilmekti. Örneğin TRT zamanındaki dizilere bakalım Perihaan Abla, cosby ailesi, charles iş başında,uzaylı zekiye hep aileye dönük ailenin ve toplumun birleştirici taraflarını anlatan dizilerdi.Şimdi ise TV dizilerine baktığımızda hep aile bağlarının kopukluğunu ve parçalanmışlığıanlatan diziler var desperate housewives, The OC, two and a half men, ve aklıma gelmeyen diğer diziler.İnsan düşünemeden edemiyor arada sadece 20 sene gibi bir fark var.20 senede dünyada çok şey değişti bu bir gerçek.Dünyanın bu kadar hızlı sürede kabuk değiştirmesinin yansımaları çok parlak görünmüyor en azından beyaz camdan ... %2</div

Cuma, Kasım 25, 2005

Sideways

şarap tadında bir filmdi. Son zamanlarda gördüğüm en güzel doğal esprilere sahip film. Filmin en çok güldüğüm yerlerinden birisi de şurasıydı.

--------------------------------------------------------------------------------
Miles Raymond: Well, the world doesn't give a shit what I have to say. I'm not necessary. Had. I'm so insignificant I can't even kill myself.
Jack: Miles, what the hell is that supposed to mean?
Miles Raymond: Come on, man. You know. Hemingway, Sexton, Plath, Woolf. You can't kill yourself before you're even published.
Jack: What about the guy who wrote Confederacy of Dunces? He killed himself before he was published. Look how famous he is.
Miles Raymond: Thanks.
Jack: Just don't give up, alright? You're gonna make it.
Miles Raymond: Half my life is over and I have nothing to show for it. Nothing. I'am thumbprint on the window of a skyscraper. I'm a smudge of excrement on a tissue surging out to sea with a million tons of raw sewage.
Jack: See? Right there. Just what you just said. That is beautiful. 'A smudge of excrement... surging out to sea.'
Miles Raymond: Yeah.
Jack: I could never write that.
Miles Raymond: Neither could I, actually. I think it's Bukowsky.