<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462</id><updated>2011-07-08T04:10:50.948+03:00</updated><category term='şiddet'/><category term='polisiye'/><category term='arşiv'/><category term='aksiyon'/><category term='clint eastwood'/><category term='1984 Los Angeles'/><category term='andrei konchalosky'/><category term='tango and cash'/><category term='Kevin costner'/><category term='çoğunluk'/><category term='sinema'/><category term='film noir'/><category term='stallone'/><category term='sergio leone'/><category term='Gabriela Andersen-Schiess'/><category term='sanat'/><category term='bağımsız film'/><category term='unutulmaz sahneler'/><category term='ayar'/><category term='indie'/><category term='swingers'/><category term='Sam Mendes'/><category term='olimpiyat'/><category term='Gangester'/><category term='olimpiyat tarihi'/><category term='walter hill'/><category term='Jing Wong'/><category term='Mike Myers'/><category term='western'/><category term='Coen Brothers'/><category term='bruce willis'/><category term='wayne&apos;s world'/><category term='çatışma'/><category term='benicio del toro'/><category term='Chow Yun-Fat'/><category term='Tom Hanks'/><category term='richard kelly'/><category term='John Woo'/><category term='last man standing'/><category term='david cronenberg'/><category term='film'/><category term='Mafya'/><category term='kara film'/><category term='donnie darko'/><category term='stephan akhwari'/><category term='komedi'/><category term='unutulmazlar'/><title type='text'>erins personal</title><subtitle type='html'>EVER TRİED, EVER FAİLED ; TRY AGAİN FAİL AGAİN , FAİL BETTER</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>48</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-7173308110900345822</id><published>2011-05-18T00:35:00.005+03:00</published><updated>2011-05-18T01:46:09.618+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çoğunluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bağımsız film'/><title type='text'>Çoğunluk</title><content type='html'>Godard sinema için şunu söyler : "&lt;em&gt; sinema sosyolojiye benzer, küçük bir örneklemle bütünü anlatmaya çalışır demiş&lt;/em&gt;. Ben ise bireyler için şunu söylerim, bireyler sıvıya benzer içine girdikleri kalıbın şeklini alırlar. Çoğunluk  filmi bu iki söylemin birleşiminden oluşuyor. Elimizde malzeme olarak üst orta sınıf Türk ailesi var. Bu ailenin bir reisi (baba) onun köleleri var, bunlar : Evlenerek kısmen kendini kurtarmış büyük oğlan, hayatında hiçbir anlamı olmayan, kendi yolunu çizememiş küçük oğlan (mertkan) ve tek görevi ailesine hizmet etmek olan çok mutsuz bir anne var. Tipik bir ataerkil aile, her şeye baba karar veriyor, diğerleri dinliyor. Aslında bu filmin türdeşi olarak Haneke'nin " das weisse band"la eş tutuyorum. İkisinin meselesi de aynı. Bir çocuktan nasıl "zalim" bir toplum yaratabiliriz ? Hemen akabinde Türkiye gündemiyle alakalı ve filmde geçen annenin mertkan'a sarf ettiği  " &lt;em&gt;Nasıl sizin gibi duygusuz insanlar yetiştirdim&lt;/em&gt;"  repliğiyle analoji kuruyorum Rakel Dink'in şu sözlerini : "&lt;em&gt;Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim"&lt;/em&gt;. Benzerlik bu ya "film gerçekten de çok karanlık" yok öyle böyle değil görüntüler çok karanlık, zannediyorum bu Yılmaz Güney'den sonra yapılmış ender toplumsal gerçekci filmlerden bir tanesi, bu anlamda çoğunluk filmi aslında azınlıkta, gişe başarısı da bunu destekler nitelikte. &lt;br /&gt;Film faşizmin derinliğini sorguluyor, tıpkı haneke'nin beyaz bandında yaptığı  gibi " ötekileştirme, ezme, ayrımcılık, milliyetçilik, din - kutsal değerler ve sınıfsal ikiyüzlülük " kavramları tek tek ortaya seriliyor baba figürü üstünden. Biz Mertkan'ın çaresizliğini, üzerine biçilen kostümü zorla giydirilişini izliyoruz. Mertkan sorumsuz, umarsız, boşlukta, hayattan hiçbir beklentisi yok. Tipik bir kayıp genç, zira babası onun için hayatını şekillendiriyor. Tüm kararları onun için alıyor, daha açılış sahnesinde bunu görüyoruz. Mertkan' ın küçüklüğü ve babasını takip etmesi ve onun gibi olması, dolaysıyla mertkan'ın kaçacak, bu hayatı değiştirebilecek bir alternatif modeli de yok. Tek yapabildiği şey onun gibi boş arkadaşlarıyla arabayla turlamak, AVM'lerde çay içmek, telefon muhabbeti yapmak vs vs... Bu esnada sürekli gittiği fast food büfesindeki " Vanlı kız Gülle" samimi oluyor. Gül Van'dan kaçıp gelmiş 20'li yaşlarında kaçacak bir delik arayan, bir sıçrama yapmak isteyen gültepe varoşlarında yaşayan kürt bir kızdır. Mertkan ona karşı pek bir şey hissetmemektedir aslında, sadece içinde bulunduğu çaresizlikten ötürü tek sığınacak kapısı Güldür. Bu noktada mertkan'ın sınıfsal ikiyüzlülüğünü görürüz arkadaşlarıyla beraberken kendi lümpen kültürünü sergilemektedir kızla ciddi bir mevzu olmadığını dile getirirken, lakin  hareketleri ve ahvali kıza gönülden bağlı olduğunu göstermektedir; fakat içinde bulunduğu sınıfsal ikilem ona bi karar vermesi gerektiğini tembihleyecektir. Bu noktada devreye baba ve arkadaşlar girer. İşte burada " henüz evremini tamamlayamamış çarpık orta sınıf ahlakı devreye girer ve "etiketi" yapıştırır. Aslında örnekleme baktığımız zaman bu ailenin üst orta sınıf oldugunu söyleyebiliriz, nitekim baba inşaatçıdır ve 2 adet lüks arabaya sahiptirler. Tabii burada kullanılan inşaat mesleğini ben bir metafor olarak değerlendiriyorum. Bina aslında toplumu temsil etmektedir, toplumun hangi değerlerle inşaa edildiğini yönetmen gözümüze sokarken aslında metafor kullanmıştır. Orta sınıf ahlakı baskın çıkan bu durumda Mertkan kızdan ayrılır ve babasının inşaatlarından birinde sürekli kalmaya başlar. Böylelikle haytalık bitecek, zaten sözde açıkögretim fakültesinde okuyan mertkan kaydını silderecek ve vatan için askerlik yapacaktır. Mertkan üstüne biçilen bu rolü benimser ve gitgide babasına benzer; ama vicdanen rahatsızdır, burada çokca dostoyovskivari sahnelere ve demirkubuz sinemasına benzer açılımlar görürüz. Vicdanıyla baş başa kalan mertkan, bu ezikliğini üstünden atmak için babasından silah talep eder, böylelikle o da çoğunluğa dahil olur. Final sahnesine ayrı bir parantez açmak gerekir. Her şey başladığı yerdedir. Herkes kendisine biçilen rolü oynarken, televizyon hiç kapanmamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-7173308110900345822?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/7173308110900345822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=7173308110900345822&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7173308110900345822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7173308110900345822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2011/05/cogunluk.html' title='Çoğunluk'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-5777538445990038297</id><published>2010-01-02T19:12:00.001+02:00</published><updated>2010-01-02T19:14:48.518+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='olimpiyat tarihi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='olimpiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1984 Los Angeles'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gabriela Andersen-Schiess'/><title type='text'>Gabriela Andersen-Schiess - 1984 L.A. Olympics</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/h5gapRu1bbU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/h5gapRu1bbU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1984 olimpiyatlarında 39 yaşındaki maratoncu gabriela isviçre adına yarışmıştır. 42 km'lik maratonun son turu için stada girerken su ve tuz kaybından ayakta durmaya hali kalmayan Gabriela ona yardım etmek isteyen değdikleri anda diskalifiye olacağından ötürü sağlık görevlilerini yanından uzaklaştırıp son 400 metrelik parkuru 5 dakika 44 saniyelik bir sürede neredeyse bilinçsiz bir şekilde parkuru tamamlamıştır. 44 kişi arasında 2 saat 48 dklık süresiyle maratonu 37. sırada tamamlamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-5777538445990038297?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/5777538445990038297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=5777538445990038297&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5777538445990038297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5777538445990038297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2010/01/gabriela-andersen-schiess-1984-la.html' title='Gabriela Andersen-Schiess - 1984 L.A. Olympics'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-5912792305369379310</id><published>2010-01-01T02:23:00.003+02:00</published><updated>2010-01-01T02:31:48.070+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='olimpiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stephan akhwari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmazlar'/><title type='text'>Akhwari Mexico 1968 olympics- Finish the Race - personal story of courage</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Hq3rOMnLGBk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Hq3rOMnLGBk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meksika olimpiyat stadı 1968 olimpiyatları, 26 mil maraton koşusu yarışı biteli 1 saat olmuştur stadda tektük insan kalmış hava çoktan kararmıştır. Birden stadın tünelinden siyahi  tanzanyalı atlet stephen akhwari belirir stadda kalan seyirciler onu sonuncu olmasına rağmen ayakta alkışlar. bir muhabir ona sorar: Yarışı kazanma şansınızı kaybetmiştiniz. Neden ille de yarışı bitirmek için bu kadar kendinizi zorladınız. Akhwari tarihe geçen cevabı verir : "Beni ülkem 5000 mil öteye yarışa başlayayım diye değil ; yarışı bitireyim diye yolladı"&lt;br /&gt;Olimpiyat ruhunu anlatan, ender olaylardan biri.Stephen koşu sırasında sakatlanmasına rağmen tedavisini yaptırıp sakat sakat yarışa devam etmiştir. Onun hala hatırlamasını sağlayan şey sporcu duruşu ve azmidir. işte böyle insanlar hiçbir zaman unutulmazlar zira o yarışta birinci olanı kimse hatırlamaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-5912792305369379310?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/5912792305369379310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=5912792305369379310&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5912792305369379310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5912792305369379310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2010/01/akhwari-mexico-1968-olympics-finish.html' title='Akhwari Mexico 1968 olympics- Finish the Race - personal story of courage'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-8872437682583159040</id><published>2009-12-25T20:07:00.003+02:00</published><updated>2009-12-25T20:19:44.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mike Myers'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='wayne&apos;s world'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 82 - Wayne's World - Bohemian Rhapsody</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9umpJj3D4d8&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/9umpJj3D4d8&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92 yapımı Mike Myers'ın parladığı güzide kült komedi filmlerinden. Wayne ve Garth Chicago'da yaşayan 2 rocker dosttur. İkiside hayata tutunamamış loser tiplerdir. Çeşitli işlere girmişler fakat başaramamışlardır. Bu esnada hobi olarak yerel bir kanal için tv şovu yapmaktadırlar. Program büyük bir ilgi görür ve bu ulusal bir kanalın ilgisini çeker ve onları kendi kanalına transfer eder ; fakat programın formatı biraz değiştirilmiştir, bu duruma kıl olurlar ve programı rezil ederler. Medya patronlarına karşı duruşlarından taviz vermezler. Yukarıdaki sahne filmin en akılda kalan sahnelerinden biridir zira fon müziği olarak Bohemian's rhapsody vardır filmin ruhuna epeyce uymaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-8872437682583159040?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/8872437682583159040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=8872437682583159040&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/8872437682583159040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/8872437682583159040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/12/unutulmaz-sahneler-82-waynes-world.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 82 - Wayne&apos;s World - Bohemian Rhapsody'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-255088515907723022</id><published>2009-12-24T01:00:00.000+02:00</published><updated>2009-12-24T01:03:58.765+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='swingers'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bağımsız film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 81 - Swingers - You're So Money!</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/S8slB-mYCPw&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/S8slB-mYCPw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96 yapımı,ne tam romantik ne tam komedi yarı depresif yarı gülünç film. Mike 6 senelik ilişkisini bitirmiştir ama ayrılıgın üzerinden 6 ay geçmesine rağmen hala travmasından kurtulamamıştır. Dostları onun için kaygılanmaktadır ve bir çılgınlık yapıp onu 3 günlüğüne las vegas'a götürürler. Elamanımız o kdr tutuktur ki a...rkadaşları dayanamaz ve ona süper bir nasihatta bulunurlar. Filmin en güzel sahnelerinden biri.See More&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-255088515907723022?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/255088515907723022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=255088515907723022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/255088515907723022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/255088515907723022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/12/unutulmaz-sahneler-81-swingers-youre-so.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 81 - Swingers - You&apos;re So Money!'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-1923742011379190600</id><published>2009-10-29T12:43:00.002+02:00</published><updated>2009-10-29T12:48:06.767+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='donnie darko'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bağımsız film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='richard kelly'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 80 - DONNIE DARKO- DONNIE WITH FRANK</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/UXbBlGBoUms&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/UXbBlGBoUms&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Avustralya asıllı richard kelly'nin 28 yaşında  2001 yılında çektiği bir ilk film donnie darko. 80'li yıllarda geçen film Sorunlu bir ergenlik geçiren Donnie Darko'nun hayata bakışını 28 günlük serüveni dahilinde konu ediyor. Bunun içersinde hayata dair Donnie'nin söylemlerini ilk gençlik isyanlarını 80'ler ruhu içersinde gösteriyor.&lt;br /&gt;burdaki sinema salonu sahnesinde, bu esnada sinema ekranında 87 yapımı evil dead 2 oynamaktadır. (korku filmlerini tiye alan film)  &lt;br /&gt;burada belki de filmin &lt;strong&gt;en vurucu &lt;/strong&gt;diyaloglarından birine şahit oluruz:&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Donnie: Why do you wear that stupid bunny suit? &lt;br /&gt;Frank: Why are you wearing that stupid man suit? &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;insan istemeden de olsa mavi ekran veriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-1923742011379190600?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/1923742011379190600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=1923742011379190600&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1923742011379190600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1923742011379190600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/10/unutulmaz-sahneler-80-donnie-darko.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 80 - DONNIE DARKO- DONNIE WITH FRANK'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-5902612418903583233</id><published>2009-08-16T03:33:00.000+03:00</published><updated>2009-08-16T03:35:15.212+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sergio leone'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='clint eastwood'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='western'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 79 - DUELS OF SERGIO LEONE</title><content type='html'>Aslında hepsi ayrı ayrı  irdelenmesi gereken bir döneme damga vurmuş western klasikleri. Sergio Leone'in aslında anti-kahramanları kahraman etmesi. Hiçbiri  ne gerçekten iyidir ne de gerçekten kötüdür. hiçbir katil ne gerçekten katildir ne de anadan doğmuş ak süt değildir. Leone Amerikan sinemasındaki kovboy filmlerindeki karakterleri ters yüz etmiştir. Clint Eastwood bakışları ve sigara içme sahneleriyle ünlenmiştir.özellikle Tarantino bu bakışları kendi filmlerinde de kullanmıştır.&lt;br /&gt;Müzikleri, film esnasında oyunculara dinletir sahneleri o şekilde çekermiş. Ennio Morricono tüm filmlerin müziklerini yapmıştır. Onun filmlerinde uzun sekanslar, uzun yakın çekim planları ve sanatsal şiddete rastlarız. işte aşağıda efsane 4 filmin son düello sahneleri. ustaya saygılarla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/nzCPNKP41z8&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/nzCPNKP41z8&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-5902612418903583233?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/5902612418903583233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=5902612418903583233&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5902612418903583233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5902612418903583233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/08/unutulmaz-sahneler-79-duels-of-sergio.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 79 - DUELS OF SERGIO LEONE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-5314874472607379981</id><published>2009-08-05T00:30:00.002+03:00</published><updated>2009-08-05T00:33:48.734+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiddet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mafya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='david cronenberg'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 78 -  A HISTORY OF VIOLENCE - BAR SCENE</title><content type='html'>Tom Stall (Viggo Mortensen) , sakin bir Amerikan kasabasında, örnek bir yaşam sürmektedir. Ailesine olan bağlılığı ve çevresindekilere olan saygılı davranışlarıyla tanınır. Fakat bir gün başına bela olan serserilere haddini bildirince, işler değişir. Medya aradığı kahramanı, New York kökenli bir mafya ise yıllardır aradığı katili bulmuştur&lt;br /&gt;Bu küçük olayın ardından Tom’un karanlık geçmişi bir anda ortaya çıkar. Mütevazi aile babası, kendisinin ve ailesinin sağlığı için mafyanın üzerine gitmek ve müthiş bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır.&lt;br /&gt;David Cronenberg’in John Wagner ve Vince Locke’un kült grafik romanından uyarladığı 2005 yapımı bu çalışma son derece güçlü bir öyküye sahip. Suç, geçmiş, intikam gibi kavramlarla örülü, uzun süre aklınızdan silemeyeceğiniz, nefis bir gerilim filminin kader sahnesi. Tom'un kendi şiddetini dışa vurduğu an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/gEUuZVN-Hwk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/gEUuZVN-Hwk&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-5314874472607379981?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/5314874472607379981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=5314874472607379981&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5314874472607379981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5314874472607379981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/08/unutulmaz-sahneler-78-history-of.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 78 -  A HISTORY OF VIOLENCE - BAR SCENE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-6923423933559012383</id><published>2009-08-03T23:12:00.003+03:00</published><updated>2009-08-03T23:24:14.293+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kara film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film noir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mafya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Coen Brothers'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 77 -  MILLER'S CROSSING - SHOOT OUT SCENE</title><content type='html'>Sıra Coen kardeşlerin, yer altı dünyasını yine kendi tarzlarında “karakter üzerinden konuyla” ele aldıkları en güzel filmlerinden birine geldi. Filmimiz Miller’s Crossing 1930’ların Amerikasında, mafyanın polisin üzerinde olduğu bir dönemde geçmektedir. Dönemin büyük çetelerinden birinin başı İtalyan mafya babası Leo (Albert Finney), sağ kolu olan İrlandalı Tom Reagan’ın (Gabriel Byrne) da büyük yardımıyla bir doğu şehrini yönetmektedir. Patronunun en güvendiği danışmanı olan anti-kahraman Tom’un, Leo’nun kız arkadaşıyla da gizli bir ilişkisi vardır. Rakip mafya babası Johnny Caspar’ın Leo’nun kız arkadaşının erkek kardeşi olan Bernie’yi (John Turturro) öldürmek için izin istemesi ve Leo’nun bu izni vermemesi üzerine iki mafya arasında savaş başlar. Bu olayların ortasında kalan ise Tom’dur. Hakikaten Tom bir ara o kadar zor durumda kalıyor ki, ne yapacak diye şaşırıyorsunuz. Siz filmde sürüklenirken, Tom yine zekasını konuşturan hamlelerle sizi mest ediyor. ‘Miller’s Crossing’i izlerken, gansgter filmleri adına aradığınız herşeyi bulacak ve tatmin olacaksınız. Aşağıda filmden küçük bir sahne yer almaktadır. Leo'nun faka bastırılmaya çalışıldığı an. Güzel bir çatışma sahnesi fakat arkada yer alan müzik rezarvuar köpeklerinden alınmakla olmakla birlikte filmin orjinal versyonunda yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5llpeuKREgs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/5llpeuKREgs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-6923423933559012383?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/6923423933559012383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=6923423933559012383&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6923423933559012383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6923423933559012383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/08/unutulmaz-sahneler-77-millers-crossing.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 77 -  MILLER&apos;S CROSSING - SHOOT OUT SCENE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-8396049210605249209</id><published>2009-07-31T23:43:00.004+03:00</published><updated>2009-08-01T00:05:33.773+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sam Mendes'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tom Hanks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gangester'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mafya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 76 -  ROAD TO PERDITION - SHOOT OUT SCENE</title><content type='html'>2002 yapımı Sam Mendes filmi. Çok sağlam bir gangester filmi. Tom Hanks filmde büyük ekonomik bunalımı yaşayan 30'ların Amerika'sında bir İrlanda çetesi için çalışan bir kiralık katil olan Michael Sullivan'ı canlandırıyor. Sullivan'ın içine bulaştığı işler yüzünden karısı ve oğlu ölür ve bundan sonrası Sullivan için bir öç alma savaşı olacak ve bu savaşta hayatta kalan diğer oğlu da onun yanında yer alacaktır...&lt;br /&gt;1930 ların Amerikasını konu alan filmde özellikle görüntüler müthiş. Yönetmen o yılardaki Amerikayı öyle iyi, öyle gerçekçi işlemiş ki hayran olmamak elde değil. Efsanevi aktör Paul Newman'ın varlığı filme çok şey katıyor, aynı zamanda oynadığı hemen hemen tüm filmlerde rolünün üstesinden gelen, Tom Hanks ise yine pek farklı değil herzamanki gibi göz kamaştırıcı.Sam Mendes "Amerikan Güzelindeki" başarısını bu film de de sürdürmüş. Çok iyi bir çatışma sahnesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/lgLpz3hxyVI&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/lgLpz3hxyVI&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-8396049210605249209?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/8396049210605249209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=8396049210605249209&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/8396049210605249209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/8396049210605249209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-76-road-to-perdition.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 76 -  ROAD TO PERDITION - SHOOT OUT SCENE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-5132894510223034947</id><published>2009-07-29T16:52:00.002+03:00</published><updated>2009-07-29T16:57:45.840+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Chow Yun-Fat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jing Wong'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 75 - GOD OF GAMBLERS  CAR PARK SHOOUT SCENE</title><content type='html'>Hong Kong sinemasıyla yolumuza devam edelim sene 89 bu sefer karşımızda başka bir yönetmen Jing Wong başrolde ise karizmatik aktör Chow Yun-Fat. Bu film vakti zamanında epey ses getirmiş olup 2 tane daha devam filmi çekildi. Bu filmin kısaca konusu şöyle: Do San (Chow Yun-fat) efsanevi bir kumar oyuncusudur ve kumarbazlar kralı olarak tanınmaktadır. Neredeyse doğa üstü yetenekleri sayesinde hiçbir oyunu kaybetmemektedir. Bir dostuna yardım etmek için kumar oynamayı kabul eder. Fakat bir kaza sonucu hafızasını yitiren Do San artık bir çocuk gibi davranmaya başlar. Başka bir yerlerde kendi çapında küçük bir hırsız olan Knife kız arkadaşı ve en iyi arkadaşıyla birlikte yaşamaktadır. Kazanın sorumlusu olduğu için Do San'a sahip çıkan genç adam onun kumar yeteneğini fark ettiğinde bundan yararlanmaya karar verir. Fakat kendinde olmayan Do San'ın düşmanları her geçen gün ona biraz daha yaklaşmaktadır. Çok sağlam kumar masası sahnelerinin yanısıra filmdeki nadir çatışma sahnelerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/CKUsJ9uuuzc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/CKUsJ9uuuzc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşağıdaki kare ise filmin en sağlam kumar masası sahnelerinden biri. Mükemmel yakın planlar ve ustaca aktarılmış duygular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2puaI9V8Osc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2puaI9V8Osc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-5132894510223034947?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/5132894510223034947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=5132894510223034947&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5132894510223034947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/5132894510223034947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-75-god-of-gamblers.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 75 - GOD OF GAMBLERS  CAR PARK SHOOUT SCENE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-9135889142527897046</id><published>2009-07-29T15:26:00.002+03:00</published><updated>2009-07-29T15:29:15.990+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='John Woo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 74 -  HARD BOILED - HOSPITAL SHOOUT OUT SCENE</title><content type='html'>B tipi filmler kategorisine sokabileceğimiz Hong Konglu yönetmen John Woo'nun klasik polis-mafya ağı filmlerinden 92 modeli olan " Hard Boiled " isimli eseri. Konusu kısaca şöyle : Bir kaçakca mafya grubu Hong Kong'a kaçak silahlar sokar. Polis kahveye baskın düzenler ve orada başrol polisimiz partnerini kaybeder bu esnada  2 silah kaçakcısı mıntıka parselleme konusunda çıkmaza düşerler. Bu iş için gizli polis tony araya sızar ve onları içerden yok etmeye çalışır. Güzel aksiyon sahnelerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4OPyoJgV_YY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/4OPyoJgV_YY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-9135889142527897046?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/9135889142527897046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=9135889142527897046&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/9135889142527897046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/9135889142527897046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-74-hard-boiled.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 74 -  HARD BOILED - HOSPITAL SHOOUT OUT SCENE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-6061312052392570300</id><published>2009-07-29T14:13:00.002+03:00</published><updated>2009-07-29T14:18:35.100+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='benicio del toro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 73 - THE WAY OF THE GUN -Realistic room clearing and tactics</title><content type='html'>Silahların Gölgesinde (özgün ad:The Way of the Gun) 2000 yılında çekilmiş, gişede pek iyi bir başarı getirmemesine rağmen HOTDOG ve Laterde dahil olmakla bir çok yer ve eleştirmenler filmi beğenmişdir[1], filmin yönetmenliğini The Usual Suspects (Olağan Şüpheliler) filmininin Akademi Ödüllü senaristi olan Christopher McQuarrie yapmışdır ve filmin senaryosunu da hazırlamışdır. The Usual Suspects filminin bir oyuncusu olan Akademi Ödüllü Benicio Del Toro ve ünlü oyuncu Ryan Phillippe filmin başrollerini paylaşmıştır. Filmin konusuna gelirsek, Onlar aslında iyi insanlar ama hayattakı tek amaçları daha çok para kazanmak olduğu için kirli işlere el atmış insanlar. Birinin ismi kayıtlarda Bay Parker (Ryan Phillippe) ve diğerinin ismiyse kayıtlarda Bay Longbaugh (Benicio Del Toro) olarak geçmektedir. Hayatlarına yol vermek istemektedirler ancak parasız olduklarından pek hayatları yolunda gitmemekteydi ve işte bir gün şans kaderlerine çıkar ancak sandıkları kadar iyi bir şans değildir bu. Sperm kliğinde bulunan ikili tesadüfen ismi Robin olan bir genç kadının (Juliette Lewis) iki koruma ile girdikleri doktorda konuştuklarını duyarlar. Kadın bir ailenin taşıyıcı anneliğini yapmaktadır ve $1,000,000 dolar alacaktırlar bunun için. İkili tam zamanında harakete geçerler fakat işler beklendiği gibi yürümese de Robin isimli kadının kendi hatasıyla onu yakalarlar. Artık yakında fidye isteyecektirler ve alacakları 15 milyon dolar gibi büyük bir miktarla zengin olup hayatlarını sürdürecektirler. Ancak ikili bir çok şey öğrenecektirler. Öncelikle bu kadın çocuğunu aynı ailenin oğullarından yapmışdır ve ayrıca fidye isteyecekleri kişi de pek sıradan bir zengin değildir. İşte o zaman silahların gölgesinde bir macera başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Hj3m7mYuLLQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Hj3m7mYuLLQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-6061312052392570300?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/6061312052392570300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=6061312052392570300&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6061312052392570300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6061312052392570300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-73-way-of-gun.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 73 - THE WAY OF THE GUN -Realistic room clearing and tactics'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-4465207563128371892</id><published>2009-07-28T15:05:00.002+03:00</published><updated>2009-07-28T15:43:37.142+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='western'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 72 - TOMBSTONE- GUN FIGHT AT THE CORRAL</title><content type='html'>93 yapımı Zengin oyuncu kadrosuyla şaaşalı eski amerikan western filmlerine saygıda kusur etmeden o ruhu korumaya çalışan western filmi. Konusu kısaca şöyledir :&lt;br /&gt;Film 1881 ve 1882 yıllarında ABD'nin batısında yaşanmış birtakım tarihi olaylara dayanmaktadır. Kanun koruyucu olarak yıllarca görev yaptıktan sonra kendilerini emekliye ayıran silahşör Wyatt Earp (Kurt Russell) ve iki kardeşi (Sam Elliott ve Bill Paxton) aileleri ile birlikte kendilerine yeni bir hayat kurmak için geldikleri Arizona'nın "Tombstone" kasabasında kendileri gibi silahşör olan eski dostları Doc Holliday (Val Kilmer) 'le karşılaşırlar. Sakin bir hayat umarlarken burada da karşılarına çıkan kanunsuzlarla çarpışmak zorunda kalırlar. Türkçeye "kasabanın Naumusu" ismiyle vizyona girmiştir. çok sıkı bir çatışma sahnesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2mnFsrmsA94&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2mnFsrmsA94&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-4465207563128371892?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/4465207563128371892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=4465207563128371892&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/4465207563128371892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/4465207563128371892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-72-tombstone-gun.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 72 - TOMBSTONE- GUN FIGHT AT THE CORRAL'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-3452607040849499562</id><published>2009-07-26T02:36:00.003+03:00</published><updated>2009-07-26T03:02:02.564+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kevin costner'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='western'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 71-  OPEN RANGE</title><content type='html'>2003 Yapımı bir kevin costner filmi (aynı zamanda başrol) konusu kısaca şöyle: Geçmişin gölgesinden uzaklaşmak için, Charley Waite, Boss Spearman, Button ve Mose Harrison, sürülerinide alarak, özgürlüğün tadının en iyi hissedileceği ve kanunları onun belirlediği, doğaya doğru, yola çıkarlar.Birbirlerine son derece bağlı ve sadık olan kovboyların, amaçları yaşamak, değerlerini korumak ve şiddetten, zorda kalınmamak şartıyla, uzak durmaktır.Ancak, geldikleri sınır kasabasında, zorbalık ve korkunun hüküm sürdüğünü görürler ve burada tekrar, eski günlere dönerler.Bu olayların arasında, hep yalnızlığı seçen Charley, cesur bir kadın olan, Sue Barlow’la tanışır ve her şeyiyle ondan etkilenir.Bu kovboylar, kasaba zorbalarına karşı savaş açarlar. iyi bir çatışma sahnesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/lq3zjTmVLbM&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/lq3zjTmVLbM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-3452607040849499562?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/3452607040849499562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=3452607040849499562&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/3452607040849499562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/3452607040849499562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-71-open-range.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 71-  OPEN RANGE'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-7931317110217795434</id><published>2009-07-12T16:20:00.003+03:00</published><updated>2009-07-12T16:27:10.950+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='last man standing'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bruce willis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unutulmaz sahneler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='walter hill'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 70- LAST MAN STANDING</title><content type='html'>Brucel Willis'in başrolünü oynadığı 96 yapımı bir walter hill filmi. Filmin konusu kısaca şöyle :john smith, bir kiralık katildir. sadece prensiplerine göre hareket eden, geçmişi ve geleceği umursamayan john, teksas’ın küçük bir kasabası olan jericho’ya gelir. bu kasaba iki güçlü gangsterin yönetimindedir. biri sağ kolu giorgio ile birlikte çetesini idare eden italyan strozzi, diğeri ise yardımcısı hickey ile irlanda çetesinin başındaki doyle’dir. iki çete kaçakçılık konusunda rakiptir. bu iki güçlü gangster arasındaki rekabetten ve çıkan olaylardan dolayı kasaba bir cehenneme dönmüştür. john, doyle’nin çetesine katılır. bu arada felina adındaki bir kızılderili kıza ilgi duymaya başlar. ancak felina, çetenin reisi doyle’ye aittir. tek çare john’un hemen saf değiştirip strozzi’nin çetesine katılmasıdır. kasabanın rüşvetçi şefinin işlerini daha iyi yürütebilmek için iki çete arasında imzalattığı ateşkes anlaşması zamanla önemini yitirir. çünkü john iki çete arasında ikili oynar ve çetelerin savaşı doruğa çıktığında iki ateş arasında kalır. ve sonuçta çok büyük bir savaş patlak verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/b_jviI-v940&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/b_jviI-v940&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-7931317110217795434?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/7931317110217795434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=7931317110217795434&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7931317110217795434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7931317110217795434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-70-last-man-standing.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 70- LAST MAN STANDING'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-1014870046514452195</id><published>2009-07-06T00:37:00.000+03:00</published><updated>2009-07-06T00:41:52.172+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='andrei konchalosky'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polisiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arşiv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stallone'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tango and cash'/><title type='text'>UNUTULMAZ SAHNELER 69 (FACEBOOKTAN DEVAM) TANGO AND CASH</title><content type='html'>89 yapımı belki de 80'lerin ruhunu iyi yansıtan andrei konchalosky yapımı polisiye aksiyon ve komedi filmi. Tango iyi giyimli düzgün narkotikte çalışan başarılı bir polistir, Cash de onun gibi narkotik de çalışan fakat tango'nun tam aksine sorumsuz, serseri bir tiptir. Bu iki aykırı, biribirine rakip polisin yolu polis şefinin ikisini beraber göreve atamasıyla kesişir ve komik olaylar gelişir. 10 kere izlense de tadından tad kaybetmeyecek filmlerden. Aşağıda filmin açılış sahnesindne bir bölüm vardır. Tango cool tavırlarıyla adeta kırıp geçirmekte ayar üstüne ayar vermektedir.&lt;br /&gt;- Who the hell you think you are !&lt;br /&gt;- he thinks he is rambo&lt;br /&gt;- Rambo is pussy ( shoots the gun to the trunk)&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WsGq4_19p6Q&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/WsGq4_19p6Q&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-1014870046514452195?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/1014870046514452195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=1014870046514452195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1014870046514452195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1014870046514452195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2009/07/unutulmaz-sahneler-69-facebooktan-devam.html' title='UNUTULMAZ SAHNELER 69 (FACEBOOKTAN DEVAM) TANGO AND CASH'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-6881834539844857163</id><published>2007-12-11T13:41:00.000+02:00</published><updated>2007-12-11T14:34:13.497+02:00</updated><title type='text'>Sayonara</title><content type='html'>Başlangıçlar ve bitirişler her zaman zordur, zira ikiside uç noktalardadır. Biri biterken öbürü başlar, bir devinim içersindedir bu ikili. Şu ana kadar hayatımda birkaç önemli hadise başımdan geçmiştir; ama sanırım benim için bu askerlik dönemi, hayatımda bir şeylerin bitişi ve bir şeylerin başlangıcına işaret ediyor. &lt;em&gt;Dolce la vita &lt;/em&gt; dönemi biterken, şu an adını tam koyamadığım döneme giriyorum. O yüzden inanılmaz dikkatli ve tedbirliyim adımlarımı atarken. Eğer hayatımı ikiye bölmem gerekecekse herhalde askerlik dönemini milad olarak seçerim. Önceki dönemde yaşadığım tecrübesizlikler bana ders oldu, artık eski hatalara yer yok. &lt;strong&gt;Merhamet yok. Acıma yok. &lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Şefkat yok&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Taviz yok&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;İçimdeki çocuğa yer yok&lt;/strong&gt; Bundan sonra Bir demir gibi sert olunacak, kararlar ivedilikle alınacak. Taviz verilmeyecek. Dönünce bambaşka biri olunacak. &lt;br /&gt;Son 3 haftada yaşadıklarım ve gördüklerim, bana büyük  dersler verdi. Gerçek yüzler asıl şu zamanda belli oluyormuş. Dünya zalimlerin dünyası. eğer kötü olmak gerekiyorsa olacaksın. çünkü kimse iyi değil. İyilik denen şey menfaat varsa geçerli bir şey. Dünyada tek sahip olduğun şey annen, baban ve akrabaların. Gerisi yalan. Her ne kadar anneler babalar bazen seni çileden çıkarsa da, en kötü anında bile karşılıksız yanındalar. Ya sizler ya bizler ? Bencillikten etrafımızı göremiyoruz. Allah kimseyi kimseye şu zamanda muhtaç etmesin. Çünkü gün gelir ki o muhtaç olduğunuz kişi her şeyi bir gün suratınıza vurur. O yüzden, bundan sonra tanıyacağım insanlara arkadaş demiyeceğim. Benim için "arkadaş" kelimesi anlamını yitirmiştir. Bir mana içermemektedir. Benim için bundan sonra iyi huylu bakteriler ve kötü huylu bakteriler, zararlı bakteriler ve zararsız bakteriler vardır. İnsanlık bu kadar batağın içindeyken her gün sistem tarafından kirlenirken, nasıl olur da &lt;em&gt;onlara&lt;/em&gt; sevgiyle yaklaşabiliriz. Bazen bedenimden kurtulup sadece ruh olarak yaşamak istiyorum, böylelikle kimse benimle uğraşmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel bir sınav bekliyor. Zaman zaman moralim bozulsa da, kendimi hazırlamaya çalışıyorum. Eminim o silahı tutmak hoşuma gidecek. Attığım her kurşunda bana yapılanları hatırlayacağım ve böylelikle nişanımı tam 12'den vuracağım. Bundan sonra acı çekmek istemiyorum. Çektiğim acıların başkalarına geçmesini istiyorum. Daha iyi bir dünya için yaşamıyorum. çünkü kimse yaşamıyor. Herkes kendisi için yaşıyor.Dünya koca bir pazar. Ne kadar paran varsa alım gücün de o kadar. Silahımın şarjörünü boşaltırken büyük bir zevk alacağım. Tekmil verirken, bana yapılanları düşüneceğim ve kışlada en gür benim sesim çıkacak. Artık birisine bir şey yaparken, karşılığını almak için açık kapı bırakacağım, böylelikle enayi yerine konmayacağım. Gitmeden önce birkaç şeye elveda demek istedim :&lt;br /&gt;Sayonara bilgisayarım, Sayonara Msn listem ve en zor günlerimde bana selam bile vermeyen robot kalpli tekeler, sayonara kendisini dünyanın efendisi sananlar, sayonara kraldan çok kralcı olanlar, sayonara cin olmadan şeytan olanlar, sayonara kurnazlar, Sayonara Ipodum, sayonara futbol,yatağım, yastığım, kitaplarım, özgürlüğüm,  kendim bizzat ben. &lt;br /&gt;Ölmek için çok genç, yaşamak içinse artık geç...&lt;br /&gt;Elveda&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-6881834539844857163?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/6881834539844857163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=6881834539844857163&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6881834539844857163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6881834539844857163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/12/sayonara.html' title='Sayonara'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-6180561938081115860</id><published>2007-10-12T17:27:00.000+03:00</published><updated>2007-10-12T19:15:48.012+03:00</updated><title type='text'>Bedük</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.pozitif.info/2004/images/festival/artists/beduk_b.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.pozitif.info/2004/images/festival/artists/beduk_b.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güzide ülkemizin topraklarında binbir çeşit müzik yankılanırken ve bu müzik türlerinin dinleyen sayısı azımsanmayacak ölçüdeyken, kimi müzik türlerini icra ettirenler için aynı iyimserliği gösteremiyeceğim. Özellikle bu müzik trendleri arasında dans ve club türlerini sevenler çoğalırken, bu müzik türünü ülkemizde başarıyla icra edeni neredeyse yok veya underground piyayasında tanınıyor. Oysa öbür yanda sokak kültürünü yansıttığını ifade eden ülkemizdeki rap şarkıcılarına bakınca her gün yeni bir rapçinin çıktığına tv'den şahit oluyoruz. Halihazırda rap starımız bile ve hatta birbiriyle düeollo yapan rapçilerimiz bile varken neden yükselen trend olan dans müziğinden birileri yok diye düşüne dururken, bedük soyadlı serhat adlı tarz abimiz yıllardır çeşitli sanatçıların aranjmanlığını yaptıktan sonra  2007 yılında "even better" isimli kendi albümünü piyasaya sürdü.&lt;br /&gt;Albümü alıp baştan sona dinlemedim. Birkaç şarkısını myspace'den baktım ve başarılı buldum, ama asıl benim yazmama iten sebep albümdeki performansı değil de kendisinin canlı performansıydı. Hatta şöyle dersem daha doğru olur. Kendisini ilk kez rock n coke da dinledim ve daha sonra albüm şarkılarını dinleyebildim. Canlı performansı çok ama çok daha iyi.&lt;br /&gt;Bunun sebebi neydi peki? Kendisinin yaptığı müziği tam dans müziği olarak tanımlayamam. Grup bazlı 80'lerin disko bandlerinin izlerini taşıyan yarı dans yarı grup tandanslı oluşundan mı, yoksa bilindik dj'lerin performans sırasında izleyiciyle olan iletişimsizliği bu adamın vokalle ve kurdugu diyaloglarla bunu kapatması mı hoşuma gitmişti veya 80'lerin o havasını  taşıyan yanı  ayağa düşmememiş kült müzik türlerini seslendirmiş olması mı beni etkiledi tam olarak bilemiyorum. Bildiğim bir şey var bu adam 80'lerin müziklerini çok dinlemiş ve sadece 80'lerin bir türünü dinlememiş. Rock'la disko arasında gidip gelmiş.&lt;br /&gt;Müziği kime benziyor diyecek olursanız, ilk aklıma &lt;strong&gt;Huey lewis and the news &lt;/strong&gt;geldi, çünkü seslendiği kitle biraz çağrıştırıyor. Hem klas olmanız hem de tarz olmanız gerek onları sevmek için. yani hem gelir grubunuz yüksek hem iş sahibi hem dinamik hem de biraz yuppie olmalısınız. Daha sonra &lt;em&gt;Tom Jones, Jamiroquai, Star Dust, Talking heads&lt;/em&gt; şimdilerden Mika geldi aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş çıkışı kafa dağıtmak için iş arkadaşlarıyla gidilip seviyeli bir ortamda eğlenmek için bedük dinlemek bire bir. Kravatınızı gevşetip içkinizi yudumlarken, iş arkadaşlarınızın aslında o kadar sıkıcı insanlar olmadığını düşündürtecek kadar eğlenmenizi sağlayacak bu bedük soyadlı serhat'ın canlı performansını kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-6180561938081115860?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/6180561938081115860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=6180561938081115860&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6180561938081115860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6180561938081115860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/10/bedk.html' title='Bedük'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-7087551715794797023</id><published>2007-08-17T21:20:00.000+03:00</published><updated>2007-08-17T23:08:42.131+03:00</updated><title type='text'>kavak yelleri esiyor perşembe geceleri</title><content type='html'>Sabah kalktım günün perşembe olduğunu içimdeki belirsiz huzursuzluktan fark ettim. Perşembe ile yıllardır yıldızım barışık olmamıştır, zira perşembe öyle anlamsız bir gündür ki ömrümüzü uzatmaktan başka işlevi olmadığını bile bazen düşünürüm, çünkü perşembe arada kalmış bir gündür, haftanın ortası olan çarşambayla; iş, okul hayatının son günü olan cuma arasında kalmış, köprü vaziyeti gören geçmesini istediğimiz bir gündür. Üstüne üstlük ağır bir popüler kültür tüketicisi olarak da (futbol maçları, komedi programları, konser) perşembe günü güzel bir etkinlik veya program oldugunu da pek ender rastlamışımdır şu yaşımda. Perşembe hakkında bu kadar olumsuz düşüncelere sahipken, saat 20.00 sularında  her hafta izlemeye çalıştığım, kavak yelleri dizisi olduğu istemsizce aklıma gelir. İşin garip tarafı ben belki hayatım boyunca oturup bölüm sektirmeden dizi izlememeişimdir, hele türk dizisi... Şaka gibi ama gerçek.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kavak Yelleri&lt;/strong&gt;, son zamanlarda takip ettiğim kadarıyla tv'deki en iyi gençlik dizisi. Ne abartı, ne zevzek, ne de zengin genç fakir genç çatışmasını klişelere takılarak anlatıyor. Birincisi &lt;em&gt;Urla&lt;/em&gt; gibi şirin bir yerde çekerek dizinin samimi olan dilini çevre faktörlerini ve oranın yaşayış biçimini içine katarak samimiyetini sağlamlaştırmış. İkincisi ise çevreyi küçük tutarak, diğer dizilerden farklı olarak bu küçük çevrenin dertlerine derinine kadar inebilmeyi başarmış; yani buradan kasıt şu : örneğin x karakterinin bir bölümde derdi sınıfta kalma korkusuysa, diğer bölümde de bunu tırmalamış. Üçüncü nokta ise tempo. Dizinin temposu olağanüstü, eş zamanlı birkaç farklı olay yaratılarak bunlar arasındaki geçişler sağlanarak dizinin heyecanı bir kat daha arttırılmış.  Böylelikle tek bir bölümde bir olaydan daha fazla olay oluyor. Dördüncüsü ise devamlılık, bir bölümde kalan problem tek bir bölüm içersinde çözülmüyor, sürekli yayılarak ilerliyor dolaysıyla diğer bölümü de izlemek zorunda kalıyorsunuz. Son olarak da dizinin müziklerine değinmeden geçmek yakışıksız olurdu. Pinhani gibi ruhun derinliklerine inen bence namelerini Anadolu'dan alan bu güzel grubun müzikleri, dizinin ritmiyle, öyküsüyle birebir uyuşmuş. Dizinin diğer başarılı olduğu konu ise birey-aile çatışmaları. Hangimiz ailemizle, hayatımız ile ilgili konularda kavgalar etmedik lise yıllarında. Hangimiz sevgilimizi ailemizden gizlemek zorunda kalmadık veya hangimiz aşk acısı yaşamadı o yıllarda. Hangimiz annesini babasını değiştirme imkanını düşünmedi o yıllarda. Bu diziyi izlerken insanın eski yıllara  yolculuğa çıkma şansını yakalama ve diplerde belki tortularda halledemediğin problemleri tekrardan görebilme, bilinçaltının bir şekilde katharsis yaparak dışavurumunu sağlama veya hala geçmişle olan hesabı kapatamadığınızı hissedebiliyorsunuz. Bir dizi bunları yaptırabiliyorsa hem oyuncuları hem de bu duyguları aktarmayı başarabilen senaristi ve de çekim ekibini kutlamak gerek. Dizinin hiçbir bölümünü izlememiş olan veya bölüm kaçırmış olanlar &lt;a href="http://kavak-yelleri-tvdizi.blogspot.com/2007/08/videolar.html"&gt;buradan&lt;/a&gt;izleyebilirler.&lt;br /&gt;Söylediklerine göre &lt;em&gt;Dawson Creek&lt;/em&gt; denen dizinin türk versiyonuymuş. Ben o dizinin bir bölümünü izlemeye çalışırken sinirlerimi ve sabrımı boşuna yormaya gerek olmadığını düşünerek bir daha izlemeye tenezzül etmemiştim. Bizimkiler ne yaparsa illaki bir yafta yapıştırılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 milyonluk ülkeyiz; bunun yaklaşık 40 milyona yakını genç ama doğru düzgün ne gençlik dizisi var ne de çocuk programı. Allahtan 80'lerde çocuktum da esteban'ı, Voltran'ı falan hala hatırlıyabiliyorum. Şimdiki çocuklar magazinle uyanıp magazinle yatıyorlar. Digitürk 'ü olan birkaç şanslı aile de digitürk 'un uyduruk çizgi filmlerine mahkum. Geriye nitelikli 3-5 bir şey kalıyor. Futbol olmazsa zaten tv çekilecek işkence değil. At gitsin çöpe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü kavak yelleri güzel dizi oturun izleyin. Tv izlemek gereksiz bir vakit kaybı ama vazgeçemediğin kötü bir alışkanlık. Dengeyi siz bulun. Haftaya aynı saatte burada olun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-7087551715794797023?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/7087551715794797023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=7087551715794797023&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7087551715794797023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/7087551715794797023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/08/kavak-yelleri-esiyor-perembe-geceleri.html' title='kavak yelleri esiyor perşembe geceleri'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-590710298660115524</id><published>2007-08-10T20:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-10T21:31:13.858+03:00</updated><title type='text'>yaratıcılık ve kasaturacılık</title><content type='html'>Temmuz ayını geride bırakırken geride bıraktığımın sadece 1 ay değil de bunun yanında bir çeyrek asrı geride bıraktığımın istemeden de farkındayım. Yaşlanma duygusuna kapılıyorum, galiba artık kendimi çok genç hissetmiyorum 30'uma 4 kaldı, hala voleyi vuramadım amma velakin Bateman çıldırdığında merhaba 30'lu yaşlar ve 90'lar demişti. Bir umut var mı ? Olmasa burada işim ne ? Yavaş ilerleyişe mahkumuz. İş hayatında da bunu öğreniyorsun yavaş yavaş sindirmeyi her şeyi. Sadece tecrübe baabında değil, normalde yapmayacağın şeyleri veya kaldıramayacağın davranışları sindirmeyi. Bir şekle giriyorsun, daha doğrusu seni bir şekle sokuyorlar ister kabul et, ister etme ve normalleşmeye başlıyorsun. Diğerlerinden davranış olarak farkın kalmıyor. Normlara uymaya başlıyorsun. O senin bünyene giriyor. Sonuçta sıkıcı bir hayatın oluyor. Haftasonu geldiğinde seviniyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite kötü bir şeymiş bunu anladım. o 4 seneyi çok feci çarçur ederek yaşamışız. Ne seni iş hayatına alıştırıyor ne de hayata... Garip bir yer, sınav var diyorlar, gidip kitaptaki bilgileri ezberleyip yazıyorsun, ama seni ne iş hayatına hazırlıyor ne de normal hayatın akışına, hani öyle sosyal bir amaç güdülerek kurulmuş kurumlar gibi.(Bir sosyal aktivite olarak üniversitede okumak) Her gün gitmene de gerek yok, 3 gün gelsen yeter, Dersten istediğin zaman çıkabiliyorsun ama işyerinde öyle mi, sıkıldım girmiyorum deme lüksün yok. Bunun yanında bu monotonluk senin yaracılığını kesinlikle baltalıyor. Yaratıcı olacağım derken klişelere takılıyorsun, Bir nevi &lt;em&gt;levent kırca&lt;/em&gt; oluyorsun. Aynı şarkıları dinlemeye başlıyorsun 2 aydır yeni bir grup keşfetmediğini fark ediyorsun veya yeni bir kitaba başlamadığını. Sinemaya çok ender gittiğini fark ediyorsun; ama gene garip bir şekilde çok mutsuz değilsin. İşyerinde o tip şeyler aklına gelmiyor. Sadece işe odaklanıyorsun. Garip bir şey işte... Tek düşündüğün şey haftasonu gelsin de fazladan uyuyayım işe gitmemeyeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşları tek tek askere uğurluyoruz. İnsan komplekse giriyor, ulan herkes gitti bir ben kaldım gitmeyen şeklinde. Kasım'da aşk başkadır diyerek, kışlaya olan hasretimi sona erdiriceğim. Şafak 81.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yaylalar yaylalar&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-590710298660115524?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/590710298660115524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=590710298660115524&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/590710298660115524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/590710298660115524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/08/yaratclk-ve-kasaturaclk.html' title='yaratıcılık ve kasaturacılık'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-6759236700844347536</id><published>2007-07-03T19:40:00.000+03:00</published><updated>2007-07-04T00:06:40.438+03:00</updated><title type='text'>way bea 3</title><content type='html'>Kurgusuz kuralsız girişilen "way bea" serisi tutunca sorgusuz sualsız üçüncüsü koptu meydane. Her şey bir yana dolu olup da yazamama ve en acısı ise içinde depreşen duyguları doğru dizine ve iyi bir hikayeye dönüştürememe dolaysıyla acıya ağrı kesici teskin etkisi veren "way bea" serisinin oluşması . Böyle olsun istemezdi yurdaerlerim varsın kopsaydı destansı bir hikaye, blogger camiasında fetih menzili yaratsaydı, Çin'deki türklerden &lt;em&gt;post&lt;/em&gt; alsaydı ama gelgör ki iş/biznis arasında bile böyle bir way bea serisi bile çıkartabilmek beceri işi doğrusu. &lt;br /&gt;Niye way bea ? Açıkcası bilmiyorum "ohh bea" de olabilirdi ama ticarileşmek istemedim (bknz Avea) postlarda da &lt;em&gt;hadi ordan yürü ticari &lt;/em&gt; gibi benzeri lafları işitmek istemedim. Aslında bu soru aynen varlık sorgulamasına benzer "neden xxx" kalıbı uyuz bir kalıptır ve cevabı karşı tarafı ikna etmelidir ama ben öyle yapmam tam tersine en anlamsız cevabı yapıştırım. Örneğin Neden size işe alalım ? diye soruldugunda;  Çünkü (be koooğğz + Türkçe'de hiçbir cümle bağlaçla başlamaz) her sabah işe gelirken  La linea'da ki Bay çizgi'nin kahkahasını patlatırım kart okuma yerine. Öğlenleri 13.25 ile 13.47 arası telefonlara bakmam, öğleden sonra 15'te dahili bir numarayı arayıp karın seni aldatıyor der kapatırım  saat 17'de kalp krizi geçiriyor numarası yaparım " Cuma günleri dress code olmadığından dar strecth metalci deri pantolonla gelir, uzun kıvırcık peruğumla arzı endam ederim. Cuma günleri telefonları "ohh yeaa" diye açarım. "How can i help you" kalıbını ingilizce bilmeyenlere karşı kullanırım. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama hiçbirisini gerçekte uygulamak mümkün değil, çünkü insanlar mantıklı/normal/düzgün işler yaptığını sanıyor, ama asıl bunlar, normal/mantıklı dedikleri şeyler, saçma ve ne kadar saçma olduğunu ispatlamak için onlar kadar saçmalayınca kendi saçmalıklarını kabul etmeyip senin saçma olduklarını söylüyorlar ve ağızlarından bir namlu uzunluğunda saçma fırlatıyorlar. &lt;br /&gt;Godard ne güzel demiş Alphaville'de "I refuse to be what you call normal" işte bu yüzden way bea&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-6759236700844347536?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/6759236700844347536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=6759236700844347536&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6759236700844347536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/6759236700844347536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/07/way-bea-3.html' title='way bea 3'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-1265572515919538567</id><published>2007-07-03T00:01:00.000+03:00</published><updated>2007-07-03T08:01:22.817+03:00</updated><title type='text'>wayy bea 2</title><content type='html'>Dünün bugunden, bugunun yarından farkı olmayan ; dakikaların bir sonraki dakikayı izlemesinin zorunluluktan başka geçerli sebebi olmayan bir zamanın içinden yazmaktayım. Heyhat 2 ay geçmiş. Bazen bakıldığında 1 gün cok zor geçer bazen bakıldığında 1 sene çok çabuk geçer. 2 ay da böyleydi. Kimi saniye, bir dakika gibi geçti. Kimi dakika 1 saniye gibi geçti. Yok mudur kuzum bunun dengesi ? Vardır ama insan neyi ne zaman istediğini ve neyi ne zaman ulaşacağını bilmez. Tatminsizlik ve zaman. Zaman ve tatminsizlik mi demeli yoksa ? &lt;em&gt;Daha iyisi, daha verimlisi&lt;/em&gt;. ama hangisi ?&lt;br /&gt;Seçiyorum dostlarım. Tepkisizliği. dakikalar ilerlerken ona bakmayı seçiyorum, daha doğrusu seçmek zorunda kalıyorum. Dakika 1 bir şey yapmıyorum. Dakika 2 bir şey yapmıyorum. Dakika 3 bir şey yapmıyorum. Dakika 4 bir şey yapmıyorum. Dakika 5, dakika 4'te neden hiçbir şey yapmadığımı sorguluyorum. Dakika 6, dakika 4'te hiçbir şey yapmadığımı sorgularken dakika 3'ü sorgulamaya başlıyorum. Dakika 7, dakika 3 'te niye hiçbir şey sorguladığımı fark ederken, Dakika 8'de,  dakika 2'de de hiçbir yapmadığımın farkına varıyorum. dakika 9 oluyor, dakika 9'da da dakika 1'de neden hiçbir şey yapmadığımı sorguluyorum ve oluyor dakika 10. 10. dakikada 10 dakikadır hiçbir bok yemediğimin farkına varıyorum ve devamlı bir pişmanlık ve basiretsizlikle geçen 10 dakika mı demeliyim yoksa 2 ay mı, ömür mü ? Hala aynı yerdeyim. İnsan fazla düşününce hiçbir şey yapamıyor. Az düşününce hata yapıyor ve pişman oluyor. Her 2 durumda da &lt;em&gt;pişmanlık&lt;/em&gt; kaçınılmaz. Peki birincisinin ikincisine avantajı ne ? ya da ikincisinin birincisine avantajı ne ? Hangisi nispi olarak daha fazla ? Kim bilebilir ? Her şey fazlasıyla subjektif. ama herkes subjektif olurken başkasının subjektif olma hakkına tecavüz eder. &lt;br /&gt;Hey dostum bir şeyler yap silkin artık der dediğinizi duyar gibiyim&lt;br /&gt;dakikalar ilerliyor 11. dakika...&lt;br /&gt;Daha çok var 12'ye. Bugun yatayım yarın kalkınca düşünürüz.&lt;br /&gt;Nasip.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-1265572515919538567?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/1265572515919538567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=1265572515919538567&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1265572515919538567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/1265572515919538567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/07/wayy-bea-2.html' title='wayy bea 2'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-117638626620843202</id><published>2007-04-12T16:33:00.000+03:00</published><updated>2007-04-12T17:38:22.123+03:00</updated><title type='text'>way bea</title><content type='html'>Bakıyorum da en son temmuzda yazmışım, işte kardeşlerim o tarihten sonra işe girdim. Aslında yazacağı çok şeyi olup da yazamama durumu benimkisi. Yazmak istiyorsun fakat ya müsait değilsin ya da yazmak istedigin anda bilgisayar başında değilsindir, ya da bilgisiyar başındasın ama işyerindesin. Sosyal hayat sadece araya sıkışmış zaman aralarından mevcut. bir nevi hard diskinde yer kalmayınca defragmantasyon yapmak gibi bir şey sosyal hayatım. &lt;br /&gt;Ondan sonra hep yorgunsun hep yorgun sabah kalkarken yorgun, akşam eve gelirken yorgun, maç izlerken yorgun, telefonla konuşurken yorgun, msn başında ise sadece isimlere bakıp yoruluyorsun. Yazmak için ne adamda hal kalıyor ne de o yazmak istediğin andaki şevkin. Aslında dostlarım diyeceksiniz ki yazan yazıyor. Evet haklısınız, yazan yazıyor ama ben biraz bu konuda eksiğim ve çok titiz davranıyorum, pimpirikli mi demeliyim yoksa ? Yazmak için en iyi, en strelize koşulları arıyorum. Kendime ait bir pc, rahat bir koltuk, karanlık bir oda, sessizlik ve en önemlisi lütuf. Aradığım şartlara bir türlü kavuşamıyorum. Züppelik işte ! Eski kuşak yazarlar beni görseler kafama işiyip hadi oradan hıyarağası diyip yemeklerine meze yapıp bir lokma aldıktan sonra bir daha çatallarını o güzide tabağın üstündeki ekşimiş yoğurda değdirmezlerdi bile; çünkü ben,  meselemi onların ağızlarına alamayacak kadar ekşimiş ve sohbetin seviyesini düşürecek derecede önemsiz buluyorum. Dedim ya dostlarım züppelik ve seçicilik. Boş şeyler bunlar ! Blogger kibirliği, kirliliği ve sonucunda yazma fakirliği.&lt;br /&gt;Yüzeysel meseleler yüzeysel insan sonuç:&lt;br /&gt;Para biriktirip odama pc alıyorum&lt;br /&gt;ofis koltuğu ediniyorum&lt;br /&gt;ışıkları kapatıp sessiz bir ortam sağlıyorum&lt;br /&gt;züppeliğime devam ediyorum.&lt;br /&gt;Hadi hayırlısı.&lt;br /&gt;( 2 ay sonra inş )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-117638626620843202?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/117638626620843202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=117638626620843202&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/117638626620843202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/117638626620843202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2007/04/way-bea.html' title='way bea'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-115435156113485689</id><published>2006-08-01T02:53:00.000+03:00</published><updated>2006-08-01T13:43:53.500+03:00</updated><title type='text'>25 ytl ye Depeche Mode izlemek. İşte ben bunu seviyorum !!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dordeduca.ro/pictures/7b27728e2e7b15b6b4e35f19a9384891.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.dordeduca.ro/pictures/7b27728e2e7b15b6b4e35f19a9384891.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;zamanlardan pazar, günlerden umutsuzluk, kişisel pozisyon: tv karşısında pineklemek futbol ile avunmak ani bir telefon sesi.karşıdaki ses kuzene ait saat 20.20. İkimizde de bir bezginlik, bir hovardalık : "napıoruz?" "abi davetiye bulamadım". ben de ise hala şansı zorlama adına komada yatan hastanın yaşama bağlılığındaki gibi bir dirençle, gidelim görelim hiç olmazsa şansımı sonuna kadar zorladım diye avunurum düşüncesi. çeşitli yol badireleri atlattıktan sonra mekana varış. saat 22.10, depeche mode çoktan başlamış ritüele, müridleri ise tapınmakta 1980'leri 2006'ya bağlayan gecede herkes bir ağızdan ayine katılıyor.Biz ise hala 300 seneden beri devam eden gene ingiliz kökenli sistemden çıkmaya çalışıyor, bilet derdini halletmeye çalışıyorduk. 300 senelik bir sistem ile yaklaşık bir çeyrek asırdır devam eden kapışmadan tabii ki 25 senelik akımın ruhu çıktı.Öyle bi ruh ki punktan doğmuş ve 80'lere damgasını vurmuş ve o zamanın disco müziğiyle birleşmiş ve son halini new wave olarak İngiltere'de kendisini kabul ettirmiştir dünyaya.Dün gece ise 27. boylamda dünyanın merkezinde hikayesini bütün endamıyla anlatıyordu Dave Gahan dilinin döndüğü kadarıyla.hikayeyi kaçırmak çok kötü hele başkasının ağzından neleri kaçırdığımız duymak daha kötüydü fakat iyi olan bir şey varsa 25 ytl gibi cuzzi bir fiyata hikayenin geri kısmını dinlemekti. Bu hikayeyi 100 kere okumuş olsam da bir türlü eskimiyor, tam tersine her okuyuşta değeri birkez daha artıyor ve daha fazla ölümsüzleşiyordu. Bu hislerle izlenilen konserin kelimelere sığamayacağı aşikardı; çünkü henüz hiçbir mahluk ölümsüzlük mertebesine ulaşamamıştı.&lt;a href="http://i23.photobucket.com/albums/b367/raab_alien/depeche%20mode%20concert/8.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://i23.photobucket.com/albums/b367/raab_alien/depeche%20mode%20concert/8.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçeriye girdiğimde john the revelator u anlatıyordu. kimileri dersten sıkılmış yandakiyle konuşuyor dikkat dağıtıyor kimileri dersle alakasız şeylerle uğraşıyordu Ben ise musa gibi kalabılığı yararak amfide inek öğrencilerin bulunduğu yere ulaşmaya çalışıyordum.Bu çok zordu ama güzel bir saf edinmiştim. Şimdi ise olaya konsantre olmaktı. Bu benim gibi bir mürid için uzun zaman almadı. Sırasını hatırlamadığım şekilde photographic (remix),leave in silence, personal jesus,enjoy the silence, world in my eyes,behind the wheel,i feel you,never let me down u bize aktardılar. O gece bunlardan çok şey kapan da oldu hiçbir şey kapamayıp sadece orada bulunmaktan öteye gidemeyen de oldu. Ben çok şey kaptım kendi adıma.&lt;a href="http://i20.photobucket.com/albums/b214/NiteLife07/dp08.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://i20.photobucket.com/albums/b214/NiteLife07/dp08.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; 11 sularında konser bitmişti. Bu içi müzik dolu adamlar hikayelerini anlatmak için başka ülkelere doğru yol almak üzere dinlenmeye geçmişlerdi. Biz ise evimizin ve küçüçük hayatlarımıza geri dönmüştük.Her güzel şey gibi bu da çok çabuk bitmişti. Eve geri döndüğümde belki en sevindiğim nokta motora  para vermemem oldu. Böylelikle rüya gibi bir geceyi bir  adet &lt;strong&gt;akbil&lt;/strong&gt; ve bir &lt;strong&gt;25 ytl &lt;/strong&gt;ile kotarmış olduk.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;i'm  taking a ride&lt;br /&gt;with my best friend&lt;br /&gt;i hope he never lets me down again&lt;br /&gt;he knows where he's taking me&lt;br /&gt;taking me where i want to be&lt;br /&gt;i'm taking a ride &lt;br /&gt;with my best friend&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;we're flying high&lt;br /&gt;we're watching the world pass us by&lt;br /&gt;never want to come down&lt;br /&gt;never want to put my feet back down&lt;br /&gt;on the ground&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i'm taking a ride&lt;br /&gt;with my best friend&lt;br /&gt;i hope he never lets me down again&lt;br /&gt;promises me i'm as safe as houses&lt;br /&gt;as long as i remember who's wearing the trousers&lt;br /&gt;i hope he never lets me down again&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;never let me down&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;see the stars they're shining bright&lt;br /&gt;everything's alright tonight&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-115435156113485689?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/115435156113485689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=115435156113485689&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/115435156113485689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/115435156113485689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/07/25-ytl-ye-depeche-mode-izlemek-ite-ben.html' title='25 ytl ye Depeche Mode izlemek. İşte ben bunu seviyorum !!'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i23.photobucket.com/albums/b367/raab_alien/depeche%20mode%20concert/th_8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-115002689585352349</id><published>2006-06-11T14:41:00.000+03:00</published><updated>2006-06-11T14:55:00.476+03:00</updated><title type='text'>toplu iş sözleşmemesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.fisek.org.tr/kutuphane/kapaklar/1024.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.fisek.org.tr/kutuphane/kapaklar/1024.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye'de toplu iş sözleşmesi"  dersinin finaline hocanın bıraktığı fotokopilerden çalışırken notlardaki bir cümlenin ne demek istediğini anlamaya çabalamaya çalışırken -zaten büsbütün kanun ezberlemekle yükümlü ben- önce kafayı yemiş sonra cümlenin absürdlüğüne gülmüştüm. Şimdi bu cümleyi noktasına virgülen dokunmadan aynen katarıyorum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İşletme toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerinin tamamının grev ve lokavt yasağı kapsamında olması halinde veya tamamının yasağa tabi olmaması durumunda her iki duruma göre ayrı yasal prosüdür takip edilerek bir işletme toplu iş sözleşmesine ulaşılabilir ; ancaaak bir işverenin aynı işkolunda işletme toplu iş sözleşmesine tabi olması, diğer kısmın da bu şekilde bir yasağın olmaması durumunda, toplu görüşme ve arabuluculuk sürecinden de geçilmesine rağmen uzlaşmaya varılamaması halinde , işletme toplu iş sözlesmesinin yapılması sorun yaratacaktır. Kanunda bu hususta açık bir düzenlememe bulunmamaktadır&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;kişisel yorum :&lt;/strong&gt; mademki bir düzenleme yok niye o kadar uğraştırıyorsun bi yürü git çay koy bari daha fazla faydan olurdu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-115002689585352349?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/115002689585352349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=115002689585352349&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/115002689585352349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/115002689585352349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/06/toplu-i-szlememesi.html' title='toplu iş sözleşmemesi'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114993447392104168</id><published>2006-06-10T13:04:00.000+03:00</published><updated>2006-06-10T13:14:36.183+03:00</updated><title type='text'>BAHSEDEGER Mİ DEĞMEZ Mİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hiperaktif.com/tr/images/projeler/bahsedeger.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.hiperaktif.com/tr/images/projeler/bahsedeger.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetteki bahis furyası aldı başını gidiyor. Arkadaşım yıllardır beri internette bahis oynar  yaklaşık bir sene evvel bir gün bana "&lt;em&gt;bahsedeger&lt;/em&gt;" adlı bahis şirketine üye olmamı istedi Bende oldum 20 ytl gibi cuzzi bir miktarla başladım oynamya 1 hafta sonra para suyunu çekmişti.Bende gerek çok fazla bürokrasi olduğu ve benim hesabımda para olmadığı için bahsedeğerden bahis oynamayı bıraktım. Geçenlerde mailime bir mail geldi bahsedeğerden ve 10 ytllik bir bonus verdiklerini söylediler.Ben bahsedeğer i unutmuşken bir anda verdikleri ikramiye sayesinde gittim değerlendirdim parayı fakat birkaç konuya kafam takılmıştı ve yardım almak üzere sitenin canlı yardımına başvurdum. ortaya şöyle bir muhabbet çıktı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NOT:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;sadece üyelik numarasını kapadım. diğerleri olduğu gibi aktarılmıştır&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lutfen bir operator cevap verene kadar bekleyiniz.&lt;br /&gt; Su anda 'Pelin' ile chat yapmaktasiniz.&lt;br /&gt;Pelin: BahseDeger.com Canli Yardim'a hosgeldiniz!... &lt;br /&gt;Pelin: Oncelikle uye hesap numaranizi alabilirmiyim ?&lt;br /&gt;semir: 14xxxxx&lt;br /&gt;Pelin: Merhaba&lt;br /&gt;semir: merhaba&lt;br /&gt;semir: bir şey soracaktım&lt;br /&gt;Pelin: buyrun efendim&lt;br /&gt;semir: kredi kartlarında aradıgınız şart nedir?&lt;br /&gt;Pelin: nakit çkeim limitinizn olması gerekmektedir&lt;br /&gt;semir: her kredi kartından oynanabilinir mi&lt;br /&gt;Pelin: yurtduısı ptrovizyonlarına açık olması gerekmektedir&lt;br /&gt;Pelin: Su an icin sitemizde kullanilabilen kredi kartlari : Akbank, Garanti Bankasi, Yapi Kredi, Oyakbank, İs Bankasi, Tekstilbank, Vakıfbank(Master), Disbank (Master), Denizbank Visa kartlaridir.&lt;br /&gt;semir: AKbank oluyor yani&lt;br /&gt;Pelin: evt efendim&lt;br /&gt;semir: peki bu kart babama ait kabul olur mu&lt;br /&gt;Pelin: sadece kendi adınıza ait kart kullanabilirsini&lt;br /&gt;semir: babam internetten anlamaz bana talimat veriyor diyor ki al benim adıma oyna 3. kişiler neden bu olaya muhattap onu anlamıyorum ayrıca miras davasına göre birinci dereceden akrabalıktan bütün miras bana kalıyor sizin mantalitenizi anlamıyorum &lt;br /&gt;Pelin: maleserf sitede sadece kendi adınıza ait kart kullanımına izin vardır efendim&lt;br /&gt;semir: peki ben sitede adımı deiştirebilir miyim?&lt;br /&gt;Pelin: kimlik fotokopinizi destek@bahsedeger.net&lt;br /&gt;Pelin: adresine göndermelisiniz&lt;br /&gt;Pelin: ancak o şkeilde olabilir&lt;br /&gt;semir: peki bişi soracam&lt;br /&gt;semir: bnm garanti bankasından kartım var ama hesabım yok eğer kazanırsam babamın hesabıma para yollayabilir miyim?&lt;br /&gt;Pelin: hayır&lt;br /&gt;Pelin: sadece kendi asınıza ait banka hesap numarasına para cekme emri verebilirsiniz&lt;br /&gt;semir: anladım&lt;br /&gt;semir: peki oynama limiti ne kadar?&lt;br /&gt;Pelin: herhangi bir limit yok efendim&lt;br /&gt;Pelin: sadece tek kupon uzerinden kazanc limiti var&lt;br /&gt;Pelin: Sitede aciklanan bahislerin cogunda tekli bahiste max kazanciniz 1500 YTL olacak sekilde, kombine kuponda ise 1500 YTL X mac sayisi olasi kazancli bahis yapabilirsiniz. Farkli limitler konusunda kupon sizi yoneldirecek, limiti astiginizda sizi uyaracaktir.&lt;br /&gt;semir: kazanmak limiti ne kadar tek kuponda?&lt;br /&gt;Pelin: yukarıda belirtmiş oldugum gibidir&lt;br /&gt;semir: pardon kombine kuponda kazanma limit ne kadar&lt;br /&gt;semir: ?&lt;br /&gt;Pelin: 1500 ytl kazancınız &lt;br /&gt;Pelin: 1500*mac sayızsı&lt;br /&gt;Pelin: olsaı kazanc x mac sayısı &lt;br /&gt;Pelin: yanı oranlara göre belirleiyor acıkcası&lt;br /&gt;Pelin: sistem sizi bu konuda uyarıcaktır&lt;br /&gt;Pelin: kazanctan yuksek miktarda bahis yapıyorsunuz die &lt;br /&gt;semir: kazanç ne kadar işte onu soruyorum mesela iddaa da 500.000 ytl sizde nedir limit&lt;br /&gt;Pelin: bu oranlara göre değişri efendim&lt;br /&gt;semir: ne demek bu ya:))))))))))))&lt;br /&gt;semir: şaka gibi cevaplar&lt;br /&gt;Pelin: karsılaşamlara göre değişri&lt;br /&gt;Pelin: oranlara göre değişri&lt;br /&gt;Pelin: tekli için belli 1500&lt;br /&gt;semir: onu anladım&lt;br /&gt;semir: o da çok az&lt;br /&gt;Pelin: ancak kombineden bu oranı net söylemem yanlış&lt;br /&gt;semir: yani siz bana diyorsunuz ki sistem biz az kazanalım diye kendi kendine limiti belirleyebilir öyle mi:)&lt;br /&gt;semir: kombinelerde&lt;br /&gt;Pelin: sistem sizin &lt;br /&gt;Pelin: maksımum kazanc sağlıyacsgınız oranı belirler&lt;br /&gt;semir: işte o oran kaç diyorum&lt;br /&gt;Pelin: efendim&lt;br /&gt;Pelin: bu oran&lt;br /&gt;semir: şu ana kadar max ne kdr verdiniz bi kupona bari onu söyleyin bir fikir edeneyim&lt;br /&gt;Pelin: karsılaşmaların&lt;br /&gt;Pelin: oranları ile orantılıdır&lt;br /&gt;Pelin: bunu bilemem &lt;br /&gt;Pelin: oranlar surekli değişri&lt;br /&gt;semir: en yüksek ne kadar verdiniz yok mu kayıtlarınızda?&lt;br /&gt;Pelin: ben sizi buket hnma aktarıyorumü&lt;br /&gt; Lutfen sizi 'Buket'.e aktarana kadar bekleyin.&lt;br /&gt; Su anda 'Buket' ile chat yapmaktasiniz.&lt;br /&gt;Buket: merhaba semir bey&lt;br /&gt;semir: merhaba buket hanım&lt;br /&gt;Buket: sewmir bey&lt;br /&gt;semir: benim öğrenmek istediğim bu sitede en yüksek ne ikramiye verildi kombine kupona&lt;br /&gt;Buket: sitemizde pelin hnmımda belirtitği gibi &lt;br /&gt;Buket: max. kazançlar vardır bahislerde&lt;br /&gt;semir: max kazanç ne kadar verildi bu sitede bir kombine kupona sorum gayet açık ne vet&lt;br /&gt;Buket: normalde max. 1500 ytl kazanç elde edecek şekilde tekli bahisa yapabiliyorsunuz&lt;br /&gt;Buket: ama bazı sporlarda&lt;br /&gt;Buket: bu max. kazançlar değişebiliyor&lt;br /&gt;Buket: bu konuda sistem&lt;br /&gt;Buket: kuponunuzu yaparken&lt;br /&gt;Buket: sizi uyaracaktır&lt;br /&gt;semir: max kazancım neye göre belirleniyor? maçlardaki karşılaşmaların oranlarına göre demeyin çünkü bu hiçbir anlam ifade etmiyor sistem bana 12 maç yapma izni verirken kazanma izni vermiyor durumuna düşüyor öyle mi?&lt;br /&gt;Buket: tabiiki yatırdığınız tutar vede oranla belirleniyor&lt;br /&gt;Buket: sistem hesaplamasını yapıyor zaten &lt;br /&gt;Buket: size&lt;br /&gt;Buket: kuponunuzu &lt;br /&gt;Buket: yaparken&lt;br /&gt;Buket: kazanancağınız tutarı belirtiyor&lt;br /&gt;semir: kimdir bu sistem tanışabilir miyiz kendisiyle ? tam bir muamma kafasına göre belirler gibi bir cevap çıkıyor buradan nasıl bir ssitemdir bu?&lt;br /&gt;semir: nerde şeffaflık?&lt;br /&gt;Buket: semir bey&lt;br /&gt;semir: buyrun benim:)&lt;br /&gt;Buket: dalgamı geçeceksiniz&lt;br /&gt;Buket: yoksa &lt;br /&gt;semir: siz benimle dalga geçiyorsunuz asıl&lt;br /&gt;Buket: sorunuza cvp mı almak istiyorsunuz&lt;br /&gt;Buket: size öylediklerimizin&lt;br /&gt;Buket: tam olarak&lt;br /&gt;Buket: neresini anlamadınız acaba&lt;br /&gt;semir: ben size çok açık bir soru sordum ama sizi lafı dolandırıp budaklandıırp ortaya "sistem bunu belirler" diye tamamen belirsiz bir cevap veriyorsunuz sonrada galiba anlamıyorsunuz gibi bir kelam da bulunyorsunuz. Yani deneme yanılma tahtası gibi bu sistem ancak oynayarak anlayabilirsin diyorsunuz oysa ben size gayet açık bir soru sordum bu sitede verilmiş en büyük ikramiye ne kadardı diye&lt;br /&gt;Buket: size&lt;br /&gt;Buket: lafı dolandırmuıyoruz&lt;br /&gt;Buket: beyfendi&lt;br /&gt;Buket: açı bir şekilde&lt;br /&gt;Buket: sorunuza&lt;br /&gt;Buket: cvp verdik&lt;br /&gt;semir: vermediniz&lt;br /&gt;semir: hala vermiyrosubuz&lt;br /&gt;Buket: sorduğuınuz&lt;br /&gt;Buket: sorunuz&lt;br /&gt;Buket: açık cevabı söylediğim cvp&lt;br /&gt;semir: bu sitede verilmiş en büyük ikramiye ne kadardı ?&lt;br /&gt;Buket: olduğu i&lt;br /&gt;Buket: çin&lt;br /&gt;Buket: ama&lt;br /&gt;Buket: siz nedense&lt;br /&gt;Buket: isrartla&lt;br /&gt;Buket: aynı şeyleri&lt;br /&gt;Buket: soruyorsunuz&lt;br /&gt;semir: sizi neden tercih edeyim? sizin diğer bahis sitelerinden artınız nedir?&lt;br /&gt;Buket: her site birbirinden farklıdır&lt;br /&gt;semir: :))))))))))&lt;br /&gt;Buket: farklılığımız&lt;br /&gt;Buket: verdiğimiz &lt;br /&gt;Buket: hizmet &lt;br /&gt;semir: hizmet???&lt;br /&gt;Buket: vede bahis seçenekleridir&lt;br /&gt;semir: bu bahis seçenekleri bütün internet bahis sitelerinde var&lt;br /&gt;Buket: diğer sitelerin &lt;br /&gt;Buket: verdiği hizmelteri&lt;br /&gt;Buket: tartışmıyoreuz&lt;br /&gt;Buket: yorumunu burdan yapğmıyoruz&lt;br /&gt;Buket: size&lt;br /&gt;Buket: sitemizle&lt;br /&gt;Buket: ilgili &lt;br /&gt;Buket: sorunuza&lt;br /&gt;Buket: cvp verdik beyfendi&lt;br /&gt;Buket: bu konuda daha söyleyebileceğimiz başka birşey yoktur&lt;br /&gt;Buket: izininizle size iyi günler diliyoruz&lt;br /&gt;semir: etkilenmedim cevabınızdan beni hiç tatmin etmedi &lt;br /&gt;semir: verdiginiz hizmet kötü ve yetersiz ayrıca şefaflıktan uzak eleştiryie kapalı antidemokratik bir yapınız var&lt;br /&gt;Buket: yapılan uygulamayı işlemi açıklıyoruz&lt;br /&gt;Buket: görevimix budur&lt;br /&gt;Buket: etkilemek değildir&lt;br /&gt;Buket: daha fazla tartışmamıza gerek yok sanırım&lt;br /&gt;Buket: çünkü&lt;br /&gt;Buket: sizin&lt;br /&gt;Buket: düşünceniz&lt;br /&gt;Buket: niyetiniz&lt;br /&gt;Buket: sitemizi&lt;br /&gt;Buket: yargılama yönünde&lt;br /&gt;Buket: iyi günler&lt;br /&gt;Buket: BahseDeger.com Canli Yardim'i kullandiginiz icin tesekkurler ve bol sanslar.&lt;br /&gt; Chat oturumu operator tarafindan sonlandirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114993447392104168?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114993447392104168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114993447392104168&amp;isPopup=true' title='28 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114993447392104168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114993447392104168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/06/bahsedeger-mi-demez-mi.html' title='BAHSEDEGER Mİ DEĞMEZ Mİ'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>28</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114977980466018386</id><published>2006-06-08T16:36:00.000+03:00</published><updated>2006-06-08T18:16:46.376+03:00</updated><title type='text'>DÜNYA KUPASI ALMANYA 2006</title><content type='html'>&lt;a href="http://adweek.blogs.com/photos/uncategorized/worldcuplogo_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://adweek.blogs.com/photos/uncategorized/worldcuplogo_1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklenen turnuva sonunda geldi çattı.48 ayın sultanı,  dünya kupası maçlarının oynandığı aydır. Nitekim bu genellikle haziran ve temmuzu içine kapsar. İnsanın tam dışarı çıkacağı yaz zamanında "&lt;em&gt;yok abi akşam dışarı çıkamam , maçı izleyecem" &lt;/em&gt; diyeceği aydır. Sizi evin içine hapseder günde 3 maçtan eder size 5.5 saatlik tv izlencesi, bütün sosyolohgların psikologların topluma dönük analizlerini altüst eder bu ay. standart sapmaların en çok yaşandığı dönemdir dünya kupası,iş ,güç, arkadaşlar hak getire sizi TV başından kaldırabilene helal olsun. Yeni starlar çıkar , yeni unutulmaz maçlar çıkar, yeni tarihe geçecek anlar arşive yerleştirilir.İşin edebi tarafı bir yana yaklaşık 15 günden beri dünya kupası üzerine çalışıyorum. Finallerimin olmasına rağmen hazırlık maçlarını ele geldiğince izlemeye çalıştım. Takımların durumlarıyla ilgili çeşitli varsayımlar yaptım. şampiyon  ve gol kralı  sürpriz adaylarını değerlendirdim.&lt;a href="http://www.elvenkids.com/img/fifawcup-glow.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.elvenkids.com/img/fifawcup-glow.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; ortaya şöyle bir tablo çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;şampiyon adayları&lt;/strong&gt; en güçlüden en zayıf olan doğru sıralamak gerekirse : Brezilya,İngiltere, Fransa, Arjantin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Brezilya&lt;/strong&gt;:Brezilya'yı zaten tarif etmeye luzum yok. Her bakımdan çok iyiler. Tek handikapları sürekli herkes tarafından favori gösterilmeleri ve bunun verdiği aşırı bir özgüvenle  rakibi küçümsemeye yol açacak olması.Bir de benim bazı konularda tereddütlerim var  dünya kupasını sürekli brezilya kazanıyor işin tadı kaçıyor ve eğer reytingler düşerse , hakem oyunlarıyla brezilya 'nın önü küçük küçük kesilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İngiltere&lt;/strong&gt;: Bu sene turnuvada gönülden destekleyeceğim takım.iki handikapları var. birinci handikap Rooney 'in belirsizliğini koruması ve büyük ihtimalle de oynayacak düzeyde olmayışı, eğer rooney hazır olsaydı müthiş bir İngiltere izleyecektik.İkinci handikap ise kalecileri paul robinson'un daha önce bu seviyedeki bir turnuvada top oynamamış olması.  Brezilya'ya tek kafa tutabilecek takımın İngiltere olduğunu düşünüyorum fakat yarı finalde karşılaşmaları olası , bu yüzden ingiltere ve brezilya dan biri elenecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fransa&lt;/strong&gt; Fransa eğer grubundan birinci olarak çıkarsa kendisini ilerki kademelerde zorlayacak bir takım ufukta görünmüyor (benim yaptığım eşleşmelere göre tabi). Fransa 98'de şampiyon olduğu kadronun yıldız isimlerini hala tutuyor bünyesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arjantin&lt;/strong&gt;: Yıllardır efsanesi vardır ama kendisi son yıllarda hep bir şekilde elenir sansansyon olur teknik direktör kovulur durum kısa vadede tatlıya bağlanır.Arjantin ölüm grubundan lider çıkacaktır.Arjantin 'in hocası pekerman radikal  &lt;a href="http://www.football.co.uk/shared/images/world_cup_map.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.football.co.uk/shared/images/world_cup_map.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; bir karar alarak İnter'deki çoğu yıldız oyuncuları kadroya çağırmadı.Gerçi her ne kadar formsuz aimar ve sakatlıktan yeni kurtulan messi 'ye rağmen arjantin toparlanır ve yarı finale kadar rahat gelir.&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;olası yarı final eşleşmeleri&lt;/strong&gt;  Arjantin vs Fransa , İngiltere vs Brezilya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sürpriz yapacak takımlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fildişi Sahilleri&lt;/strong&gt; Turnavadaki en güçlü afrika takımı. Mısır'a karşı şanssız bir şekilde elenmişlerdi afrika kupasında. O maçta pekçok fırsatı değerlendirememişlerdi.Kalecileri kötü bu bir gerçek ama defansı çok sağlam bir takım. Zaten kadrosuna baktığınız zaman 13 futbolcusu Fransa liginde top oynuyor. 4 futbolcusu ingiltere liginde. Hem teknik hem fizik olarak güçlüler. Fildişi çeyrek finale kadar çıkarsa kimse şaşırmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Avustralya&lt;/strong&gt; Guus Hiddink nereye giderse takım oyununu çok iyi oynattırıyor. Daha önce  futbolda hiçbir başarısı olmayan Güney Kore 'yi 4. yapmıştı. Yıldızsız PSV 'yi şampiyonlar liginde üst turlara çıkardı.Kadrodaki 10 futbolcu İngiltere premier liginde oynuyor Bu artıları, fakat 10 tane futbolcu da 30 yaş üzerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hayal kırıklığı yaratacak takımlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İtalya&lt;/strong&gt; Şu italya nedense bir türlü şanssızlıkar yakasını bırakmaz.Bu sefer tam bir sinerji yaratılmışken bir anda juventus şikesinin patlak vermesi güvenleri sarstı. Birinci temel neden bu. ikincisi ise italya'nın kadro yapısı. Lippi ya hep defansif oyuncu almış ya da hep ofansif oyuncu almış İtalya 'nın orta sahasında camenoressi dışında topu dikine oynayacak futbolcu yok. Gene kısır pozisyonlu maçlar izlettirecek bize italya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hollanda&lt;/strong&gt; Hollanda futbolu kim ne derse desin bir düşüş içersinde. Eskiden barcelona ve hollanda özdeş tutulurdu şimdi ise barcelona Hispanik futbolcularla özdeşleştiriliyor. Hollanda futbolu kriz içersinde son yıllarda robben dışında çok önemli bir topçu çıkmadı. Hollanda'yı sürekli izliyorum yıllardan beri şu hastalıktan kurtulamadılar. sürekli top çevirirler fakat son hamleyi bir türlü yapamazlar. Şu anki hollanda takımında 2 tane sonuca dönük oyuncu var robben ve nilstelrooy.Hollanda  futbolu için kötü günler yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ispanya&lt;/strong&gt; Bir türlü ideal kadroyu oluşturamadılar. Allahtan grupları çok zayıf o gruptan lider olarak çıkacaklarına inanıyorum fakat en fazla da çeyrek final oynarlar gerisi yalan.İspanya nın bir an evvel milli birliğini sağlaması gerekir yoksa ömür boyu şampiyonluk falan göremezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sırbistan karadağ&lt;/strong&gt; Bu turnuvadan sonra böyle bile anılmayacaklar.Belki Yugoslavya dağılmasaydı şu an avrupa şampiyonu olmuşlardı bile. ama gelgör ki siyasi koşullar bunu gerektirdi. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok millete bölünen ülkenin futbolundan da hayır gelmez. Gruplarında sonuncu olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gol Kralı Adayları&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://newsimg.bbc.co.uk/media/images/41086000/jpg/_41086028_ronaldo.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://newsimg.bbc.co.uk/media/images/41086000/jpg/_41086028_ronaldo.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; En güçlüsü Ronaldo , neden mi? Ronaldo 3 gol atarsa gerd müller 'i geçiyor ve kupadaki en çok gol atan futbolcu ünvanına sahip oluyor. Bu yüzden Ronaldo bu turnuvada adını tarihe yazdırmak için elinden geleni yapacaktır. Bunun dışında Pele'nin attığı gol sayısına ulaşmak bu yüzden fırsatları boş geçmeyecektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adriano&lt;/strong&gt; adriano insan falan değil bunu biliyoruz. 10 beygir gücünde topa vurabiliyor. Hayatımda ilk defa topa bu kadar sert vurabilen bir brezilyalı görüyorum.Brezilya nın 7 maç oynayacağı düşünüldüğünde ronaldo atmazsa adriano atar diyor insan refleks olarak. Zaman zaman serbest vuruşlardan da golleri var. eğer ronaldinho izin verirse serbest vuruştan da gol yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Klose&lt;/strong&gt; Alman futbolu zevk vermese de Almanya da zevk veren birkaç ufak parçadan biri klose nin kafa vuruşları. Almanya tam bir ölü top takımı. Hakemlerde faul çalmak için ayrı bir özen gösterecektir. ceza sahasına yapılan ortaları klose kafa vuruşlarıyla affetmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fernando Torres&lt;/strong&gt; İspanya 'nın grubu çok zayıf. Arabistan o grupta averaj takımı olur. ilk yarım saatte ispanya gol bulursa o maç 5 in üzerinde biter. tabi ispanya takımı güzel oyun oynarsa yoksa ispanya aman aman bir top oynamıyor sadece çok iyi gruba düştü Bu yüzdne torres 'in gol atma şansı yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turnuvada yıldızı parlayacaklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Steven gerrard&lt;/strong&gt; Söylenecek fazla söz yok .Şu an dünyadaki en iyi 5 orta sahadan biri. Nokta paslar atıyor, öldürücü şutları var. çok çalışkan , disiplinli, tam bir takım oyuncusu. Tahminlerime göre Fiyatını 3-4 e katlar İngilterede milli kahraman ilan edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Frank Ribery&lt;/strong&gt; Rüzgar gibi geçti gitti Türkiye'den. Bize rıdvan ı hatırlattı futbolu. o topla alıp gidişi kanatlardan süzülüp içeriye dalışı tek kelimeyle harika. Fransa'nın aradığı kan sonunda bulundu.Fransa Zidane'in ayrılışına &lt;br /&gt;artık çok üzülmesin artık Ribery var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aroune Kone&lt;/strong&gt; Forvet hattında yonuyor henüz 23 yaşında PSV de forma giyiyor. Fildişi 'nin gizli golcüsü. Bu adam topla çok iyi geçiniyor. top bu adamın ayağına yakışıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aaron Lennon&lt;/strong&gt; Dünya yeni bir yıldız kazanıyor.ericsson, wright philipps yerine onu tercih etti.henüz 19 yaşında sağ kanatta oynuyor. topla fişek gibi gidiyor. Toptan daha hızlı koşuyor inanılmaz seri hareketler yapıyor topla. rakiplerin belini çok güzel kırıyor.Tek handikapı Bechkam' In yedeği oluşu. Ericsson onu hep sonradan oyuna dahil edecektir.Bu çocuga dikkat.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114977980466018386?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114977980466018386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114977980466018386&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114977980466018386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114977980466018386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/06/dnya-kupasi-almanya-2006.html' title='DÜNYA KUPASI ALMANYA 2006'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114806615315789320</id><published>2006-05-19T21:45:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T03:08:33.706+03:00</updated><title type='text'>rashit ve söylem</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.rashit.com/images/galeri1/images/rashit01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.rashit.com/images/galeri1/images/rashit01.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında yazıya nasıl bir başlangıç yapacağımı bilmiyorum çünkü daha önce hiç grup ve albüm eleştirisi yapmamıştım. Kendime uzak bir alan doğrusu ve teknik müzik altyapımın eleştiri yapacak düzeyde olmadığını sadece kendi çabalarımla bir şeyler kaptığımı biliyorum; fakat "rashit" bu bilgisizliğimi bertaraf ederek, bana vermiş olduğu gazla yazmaya zorladı. Onların bu mücadele ruhu beni de kendimle mücadaleye itti.nihayetinde yazmaktayım&lt;br /&gt;Bu kısa/uzun girizgahtan sonra neden rashit gibi pek kimsenin tınmadığı bir grubu yazdığıma gelince size şunu söyleyebilirim rashit ciddi anlamda her albümünde taş üstüne taş koyan bir grup ve bunu &lt;strong&gt;kaliteyi&lt;/strong&gt; düşürmeden tamtersine kendilerini geliştirerek yapan bir grup. Şunu söyleyebilirim ilk albümden beri tavır aldıkları şeyler aynı.Birileri değiştiklerini söylese de ben hiç de aynı kanıda değilim. Bazı şeyleri (rock n coke a katılmak, sony den albüm çıkarmak) kendilerini daha iyi ifade edebilmek ve daha geniş kitleye tanıtmak için yapıyorlar ama özlerinden bir şey yitirmiyorlar rashit neyse o.&lt;br /&gt;Gelgelim &lt;em&gt;her şeyin bir bedeli var &lt;/em&gt; sony'den çıkmış albümlerine... Günlerdir bu albümü dinliyorum.Bana sorsalar şu an türkiye de kim gerçek manada İngiliz tarzında punk yapıyor diye hiç düşünmeden rashit cevabını yapıştırırım.Tamam kabul diğer albümlere göre müziklerinde bir yumuşama  sözkonusu, ama bu onlara çok yakışmış. Rashit bu albümde kendilerini rahatsız eden   statülere,kişilere,sisteme doğrudan hedef saptırmaksınzın tam olayın göbegine yumruk atıyor. Ne diyor abilerim "&lt;em&gt;her şeyin bir bedeli var ve tüm insanlar satılıktır&lt;/em&gt;" sözlerin bu kadar keskin ve doğrudan hedefe yönelik olan bu albüm ne yazık ki punk dinlediğini zanneden guruha seslenmiyor. Bir nevi Punk ' ın çıkış yıllarında karşı olduğu şeyleri kendi uslubuyla günümüze uyarlamış. Sonuç olarak ortaya çok güzel sentez çıkmış. Toplumu iyi analiz etmiş, toplumun hayattan beklentilerini ve bu hayale ulaşmak için yabancılaşarak kendi insanlıklarını pazara çıkardıklarını çok güzel ifade etmişler. Eline sağlık rashit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yaşam şartlarını &lt;br /&gt;düzeltmek istiyorsun&lt;br /&gt;yüksek standartlarda&lt;br /&gt;bir hayat istiyorsun&lt;br /&gt;sınıf atlamak ve&lt;br /&gt;yükselmek istiyorsun&lt;br /&gt;koca bir sıfır &lt;br /&gt;olmaktan korkuyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldırımlar senin gibilerle dolu&lt;br /&gt;senin için yok aldığın malın sonu&lt;br /&gt;önemli olan sadece konforu&lt;br /&gt;o asla doymak bilmeyen&lt;br /&gt;tüketme arzusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonu olmayan bu senaryoda&lt;br /&gt;çırpındıkça batarsın&lt;br /&gt;dibe çekiyor herşeyin verdiği&lt;br /&gt;ağırlık sen sahip oldukça&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114806615315789320?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114806615315789320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114806615315789320&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114806615315789320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114806615315789320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/05/rashit-ve-sylem.html' title='rashit ve söylem'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114648619673192053</id><published>2006-05-01T14:57:00.000+03:00</published><updated>2006-05-01T15:23:18.406+03:00</updated><title type='text'>CNBC-E yi sevmeme nedenleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/562/1607/1600/erins6%20006.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/562/1607/200/erins6%20006.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benim genel bir tespitim vardır.Kült olan şeyler zamanla popülerleşince samimiyetlerini ve içtenliklerini kaybederler.Bu pekçok şey için benim açımdan  böyle olmuştur. Hatta öyle bi hal alır ki o şeyin ilk ortaya çıktığı haliyle en son hali arasında dağlar kadar farklar oluşmaya başlar. Örnek mi istersiniz Rock türünde şarkılar söyleyip daha sonraki albümlerde gitgide soundunu yumuşatarak artık pop/rock ikonu haline gelenlerden mi bahsetsem yoksa İlk başta çok ünlü değilken halkla sıkı fıkı olup da daha sonra ünlü olduktan sonra halkla iletişimini koparan ve sanki onlarla hiç yaşamamış gibi davranan şekil değiştiren ünlülerden mi bahsetsem ? Neden bahsedeceğim aslında başlıkta görüldüğü üzere bariz.Benim içinde cnbce nin bu tip evrimleşme sürecine girdiği bir gerçek.O da kendisini hayatının tek gerçeği kabul edilen kapitalist düzenin çarkına adapte etti. Sanki bu bir kuralmış gibi herkesin de bunu çok normal karşılaması biraz da düşündürtüyor insanı. Oysa ilk başlarda her şey ne kadar da güzeldi.Yayın saatine sadık kalmalar, Reklam almadan konulan filmler,Sansürsüz yayınlar,muhalif diziler, muhalif bir tavır. Şu an gelinen nokta ise Simpsons ve south park dışında (bunlar kanalın yayın hayatına başladıgından beri yayımlanan diziler )dışında dizi olmaması. Amerikan merkezci kapitalist yaşamı ve amerikan yaşamını yücelten diziler. Filmlerin, resimde görüldüğü üzere başlama saatinden 20 dk geç başlaması ve filmin ortasına konulan reklamlarla ve sansürlerle içine edilmesi ki bu da cnbce yi aslında diğer kanallardan pek farklı kılmıyor. Elitist olmaya çalışan fakat olamayan sadece görüntüde elitist kalabilen diğer türk kanallarından farkı kalmayan kanalcık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114648619673192053?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114648619673192053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114648619673192053&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114648619673192053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114648619673192053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/05/cnbc-e-yi-sevmeme-nedenleri.html' title='CNBC-E yi sevmeme nedenleri'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114561963760852120</id><published>2006-04-21T14:38:00.000+03:00</published><updated>2006-05-01T14:57:21.600+03:00</updated><title type='text'>küçük bir ayrıntı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cs.princeton.edu/~aahobor/Lucy-Day/Images/Covers-50/Le-Petit-Prince.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.cs.princeton.edu/~aahobor/Lucy-Day/Images/Covers-50/Le-Petit-Prince.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;le petit prince&lt;/strong&gt; : &lt;em&gt;Yetişkinler sayıları severler. onlara yeni bir arkadaş edindiğinizi söyleseniz,asla önemli konularda sorular sormazlar. Size asla " sesi nasıl ? En çok hangi oyunları sever ? Kelebek koleksiyonu yapar mı ? " demezler. Onun yerine : "kaç yaşında ? kaç kardeşi var var ? kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor ?" die sorarlar. Yalnızca bu sayılarla onun hakkında bir şeyler öğrendiklerini sanırlar.&lt;/em&gt; sayfa 19&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://hollywood.weblog.com.pt/arquivo/6305154899.01.jpeg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://hollywood.weblog.com.pt/arquivo/6305154899.01.jpeg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; Pierrot le Fou&lt;/strong&gt; : Radyoda haberler spiker tarafından okunmaktadır bir çatışmada 115 kişinin öldüğü haberi okunur Bu esnada marienne  ve ferdinand arabada haberleri dinlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;marienne&lt;/strong&gt;: &lt;em&gt;korkunç değil mi ? çok belirsiz.&lt;br /&gt;söyledikleri 115 gerilla ve bize hiçbir şey ifade etmiyor.Şimdeye değin hepsi birer erkek ama biz erkek olduklarını bile bilmiyoruz. Karısını sevip sevmediğini, çocukları var mı yok mu , sinemayı mı veya tiyatroyu mu tercih ettiğini bilmiyoruz.tek söyledikleri şey 115 kişi öldürüldü &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114561963760852120?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114561963760852120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114561963760852120&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114561963760852120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114561963760852120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/04/kk-bir-ayrnt.html' title='küçük bir ayrıntı'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114545077806089316</id><published>2006-04-19T15:14:00.000+03:00</published><updated>2006-04-19T15:55:48.930+03:00</updated><title type='text'>a separate peace (bir başka barış)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.janaedwards.com/SPboystree.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.janaedwards.com/SPboystree.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; Dün bitirdiğim kitabı buraya yazmak istedim.Bu kitabı nerden bulduguma gelince  daha önce burada eleştirisini yazmış oldugum "&lt;em&gt;sideways&lt;/em&gt;" filminin bir bölümünde kitaptan bir bölüm okunuyordu.Ben de kitabı aradım taradım buldum. Kitap  amerikan klasik eserler arasında kabul ediliyor. daha çok lise seviyesinde okutulan bir kitap lakin ben bunun erişkinler için yazılmış olduğunu düşünüyorum; çünkü o yaşlardaki bir gencin bu kitabı tam olarak kavyrabilmesi ve kitabın derinliğine inmesi pek mümkün gibi görünmüyor. Kitap 1940ların başında bir yatılı okulda geçiyor.Aslında iki zaman çercevesi içersinde ele alınmış yaz zamanı ve kış zamanı diye ama genel olarak Savaş yılları. Tabii savaşa değinmeden geçmiyor kitap. Savaşın bir çocuğun üstündeki yansımalarını ve Amerikan toplumu üzerindeki etkilerini anlayabiliyoruz. Bunun yanında kitabın esas konusu savaş değil. Savaş sadece yan tema olarak verilmiş. Asıl irdelenen konu , dostluk,kıskançlık, ihanet , dürüstlük gibi karakterin o yıllarda oluşturulduğu temel değerleri sorguluyor. Bunu o kadar iyi yapıyor ki kitaptaki tasvirler çok derin ve kitapta pekçok metafor var.Bu kitabı bu kadar çok sevmeme neden olan şey buydu.Kullanılan dil hem çok akıcı hem çok şiirsel hem de yıkıcı bir psiklojik derinliğe sahip. Biraz da beni kendi lise yıllarıma götürdü okurken.O çocukluktaki yaşananlar ileride bizim karakterimizi ve davranışlarımızı oluşturuyor. Bu yüzden herkesin okuması gereken bir başyapıt.&lt;a href="http://www.redbankregional.k12.nj.us/RBRWeb/Academics/English/Images/peace.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.redbankregional.k12.nj.us/RBRWeb/Academics/English/Images/peace.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; Yanda görülen resim aslında kitabın esas meselesini ortaya çıkartan nesne: "Ağaç". kitap çatışmanın nesnesini ağaç olarak ele almış. Kitabın büyük bir çoğunlugunda bu ağaçtan dem vuruluyor.Bir insanın gelişiminde bir nesnenin bu kadar iyi verilmesi ustalık gerektiren bir iş. John knowles bunu gayet iyi başarıyor.Kitaptan bir bölüm aktarmak gerekirse: &lt;em&gt;This was the tree, and it seemed to me standing there to resemble those men, the giants of your childhood, whom you encounter years later and find that they are not merely smaller in relation to your growth, but that they are...shrunken by age...(for) the old giants have become pygmies while you were looking the other way."  &lt;br /&gt;(Chapter 1)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meali :&lt;em&gt; Aradığım ağaç buydu. Tıpkı çoçukluğunuzdaki devlere benziyordu.O devler yıllar sonra sadece büyümenize göreceli olarak değil, gerçekten yaşlandıkça da küçülmüşlerdir.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114545077806089316?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114545077806089316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114545077806089316&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114545077806089316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114545077806089316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/04/separate-peace-bir-baka-bar.html' title='a separate peace (bir başka barış)'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114531212692476095</id><published>2006-04-18T00:44:00.000+03:00</published><updated>2006-04-19T15:56:38.850+03:00</updated><title type='text'>bir diyalog kurmak gerek mi halkla?</title><content type='html'>Uzun süredir yazmıyorum, yazacak nedenim bile yok. İnsanın en kötü zamanı nedensiz olarak yaşamaya kendini zorlamaya başladığı zamanlar.Kimseyle iletişim kurmak gelmiyor içimden.Bunun nedeni ise yaşam kalitesinin çok düşük seviyelerde seyrettiği yerlerde bulunmam.Bunun en büyük sahasını ne yazıkki üzülerek söylüyorum "üniversite" oluşturuyor.Bu kadar boş muhabbetin içersinde yer almak bile istemiyorum. Hatta derslerde bile bulunmak istemiyorum. diğer bir neden ise öğrenciligin verdiği bir parasızlık durumundan ötürü ucuz mekanlarda takılmak. Buralarda da benim istediğim sözcükler havada dolanmıyor.Şimdi daha iyi anlıyorum insanın en iyi dostu kitaplarıymış. Bunu diyen zatın da heralde çok arkadaşı yoktu. Zaten arkadaş edinmek de istemiyorum. O kadar kalitesiz yaşıyoruz ki herhangi bir yeniliğe ayak uydurulabilmemiz anca modası geçince mümkün oluyor. Geri kalmış bir ülkeyiz. Geri kalmış bir medeniyetiz. medeni olmanın uzağındayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Onlar kazandı. Bugun elektrik dairesinde başımdan geçen olayı anlatayım: millet kuyrukta faturalarını yatırmak için bekliyor. 2 gişe olmasına rağmen tek gişe çalışıyor arkadan bir bayan çıkışıyor: "neden tek gişe çalışıyor, vakit nakittir..." gişedeki adam şikayet edebileceği numarayı söylüyor. millet ise çıkışan kadına kızıyor: "bak adamı işinden ediyorsun , geldiğinden beri şikayet ediyorsun. Biz memnunuz halimizden" ben ise durumu iki şekilde değerlendiriyorum: birincisi millet o kadar inançsız ki bir şeylerin değişebileceğine şikayet etmenin ve yakınmanın anlamsız olduğunu, hakkını aramanın vakit kaybı oldugunu düşünüyor ikincisi ise daha tehlikeli bir düşünce, her şeyi o kadar kanıksamış ki millet, üstten hangi karar çıkarsa çıksın dünden razı vaziyette.Kimse sesini çıkartmak istemiyor.böyle millet her şeye müstahaktır demek kalıyor bana.bu ülkede hakkını aramak "muhalefet" olarak algılanıyor. marjinal oluyorsunuz veya "devlete karşısınız, bir solcusunuz." sivil topluma üye olan herkes solcudur mantelitesi var. örgüt diyince akla yasadışı şeyler geliyor.&lt;br /&gt;Zihnimiz bulanmış. farklı fikre saygı yok. farklı kimliğe tahammül yok.Bu kdr ot insan toplulugu karşısında insan kılını bile kıpırdatmak istemiyor çünkü kılını kıpırdattıgı an zaten siniri bozuluyor, engellerle karşılaşıyor. ne haliniz varsa görün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114531212692476095?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114531212692476095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114531212692476095&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114531212692476095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114531212692476095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/04/bir-diyalog-kurmak-gerek-mi-halkla.html' title='bir diyalog kurmak gerek mi halkla?'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-114123473076914626</id><published>2006-03-01T16:41:00.000+02:00</published><updated>2006-03-07T20:00:23.260+02:00</updated><title type='text'>BİR İF! İSTANBUL ARDINDAN...</title><content type='html'>&lt;a href="http://istanbul.metblogs.com/archives/ifposter_300px.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://istanbul.metblogs.com/archives/ifposter_300px.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bir if! istanbul daha geldi geçti.Her sene cok heyecanlanarak gittigim ve beğeniyle izlediğim filmler üstelik bu sene caddebostan afm sinemasında da gösterimr girdi. ve beni ayrı bir mutlu etti. çünkü taksim e gitmek gerçekten ayrı bir bilet parasına mal oluyordu Bu da beni bir güne 3 film sığdırmama neden oluyordu. allahtan organizasyon yetkilileri böyle bir atılımda bulundular ve beni çok büyük bir dertten kurtardılar. Bu, festivalin benim açımdan en olumlu yanıydı. şimdi peki caddebostan afm buna hazır mıydı diye soracak olursanız cevabım hayır değildi olur. üstelik insanlar bile hazır değildi. Hit filmlerde bile yer yer boşluklara rastladım herhalde ya festivalin iyi bir tanıtımı yapılmadı veya insanlar anadolu yakasına yönlendirilemedi.Bu seneki festival diğer senelere göre daha sönük geçti.Bu da sanırım izleyeciye yansıdı. Geçen senelerde İf! istanbul yaklaşırken tv de reklam kuşağında teaser i bile dönerdi.Bu sene birkaç sinema programı dışında pek gündem bulamadı kendisine.Caddebostan afm içersinde de bir festival havası gözlemlenmiyordu.üstelik Gösterime sunulan filmler bir sinema salonunda değil de afm nin 4. katında adeta diğer katlardan izole edilmiş bir tiyatro salonunda yer bulabildi.Bu çok mu önemli.Bence evet çünkü eğer bu bir festivalse festivalin anlamı verilmelidir. üstelik ana akım sinemadan farklı olarak bir bağımsız bir film festivaliyse daha bir festival havasında geçmelidir.ikinci bir itirazım ise film başlamadan önce gösterilen reklamlar. Bana kimse sponsorluktan veya filmi reklamlar sayesinde izlediğimden bahsetmesin çünkü ben de bunu diyenlere bunun bir "&lt;em&gt;bağımsız film festivali&lt;/em&gt;" olduğunu hatırlatırım yani yapımcının gene yönetmenin kendisi olduğu veya film hakkında ticari kaygılar gütmeyen bir sinema şirketinin filmi sahiplenerek filmi dağıtıcılara ulaştırması görevini üstlendiği filmlerdir.Bu yüzden yaklaşık 10 dk süren, festival boyunca aynı sırayla gösterilen reklamlar izleyiciye yapılmış bir hakarettir. izleyiciyi aptal yerine koymak ve izleyecilerin sırtından para kazanmaktır. Satın alınmış bir malın reklamı olmaz. hadi mademki bu yola giriştiniz, ticari kaygı güdüyorsunuz bunu da bari festival mantığı içerisinde yapın; yani henüz bileti tükenmemiş veya fazla bilet satmamış bir filmin fragmanını gösterin.hiç olmazsa bir işe yarasın.Bu reklamlar meselesi yüzünden ben bir filmden oldum. normalde 10 dk süren reklamlar benim gittiğim gün nedense 6 dk sürmüş ben 8. dk gittigimde içeri alınmadım. Filmin başladığı söylendi.&lt;em&gt;Prensipleriymiş &lt;/em&gt;biletin üzerinde yazdığı saatte film başlasa prensip oldugunu anlayabilirim; fakat niye her seferinde biletin üzerinde yazdıgı saatte gidip 10 dk reklam izlettirme işkencesine katlanayım? Böyle prensip olmaz.Fimlere gelince festival filmlerinden çok büyük şeyler beklemeyin üstelik yönetmenin ismi duyulmamışsa beklentinleriniz karşılanmayabilir. Daha çok bu yönetmen yeni bir şeyler söylüyor mu veya ne söylemeye çalışıyor veya bu filmde neyi denemiş bu gibi sorularla filme gidilirse salondan daha memnun ayrılınır.Benim gittiğim filmlerde gördüklerimi kısaca aktarmam gerekirse :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Citizen Dog-yurttaş köpek :&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.e.bell.ca/filmfest/2005/med/filmPics/53.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.e.bell.ca/filmfest/2005/med/filmPics/53.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzakdoğu sineması tercih ettiğim bir sinema değildir.Genelde çoğu kült filmlerdir ve anlatım dili hiç avrupa sinemasına benzemez. Bu yüzden nedense kendime hep uzak bulmuşumdur. Bu film de bir tayland filmi. Bu filmi de kendime çok uzak buldum. Amelie filminin bir uzakdoğu versyonu diyebilirim ama çok kötü bir uzakdoğu versyonu. Verilen sürrealist absürdlükler cok basite indirgenmiş. tahmin edilebilen cinsten. daha önce denenmiş kareler. Filmin artısı farklı oluşu. Kullanılan renkler çok canlı.sanırım Dv kamera kullanılmış ama anlatılan hikaye çok bayık kısacası ilk gördüğüm film beni hayal kırıklığına uğrattı.eğer ara verilseydi mutlaka çıkar giderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Occupation dreamland -görev hayal ülkesi: &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://daily.greencine.com/archives/occupation-dreamland.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://daily.greencine.com/archives/occupation-dreamland.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; amerikadan ırak a gönderilmiş ve orada ıraklıların/amerikalıların güvenliğini sağlamak amacıyla görevlendirilmiş bir manganın psikolojik halini anlatan gerçekci bir belgesel.öncelikle askerler neden orduya katıldıklarını anlatıyorlar ordudan ne beklediklerini ve ileride kendilerini(savaştan sonra) ne beklediğini anlatıyorlar.Film son derece samimi. özellikle filmi izledikten sonra oradaki askerler için üzülüyorsunuz.Pis işleri yapan askerlerin çoğu "loser" kendileri de bunu biliyorlar. aslında niye orada olduklarının da bilincindeler. açık açık da söyliyorlar OPEC e yeni bir petrol ülkesi katmak için buradayız.Bazıları ıraklılardan nefret ettiklerini bazıları ise ıraklıları anlayabildiklerini söylüyor.başarılı bir yapım. insan sinemadan çıkarken iki kere düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;nyocker-mahalle&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.est.hu/imgup/mozi/2004/12/1209nyocker_m.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.est.hu/imgup/mozi/2004/12/1209nyocker_m.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 2004&lt;br /&gt;yapımı bir macar animasyon filmi. Film macaristan ın bir mahallesinde geçiyor ama bu mahallede her türlü pis iş dönüyor. bir de her türlüsünden pis herif var. çingenesinden, italyan pezevengine, rus torbacısına kadar. film bir rap şarkısıyla başlarken bir de sürekli küfürlerle bezeli oluşundan allah dedim konusu çok sıradan, basit bir arka sokak filmine geldim derken konu hayli bi enteresanlaştı ve ilk intibahım tamamen değişti ve bu filmi garip bi şekilde çok sevdim. çok eğlendirdi beni. herkese giydiriyor bin ladininden , amerikalılara, sahtekar polislere, AB ülkelerine kadar. içersinde güzel absürd ögeler barındıran taşlamalı yarı siyasi yarı komedi bir çizgi animasyon. çok uğraşılmış üstünde. bir kere hepsi 3D teknigiyle yapılmış bütün suratlar gerçeginden scan edilmiş ve üzerinde oynanmış bu yüzden mimikler çok hoş. yazıları okurken mimikleri kaçırıyorsunuz bu yüzden  mutlaka iki kere izlenmesi gereken bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;mürekkep balığı ve balina&lt;/strong&gt; eveeeeet işte tartışma, işte ikiyüzlülük, işte ironi, işte aile parçalanması ve yansımaları....&lt;br /&gt;Film bu sene pekçok festivalden ödülle döndü. ülkemizde de mart ayında gösterime girecek, kaçıranlar üzülmesin. Film Bir tenis kortunda başlıyor eyvaaah diyoruz fırlatılan toplar ve agızdan çıkan küfürler bize acaba bir &lt;em&gt;haneke&lt;/em&gt; filmine mi&lt;br /&gt;geldik hissi uyandırıyor.Daha ilk sahneden film bize  ileride ne gibi sorunlarla karşılabilecegimizin ipuçlarını veriyor. Son yıllarda sıkça işlenen "amerikan yaşamını, ailesi sorunlarını" ve boşanmanın bireyler üzerine etkisini anlatıyor. fakat bu filmin farklı bir yanı var.Bu sefer film diğer aile filmlerinden farkı olarak ebeveynlerin sorumsuzluğunu ve ikiyüzlülüğünü anlatıyor ve çocukların örnek model olarak seçtikleri anne babalarının kendilerini negatif şekilde yönlendirdikleri bunun da çocukların gelişmekte olan psikolojilerinin altüst oluşunu bütün çıplaklığıyla veriyor. Filmin farklı bir yanı ise diğer amerikan ailelerinden farklı olarak buradaki anne babanın entellektüel camiadan oluşu. Sürekli verilen entellektüel örnekler filmi zenginleştiriyor özellikle "&lt;em&gt;jean luc godard"&lt;/em&gt; ın breathless filmine atıfta bulunulması çok hoşuma gitti. diğer hoş bir yanı ise daha önce hiçbir amerikan filminde rastlamadığım entel babanın düştüğü ekonomik güçlükler(geçim sıkıntısı) ve bunun veriliş biçimi gerçekten çok çarpıcı ve gerçekci. izlenilmesi gereken filmlerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;me you and  everyone we know&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://daily.greencine.com/archives/me-and-you-poster.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://daily.greencine.com/archives/me-and-you-poster.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; Amerikalılar aileye çok takık durumdular. gene bir aile trajedisi daha. gene bir boşanma, gene ironik yaklaşımlar ama gene  harika bir film daha. Müthiş yakalanmış detaylar! müthiş eğlenceli bir film! Film belki 11 karakter etrafında dolanıyor ama bu 11 karakterde birbirleriyle aynı ortamlarda bulundukları için farkına varmadan birbileriyle aslında çok alakalılar. çok iyi verilmiş karakterler. müthiş tespitler.harika diyaloglara sahip belki kült mertebesine ulaşabilecek bir film.filmin yönetmeni aynı zamanda filmin başrol oyuncusu umutsuz aşık dijital sanatla uğraşan miranda july. kaçıranlara müjde mart ayında ülkemizde vizyona girecek mutlaka gidin izleyin. &lt;br /&gt;ayrıca filmde sinemanın koptugu diyaloglardan birini vermeden geçemiyecegim : &lt;strong&gt;)) &lt; &gt; (( &lt;/strong&gt;&lt;em&gt;forever&lt;/em&gt;  &lt;em&gt;i’ll poop into your butthole and then you’ll poop it back into my butt and we’ll keep doing it back and forth with the same poop forever&lt;/em&gt; bu arada soundtracki de dinlenmeli ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;refer madnness -duman çılgınlığı&lt;/strong&gt; sadece ironilerle bezeli bu yüzden sonlara doğru artık iyice bayan, fakat müzikler  ve oyuncuların performansı açısından incelendiğinde başarılı bir müzikal film. Özellikle yabancılaştırma efektlerinin çok yogun oluşu insanı bir süre sonra bayıyor. Bir de bütün klasik amerikan filmlerindeki tabularla dalga geçiyor. müzikler açısından ve  danslardaki yaratıcılık açısından başarılı fakat son derece klişelerle dolu bir film. üstelik hafif muhafazakarsanız sakın gidip izlemeyin çıldırabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-114123473076914626?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/114123473076914626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=114123473076914626&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114123473076914626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/114123473076914626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/03/bir-if-istanbul-ardindan.html' title='BİR İF! İSTANBUL ARDINDAN...'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113872690301479207</id><published>2006-01-31T16:49:00.000+02:00</published><updated>2006-01-31T22:43:50.290+02:00</updated><title type='text'>Yanınızda Kız Varken Başka Bir Kızın Sokakta Size Bakması ve Genel olarak bakışma</title><content type='html'>&lt;a href="http://iranianbuddies.com/albums/userpics/sexy%20stare.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://iranianbuddies.com/albums/userpics/sexy%20stare.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Erkek ile kadın arasındaki o karşı konulamaz çekimi hiç kimse sanırım yadsıyamaz.İnsan, bir güzel gördüğü zaman durup ona bakıyor. en azından benim için öyle, eğer birisi hoşuma gitmişse yalnız,ilişkide, yaşça benden büyük  veya küçük, sarışın,esmer ,yerli,yabancı olması fark etmiyor bakmam için tek kriter benim hoşuma gitmiş olmasıdır; fakat karşı cins için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Genelde yalnız yürürken fazla kız bana bakmaz. Hatta genellikle kızlar kafalarını öne eğerler - ne kadar ezik bir harekettir- üstelik bunu yapan süslü püslü bir insansa daha çok sinirimi bozar.Bunun diğer bir versyonu ise gözünde güneş gözlüğü varken bakan bayan türüdür.Güneş gözlüğü takan bayan kişi sanki onun size baktığınızı anlamayacağını düşünmektedir; lakin böyle bir şey olmamaktadır.basbayagı bakıyorsun kardeşim işte sonra kafanı niye çeviriyorsun? ama asıl sinirimi bozan şey ise başlıkta da gördüğünüz üzere yanınızda bayan varken başka bir bayanın size bakması veya ikinize birden bakmasıdır. Bu dışarda da böyle mi bilemem ama ben kendimce kendi yaşadığım çevrenin koşullarını göz önüne katarak bir çıkarsamada bulundum. Bu çıkardığım şeyleri birkaç alt başlığa böldüm.şimdi onları aktaracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 15 milyon nüfuslu koca bir şehirde yaşıyoruz.Çok büyük yoğun şehir olduğu için insan ilişkileri kopuk, neredeyse bir gördüğünüzü bir daha görmüyorsunuz. Kim kimdir bilinmiyor evet sizin de anladığınız üzere kadınlar birisine bakarken bile "güvenlik" arıyorlar. Bu da onların toplum içersindeki konumları hakkında bize biraz bilgi veriyor.Kadınların özgüvenleri eksik. Çünkü daimi bir korku içersindiler Bunu yapan ise ataerkil toplum kuralları ve baskıcı ebeveynler. bu korku pompalaması daimi fakat  zaman zaman verilen kızın bilinçaltına attığı ebeveyn lafları.yani olaya bardağın boş tarafından bakma anlayışı.Bunu biraz açalım. devamlı ebeveynler tarafındna kızlara telkin ediliyor : &lt;em&gt;oraya nasıl gideceksin? ne yalnız mı??oraya seni hayatta yalnız bırakmam çünkü toplum kötü adi pislik dolu gül gibi yetiştirdiğim kızımı sokağın ortasında kaçırsınlar diye yetiştirmedim&lt;/em&gt;. Yeah dude tamamen pasifist ,karamsar, mekruh düşünceler. Noluyor kız sokağa çıkmaya bile korkuyor kaldı ki bir erkeğin yüzüne bakabilsin! çünkü baktığı ilk erkek ona oracıkta tecavüz edecek ,kadınlığını bozacak, nuri alço kahkahası atacaktır. &lt;strong&gt;Bir erkek olarak potansiyel kötü insan yerine konuluyorum. baştan olaya 1-0 mağlup &lt;/strong&gt;başladın dostum.Ne dedik lafımızın başında "güven(lik)". &lt;br /&gt;Güven ne zaman sağlanır peki? Yanınızda bir hemcinsi olduğu zaman sağlanır Bu sayede erkeğin  tecavüzcü olduğu fikrinden doğan  tam güvensizlik  yanında hemcinsi olduğu zaman eşitlenmiş yani nötrlenmiş hale gelir bu sefer o insan modern insan kalıpları içersinde terbiye edilmiş , medenileştirilmiş , çağa ayak uydurabilmiş  seviyeye çıkar. Aynı zamanda birisinden hoşlanmaktan korkan bayan kişi yanında kız olduğundan dolayı o kişinin ondan hoşlanmayacağını düşünebilmektedir tabii biz bu önermeyi sadece yukarıda belirttiğim kriterler altında söyleyebiliyorum durun durun kızmayın ne alakası var diye de çıkışmayın o dediklerinize de gelecem biraz sabır... Güven nasıl sağlanır ? Güven toplumca bilinmiş, toplum tarafından kabul edilmiş değerler ve bu değerlerin yarattığı metalar sayesinde sağlanır.Nedir bunlar? son model bir araba, rayban gözlük, ralph lauren ceket, veya erkişinin beğendiği diğer markalar.Burada ortaya çıkan şey tanınmışlık ve ortak beğeni. tanınmışlığı açmak gerekirse tanınmışlığa sahip olmak için belli bir diyet ödemek gerekmektedir Bu da statü tarafından satın alınır.Örneğin bir rocker ralp lauren giymez çünkü statüsünü kültüründe bu yoktur Onun yerine rock starı veya rocker dediğimiz kişi bu kültürde yer alan giysileri tercih eder bunların albenisi ne kadar yüksekse bir bayan kişi tarafından bakılma katsayısıda o kadar yüksektir. Veya olaya diğer taraftan bakalım subay üniforması veya denizci kıyafeti bunlar statü belirtisidir. yani hatun kişi karşısındaki kişinin it kopuk tecevüzcü olmadığını statüsünün dışavurumundan algılar. Bir subay üniversite bitirmiştir. Toplumun &lt;strong&gt;güvendiği&lt;/strong&gt; bir  kurumda çalışmaktadır.maaşı vardır.Üniforma bizi kalıplara sokmaktadır. her üniformanın sterotipik özelliği vardır bunlar karşı cins tarafından bilinir bu yüzden &lt;em&gt;güvenle&lt;/em&gt;  doya doya eğer o kişiden tip olarak  da hoşlanmışsa bakar. galiba biraz yumuşadınız hafiften kafa sallar gördüm sizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven,statüyü açıkladıktan sonra geçelim özel kıstaslara; yani kişisel beğenilere, kişisel düşüncülere... genelden özele geçelim. Yanınızdaki bayan eğer çok güzelse karşı taraftaki hatun bunu iki şekilde algılayabilir burada devreye kadınsal duygular  giriyor. Birincisi Bu orta tipli herif bu kızı tavlayabildiğine göre kendisi üstün bir erkek.yani kendi kafasında oluşturduğu ideal erkek tablosunu oluşturur. (ha yııırrrrr hiç de öyle değilllll!! bırakın bunları) Bu yüzden kıskançlık semptomları başgösterir ve hemen karşısındaki kızla olayı kadınsal bir rekabete dönüştürür ilk amaç olan ideal erkek araca ; amaç ikincil amaca dönüşür asıl amaç ise yanındaki kızla girişilen iktidar mücadelesinden galip çıkmaktır yani çocugu kendisine baktırmaktır.kızın pabucunu dama atacaktır. eğer bunu başarabilirse bu 3 saniyelik kavgadan başarıyla ayrılmış olacaktır.&lt;br /&gt;Bir de durumu tersten değerlendirelim eğer çocuk çok yakışıklıysa hatun kişi çok çirkinse karşıdaki bayanı birisiyle çıkmadığını varsayalım şu düşüncelere dalarak bakacaktır &lt;em&gt;bu tipsiz karının bu çocugun yanında ne işi var bakarken şunu düşünecektir gel benim yanıma çünkü ben ondan çok daha güzelim benim gibi güzel bi kız yalnızken senin gibi tipsiz bir kadın nasıl oluyor da bu çocukla beraber olabilir -aha tekrar kıskançlık-&lt;/em&gt; ya da çocuga bak ne kadar kötü zevki varmış da diyebilir.ama işin sonucunda o erkege  bakmaktadır.oysa hatun kişi sokakta tek başına dolaşan erkeklere aynı bakışları atamamaktadır belki içlerinde daha iyisi bile varken. Sebep mi? Yukarıda açıkladık ya ne çabuk unuttun :D &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi yazıyı özetlemek ve bir yere bağlamak gerekirse gerekirse kadınlar yaratılan güvensizlik ortamı ve toplum kuralları geregi nedeniyle özgüvenlerini baltalamaktadırlar ve kendilerine yaratılan erkek imajına kanmaktadırlar.Bu güvensizlik ancak güvenin tamamlayacıları olan statü belirtisi üniformalar ve başka bir kadın tarafından doldurabilmektedir. (sadece sokakta bakma unsurunu sağlama açısından konuya bakış açımız).Kadınların bu durumu kabullenmeleri giderek zihniyet olarak araplaşmaya neden olmaktadır bu bağlamda araplaşan/köleleşen kadın kendi bireyleşme ve özgürleşme çabalarını kendisinden değil gene ataerkil toplumun hür saydığı kendi belirleyicisi oldugu düzenden beklemektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113872690301479207?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113872690301479207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113872690301479207&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113872690301479207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113872690301479207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/01/yannzda-kz-varken-baka-bir-kzn-sokakta.html' title='Yanınızda Kız Varken Başka Bir Kızın Sokakta Size Bakması ve Genel olarak bakışma'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113829074583842760</id><published>2006-01-26T16:06:00.000+02:00</published><updated>2006-01-26T17:52:26.653+02:00</updated><title type='text'>mikrofonun gücü</title><content type='html'>&lt;a href="http://194.132.118.17/item_img/se/large/l057615.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://194.132.118.17/item_img/se/large/l057615.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; merhaba sevgili seyirciler bu haftaki programımızda elimde tutmuş oduğum ve size hitap etmemi ve sesimin size iletilmesini sağlayan maykrofonun gücünü anlatmaya çalışıcuam nacizane.evet dilersiniz maykrofonun ne oldugundan kısaca bahsedeyim. Ses sinyallerini (akustik enerji) elektrik sinyallerine çeviren elemanlara mikrofon denir. Bu sihirli aletin mucidi Edisondur.Edison un belki de elektrikten sonraki en önemli ikinci icadıdır.çeşitli maykrofon çeşitleri vardır: dinamik-bobinli, kapasitif, korbonlu,kristalli, şeritli ve electret maykrafonlar. Bunların hiçbirine değinmiiicim. bu kadar gereksiz bilgiden sonra işin bilimsel olmayan yani ilimsel fakat bir o kadar da gerçek boyutuna geçelim.  Dün Tv nin karşısına geçmiş &lt;em&gt;siyaset meyda nını&lt;/em&gt; izliyordum  Tv de yayınlanan programın 7 sene öncesine ait olduguna dair bilgi ben izlemeye başladıktan yaklaşık bir yarım saat sonra geldi zaten farkına varmıştım çok da önemli değildi bu. konu magazinle alakalıydı. Aslında konu da çok önemli değil ya neyse ne... Sorunu dolambaclı yola girmeden anlatacağım. bu mikrafon nasıl bir alettir ki insanın normalden farklı bir kişilik çizmesine alet oluyor. Mikrafonu kullanmayı iyi bilmek gerek. çünkü mikrafon excalibur kılıcından daha güçlü bir alettir. Bu aleti iyi kullanamayanlar geçiçi üne sahip olurlar bunlar daha sonra mikrafonun gücünü iyi anlamadıkları için çeşitli kişilik bozuklukları gösterebilirler veya çabuk unutulabilirler. Mikrafon sadece güç demek değildir aynı zamanda güçbirliğini de sağlar. Bu mendeburun öyle bir güç potansiyeli vardır ki 10-15 tane kişiyi bir platforma atın ve ellerine mikrafon verin ortaya fasulyeden bir konu atın.  ve mikrafon savaşlarına tanık olun. hatta mikrafonun maneviyatını aşıp maddesel olarak gücün kullanımına tanık olun kafaya indirilen mikrafonun tahribatı, kafanın yarılmasıyla sonuçlanabilinir. gene  bilinçli, sol fraksiyondan 15 kişiyi toplayın. Bunları bir platforma atın. Eline mikrafona alanın devrim sloganları atacağını görebilirsiniz hatta hepsinin program esnasında birbirlerine destek verdiklerini de gözlemleyebilirisiniz. herkes iyilikten güzellikten müthiş planlamalardan söz ederken bir anda elinden mikrafonu alın o kişi artık zırhsız,çıplak ve çelimsizdir tıpkı HE-MAN in kılıcıyla atılgan dan titrek e dönüşen o çizgi film kahramanı gibi. hatta bu kadar güzel nidaları atanların birbirine destek olanların o platform dağıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi evlerine gideceklerini de görebilirsiniz. Yukarıdaki iki örneği peki nasıl açıklayacaz ve daha sonra konuyu nasıl açıklayacağız peki haa?? merak ediyor musunuz?? &lt;em&gt;az sonra&lt;/em&gt; sayın seyircilerim kısa bir mola&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;evet bu kısa mola içersinde ben de konuyu tekrardan düşündüm. ama dilersiniz bu kısa ara içersinde yazının son kısmını unutanlar için kısa bir özet geçelim   &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;ÖZET :&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;em&gt;herkes iyilikten güzellikten müthiş planlamalardan söz ederken bir anda elinden mikrafonu alın o kişi artık zırhsız,çıplak ve çelimsizdir tıpkı HE-MAN in kılıcıyla atılgan dan titrek e dönüşen o çizgi film kahramanı gibi. hatta bu kadar güzel nidaları atanların birbirine destek olanların o platform dağıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi evlerine gideceklerini de görebilirsiniz. Yukarıdaki iki örneği peki nasıl açıklayacaz ve daha sonra konuyu nasıl açıklayacağız peki haa&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;hatırladınız dimi sevgili seyircilerim&lt;em&gt;.(yeni bölüm)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;birinci meseleye dönersek elimizde bir tutam insan ve bir tutam dolusu maykrofon malzemeleri vardı. doğru eşlemeler yapılarak her insana bir maykrofon vermiştik sonra da kavgalarına tanık olmuştuk. evet sevgili üstadım şimdi eldivenlerini çıkar ve sonuçları kaleminle not et ve teşhisi koy artık da monitör karşısındakiler de rahatlasın. hmmms bunun için yıllarca bekledim tek istediğim bir atımlık kurşunumu iyi sergilemekti hepsi bu. içimdeki şöhret olma arzusu su yüzüne çıkınca kontrolden çıktım ve sadece karşımdakilere değil tüm beni izleyenlere kendimi kabul ettirme sürecinden geçtim. Bu benim bireyselleşme ve kendimi ifade etme savaşımdı. Bu savaşta süremin çok kısa olduğunun bilincindeyim bu yüzden sansansyona ihtiyacım var. benliğimin üzerine çıkıp hem örnek bir vatandaş hem seksi bir erkek hem güçlü hem de karizmatik bir görüntü sunmayalım Çünkü benden toplumun talebi bu. Aykırılık mı raytingi çok yüksek olan fakat  şöhretten daha kısa süreli olan kötülük. peki sevgili üstadım ikinci durumda programda anlaştığın kişilerle dışarıda konuşmadın hiçbir şey yapmadın ? Dur sen çok hızlı gitmeye başladın henüz yeni yazıyorum deminkini raporuma araya bir şey serpiştirmeyecek miyiz ? bırak şimdi bunları hadi anlat. peki üstad anlatıyorum :  bana sunulan ortam böyle bir ortam. Kendimi mikrafonla ifade etmem de arkadaşlarımla bu şekilde toplanmam da ve insanları bu şekilde bir şey yapmaya yöneltmem legal ve benimsenen bir davranış. fakat dışarıda bunları yapmam illegal &lt;strong&gt;owww my god !&lt;/strong&gt; işte msj geliyor ayrıca&lt;em&gt; here comes the new challenger(annayan annar)&lt;/em&gt; : demokratik olmayan toplumlar kendilerini ancak popüler kültürün araçlarıyla meşru kılabilirler aksi halde onlar toplum tarafından dışlanmış birer öcüdürler. Varlıkları bile belirsizdir çünkü kamuoyu yaratacak güçleri yoktur. evet şimdi özelden daha genele gidersek noluyor şöhret olmak ve toplumun istediği bir insan olmanın altında olan şey popüler kültürün toplumca tamamiyle benimsenmiş olmasıdır. Popüler olmayan yoktur olamazdır. Bunun gibi her şey belli bir süreliğine popüler olabilir ama popülerliğin süresini ülke içerisinde suni olarak yaratılmış değerler belirler.Bu yüzden bugun günümüzde herkes her şey olabilir. yani diyorsun ki bir adamın değerleri popüler kültürün değerleriyle örtüştüğünde ünlü olma şansı çok yüksektir. evet çünkü bir kadın popüler kültür içersinde hem seksi hem 2 çocuk annesi hem ramazanda oruç açarken türban takıp yoksullara yardım ederken yılbaşında noel baba şapkası takarken , geceyarısı programlarında mini etekle giderken gündüz kadın programlarına ağır anne modunda giderken görüntüsü son derece olağan ve beklenendir. o zmaan maykrofunun gücünü belirleyen şey kişinin özellikleri değil; popüler kültür kişiliğidir. yani toplumca benimsenmiş ayrı bir altkimliktir. Bundan sıyrılabilmek mümkün mü veya maykrofonsuz sesimizi nasıl duyurabiliriz ? Sevgili azizim bundan sıyrılabilmek mümkün değildir, bundan sıyrılabilmen için Tv'yi çöpe atman , gazete okumayı bırakman iş arkadaşlarını tamamiyle değiştirmen gerekmektedir. maykrofonsuz ses duyurmak mı ? duymamış olayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;evet sayın seyirciler bu programda sizleri yazının sonuna getirebilmek için çeşitli numaralara başvurduk. Bu numaralar için sevgili rejisör arkadaşımız için iki kere &lt;em&gt;space&lt;/em&gt; e basarak güzel bir ses çıkarmanızı diliyorum. Gene bu numaralar arasında gençleri  çoluk çocugu yazıya çekebilmek için bir adet  fotograf (resimli anlatım) , bir adet sevgili bilge amca ve ona sürekli sorular soran küçük alican ı kullandım lütfen kendileri için iki kere space e basmayı ihmal etmiyorum onlar hakkettiler bunları (baş sallayarak). Elleriniz dert görmesin. PC başından ayrılmayın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;ending credits&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;bitti mi aykut çıktık mı yayından ?  kim aldı lan bu pantolonu terziden götüm yapış yapış oldu hayy sikiim yapacagınız işi !&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113829074583842760?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113829074583842760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113829074583842760&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113829074583842760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113829074583842760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2006/01/mikrofonun-gc.html' title='mikrofonun gücü'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113588769842350090</id><published>2005-12-29T22:16:00.000+02:00</published><updated>2005-12-29T22:21:38.433+02:00</updated><title type='text'>re-derleme</title><content type='html'>adorno break-dance yapan gençleri görünce şöyle demiş: maymunu bu kadar iyi taklit edebilen canlı, günün birinde insan olduğunu da hatırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de final zamanı, çalışma notlarını ezberleyen üniversite gençliğini görünce şöyle diyorum : papağanı bu kadar iyi taklit edebilen insan bir gün düşünen bir hayvan olduğunu da anımsar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113588769842350090?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113588769842350090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113588769842350090&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113588769842350090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113588769842350090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/12/re-derleme.html' title='re-derleme'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113579318775184535</id><published>2005-12-28T20:03:00.000+02:00</published><updated>2005-12-28T20:06:27.776+02:00</updated><title type='text'>erins altaylı dan günün sözü</title><content type='html'>ne zaman &lt;strong&gt;orospu&lt;/strong&gt; oluruz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar boyunlarına vizite ücretlerini astıkları zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pekiiiii&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman &lt;em&gt;orospuluk&lt;/em&gt; &lt;em&gt;etmeyiz&lt;/em&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar boyunlarına vizite ücretlerini astıkları zaman&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113579318775184535?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113579318775184535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113579318775184535&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113579318775184535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113579318775184535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/12/erins-altayl-dan-gnn-sz.html' title='erins altaylı dan günün sözü'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113528801897213057</id><published>2005-12-22T22:12:00.000+02:00</published><updated>2005-12-22T23:46:59.006+02:00</updated><title type='text'>düşüncesizlik özgürlüğü</title><content type='html'>Selam kardeşlerim bugun canım cok sıkılıyor, canım biraz eğlence arıyor.Evden dışarı çıkmanın zamanı geldi de geçiyor.Dışarıda özgürlük var. Bugun bir sürü iş var. Görev beni bekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün en sakin zaman sabahtır pek iş olmaz. ama insan isteyince iş bulur. hadi Allah kerim ,&lt;br /&gt;işte fazla vakit geçmeden olay beni buldu. Şu gence bak agzında sigara tüttürüyor gidip hesap sormalı&lt;br /&gt;şşt delikanlı ağzındaki ne bakayım&lt;br /&gt;sigara&lt;br /&gt;görüyoruz da saat kaç ?&lt;br /&gt;9.10&lt;br /&gt;ulan ramazandayız. oruç tutun. ne biçim gençlik geliyor. bas git gözüme gözükme biraz saygınız olsun oruç tutanlara karşı. git evde iç. defol !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni yoğun bir gün bekliyor. Bu ülkeye nizam lazım bizim nizamımız lazım. Tahammül sınırlarımı her gün zorlamaktan sıkıldım. şimdi eminönüne gidicem bir sürü ipsiz sapsız herifle boguşacam&lt;br /&gt;yolum tahtakaleye düşüyor. Kürdolar her tarafta hepsine gıcığım. kürtçe konuşuyorlar yanşarına gideyim. ver bana ordan birkaç CD.  kurtlar vadisinin son bölümü geldiyse ver. koy lan birkaç CD daha cimrilik yapma lan. çakacam iki tane suratına. (cdleri alır ve uzaklaşır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amcık hoşafları işgal ettiniz ülkeyi bi sittirin gidin kuzey ırak'a. vatan hainleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu şehrin nizama ihitiyacı var ben yapamazsam kimse yapamaz. Şu tipe bak saçlar uzun , bu havada siyah bot. alacan çekicen saçını usturuyla sıfıra vurdurucan. kafayı sallayıp kafa buluyorlar. 30 senedir saç uzatan metalciler. güzelim türküler varken bagıran angutları dinlemek kafam anlamıyor. iotogluitler anaları babaları yok ki piçlerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üniverisite önünde eylem yapan solcu gençler, malların önde gideni 50 senedir aynı kısır döngü sloganlar biraz halay çekip , gösteririy güzel cob taneleriyle bitirecekler. boşuna dememişler dayak cennetten çıkmadır diye. babaları da dayak yedi sıra bunlara geldi. indir kafasına düşünemesin bir daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sokak müzisyenleri tek ypatıkları 3 tele vurarak müzik yaptıklarını zannetmek. yasaktan anlamıyorlar. kafasını kaldırımda parçalasan kendime yazık etmiş olurum. hemen öte yanlarındaki tinercilerin onlardan aşağı kalır yanları yok. hepsine sokayım . öldürsen sevap işlemiş olursun hiç olamzsa kimseyi rahatsız etmez piçler. ahh ben emniyet müdürü olacam hepsini temizlettiricem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihangirdeyim illa ki bir orospu çıkar şimdi karşıma. travestiler midemi bulandıran mahluklar. allahın belası gizliyor kendisini. perugunu alıp yakıcaksın. Bu utanç verici suratla kadın kılıgında geziyor. dönmeler gayler arkadan vericiler. bok kokan götlere cobumun sivri ucu girsin. aptal ezik lafları "ben kendimi kadın hissediyorum" hepiniz adli tıpa oradan hastaneye bu vatanı kirletmekten başka bi işe yaradığınız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse merkeze gidip bazı arkadaşlarla laflayalım. amir gene kızacak geç kaldık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113528801897213057?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113528801897213057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113528801897213057&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113528801897213057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113528801897213057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/12/dncesizlik-zgrl.html' title='düşüncesizlik özgürlüğü'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113398440014198257</id><published>2005-12-07T18:17:00.000+02:00</published><updated>2005-12-07T21:40:00.180+02:00</updated><title type='text'>ALT BENLİK</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/562/1607/1600/say??m"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/562/1607/200/say%3F%3Fm%20adsl%20032.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgili öğrenciler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizlere yeni anlatım yöntemlerini göstermek benim boynumun borcudur. Bu yeni yöntemde dersin özünü anlamaktan öte hocanın aslında demek istediginin özüne inmek var. Size bu yeni yöntemi anlatırken ben çok büyük bir zevk aldım umarım siz de alırsınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sevgili hocalarıma beni bu metodu gösterebildikleri için çok teşekkür ederim. Bu parça &lt;em&gt;sayım ve subaşına atfedilmiştir. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Monthy phyton and the meaning of life &lt;/em&gt;adlı filmin bir bölümünden esinlenilmiştir&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;hoca sınıfa girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H- Sevgili öğrencilerim bugun sizlere vasıfsız işçinin çalışırken fiziksel ortama uyum sağlaması açısından gerekli işçi kıyafetinin ne olması gerektigini ve ülkemizde bu hususa ne kadar uyulduğunu anlatacağım.&lt;br /&gt;( &lt;em&gt;ceketinin cebinden kırmızı bir tanga çıkartır&lt;/em&gt; )&lt;br /&gt;H- Arkadaşlar elimde ne tutuyorum kim söyliyecek ?&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sınıftan ses çıkmaz&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;H- Sen söyle arkada konuşan . evet sen sen&lt;br /&gt;Ö- kırmızı bir mendil olabilir mi ?&lt;br /&gt;H- bakın siz ikiniz (&lt;em&gt;işaret parmagıyla işaret eder) &lt;/em&gt;hem konuşuyorsunuz hem de ukalalık yapıyorsunuz. sizi son kez uyarıyorum aksi halde yakarım !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;aradan bir ses çıkar hafif cızırtılıdır bu ses "kırmızı tanga"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;H- kim söyledi onu? aranızdan birisi doğru cevabı söyledi (&lt;em&gt;kafasını sağa sola çevirerek&lt;/em&gt;)&lt;br /&gt;Ö- ben söyledim&lt;br /&gt;H-(&lt;em&gt;gülerek) &lt;/em&gt;sen mi söyledin peki bana tanganın tanımını yapabilecek misin ?&lt;br /&gt;Ö- hmms hanımların giydiği kumaş parçası ?&lt;br /&gt;H- ben size 4 senede hiçbir şey öğretememişim Ondan sonra hocam ben sınavda yazıyorum niye not vermiyorsunuz ? sınıfa soruyorum arkadaşınızın verdiği cevap yeterli mi ?&lt;br /&gt;Sınıf- (ürkek bir sesle ) HAYIR&lt;br /&gt;H- kim bana tam tanımını yapacak vizesine 10 puan ekliyecem&lt;br /&gt;Ö- 1950 ların ortasında ikinci sanayi devriminin başladığı dönemlerde bayan işçilerin işyerinde genel hal durum itibariyle her koşulda giydiği iç çamaşır parçası&lt;br /&gt;H- &lt;em&gt;her hoşulda&lt;/em&gt; mı dikkatinizi çekerim kanun ne diyor?&lt;br /&gt;başka bir Ö- hayır hocam uygun koşulların sağlandığı ortamda.&lt;br /&gt;başka bir Ö- hocam diyelim ki işveren uygun ortamı sağlamıyor bunun yanısıra işçinin regl dönemi var bunun içinde bir önlem almıyor bu durumda işçi tazminat alabilir mi&lt;br /&gt;H- bu dediğiniz ülkemizde yaşandı. fakat öyle bir garip ülkedir ki doktrinle yargıtay çelişkiye düştü. Seksist yargıtay doktrini onaylamadı ve işçi mağdur oldu. üstelik bir de işinden oldu.&lt;br /&gt;Ö- hocam bu olay&lt;em&gt; emsal&lt;/em&gt; mi ?&lt;br /&gt;H- hayır değil.&lt;br /&gt;H- peki kim bana bu tanganın ebatlarını ve sahibini tarif edebilir ? tangayı sıradan sıraya dolaştıralım arkadaşlar ama rica ediyorum güzel kullanın diğer sınıflara da gösterecem&lt;br /&gt;Ö- hocam ben söyleyeyim. bu asyalı bir işçiye ait. fazla kullanılmış ve yıpratılmış çok fazla çalıştırılmış. bedeni de 26 diye tahmin ediyorum&lt;br /&gt;H- nefissss bir tespit. sen sınavdan önce gel bana ve isimini yazdır.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;arkadan gülüşme sesleri gelir&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;H- (sinirli) bakın sizi uyarmıştım. mademki laftan anlamıyorsunuz bende anladıgınız dilden yapacam uyarımı (arkada gülen iki ögrencinin yanına yaklaşır herkesin önünde pantolonunu indirir büzülmüş aletini çıkarır ) kafanızı eğin! ( işemeye başlar yüzünde hain bir ifade vardır) işte bundan sonra böyle. yalnız hepsini boşaltmadım depoda biraz daha var onu da diğer konuşan arkadaşlarınız için sakladım (suratında hain bir tebessüm ifadesi bırakır )&lt;br /&gt;arkadan bir ses&lt;br /&gt;Ö- hocam siz hiç tanga giydiniz mi ? sizin bu konudaki görüşünüz nedir ?&lt;br /&gt;H- evet bizim akademisyenler arasında bunun tartışması oluyor bazı akademisyenler tangaya karşılar tümden redd ediyorlar tabi onlar aşırı uç noktadakiler. bizim kendi bölümümüzde yaptığımız toplantılarda ben tangayla gittim ve iyi tepkiler aldım. Uzlaşma açısından olumlu hem işverenler hem de işçiler bu durumdan memnun. kanun koyucu da zaten bunu söylüyor sağlığa yararlı rahat kullanışlı ben özellikle yeni tip tangaları öneriyorum kelebek tipli olanlar şık da duruyor diii miii ?&lt;br /&gt;H- bu konuda sanırım her şeyi söyledim evet öteki konuya geçiriyoruz " &lt;em&gt;işçinin günümüzdeki pozisyonu &lt;/em&gt;" : günümüz toplumlarında post- endüstriyel dönemde teknolojinin yaygınlaşmasıyla işçiye olan ihtiyaç artık çok azaldı. özellikle 1980lerden sonra vibratörün yaygınlaşmasıyla birlikte ve endüstrinin inanılmaz gelişmesiyle birlikte hem rekabet oldukça fazlalaştı hem de işçiye olan rağbet azaldı. gereksinimlerini bu teknolojik cihaz aracıgıylan karşlıayabilecek duruma geldiler. Gün geçmiyor ki vibratör kalıplarında değişiklik olmasın kim bana sayacak bu kalıpları ?&lt;br /&gt;Ö- ilk 1960larda başladı john holmes kalıbı daha sonra 1980lerde çeşitli isimsiz kalıplar üretildi zenci kalıbı dendi bunlara kısaca, 90larda patern hakkı tanınca peter north bu alanda büyük sükse yaptı 2000lerde ise rocco siffredi nin üstünlüğü tartışılmaz.&lt;br /&gt;H- gene müthiş bir tespit arkadaşınızdan. yanlız gelişmeler bu alanla sınırlı kalmadı. bunun yanısıra şişme bebekler, elektrikli titreşen akıllı aletler, bu icatların hepsi işçinin gerekliliğini ortadan kaldırdı.&lt;br /&gt;H- hep derslerde şikayet ediyordunuz bu kadar teorik bilgiyi kullanamadıktan sonra ne işimize yarayacak diye bugun size asya pazarından günlüğü 1 dolara kiraladıgım vasıfsız bir işçi buldum. eğer uslu durursanız ikinci ders size getirecem. geçen bu sınıfta mı olmuştu bir sınıfta arkadaşınızın teki bu durumdan iğrendi tabii ki bende ona final notunu söyledim&lt;br /&gt;Ö- kaç aldı hocam ?&lt;br /&gt;H- girmene gerek yok dedim&lt;br /&gt;Ö-bıraktınız ???&lt;br /&gt;H- evet çocuklar bizim bölümümüzde işçiden iğrenmek olamaz.4. sınıfa gelmiş bir öğrencinin bütün anatomiyi bilmesi gerek.&lt;br /&gt;H- haa bu arada bu sınıfta bazı vajinismus olanlar var ben hepsini biliyorum 4. sınıfa gelip vajinismus varsa iş hayatına girmeyi düşünmesinler. çok zorlanırlar. eski tip işyerlerinde iş bualabilirler ancak.&lt;br /&gt;Ö- hocam ama bize pratik gösterilmiyor ki&lt;br /&gt;H- bakın eleştirirken biraz düşüneceksiniz ! ben eleştiriyorum ama eleştirdiğiniz şeyi tartacaksınız üniversiteler size pratik vermez onu siz kendiniz yapacaksınız. napiyim şimdi ben size haydar dümen i mi çağırayım? devlet üniversitesine ayrılan bütçe ne kadar? haydar dümen in bir seansı kaç para ? mantıklı olacaksınız. atıp tutmayacaksınız.&lt;br /&gt;H- evet şimdi asyalı işçi keiko yu alalım sınıfa. Keiko gel buraya kızım.&lt;br /&gt;Ö- hocam daha iyisi yok muydu&lt;br /&gt;H- onu 1 dolara bir günlüğüne kiraladım istediğim her şeyi yapabilirim.hintliler vardı ama çok çelimsizlerdi. siz olsanız ilk napardınız ? oğlum dersi dinleyin&lt;br /&gt;Ö- ben olsam ilk oraldan başlardım&lt;br /&gt;H- arkadaşınıza katılıyor musunuz? doğru mu söylüyor sizce?&lt;br /&gt;Ö- hocam ben &lt;em&gt;foreplay&lt;/em&gt; yapardım&lt;br /&gt;H- bu söylediğin çok güzel fakat bizim kültürümüzde foreplay yoktur.Bu batının 18. yüzyılda cinsel şevki arttırmak için başlattığı bir akımdır. Biz doğu kökenli gelenekçi bir ülkeyiz. Benim size önerim "şaplak atarak başlamaktır." hem bu onun hoşuna gidecek, şevkini ve motivasyonunu arttırıcak bir harekettir.bir de kimin egemen olduğunu gösterecektir.&lt;br /&gt;Ö- hocam ben buna katılmıyorum bu söylediginiz eski dönem uygulama yani işçiyi denetleyen onu kontrol eden fikirlerine önem vermeyen fordist üretim tarzındaki çalışma ilişkilerini anımsattı. ben çoklu ortamı öneririm.&lt;br /&gt;H- bu dediğini biz akamedisyenler çeşitli deneyler yaparak sınadık. maalasef grup çalışmasının yoğun geçtiği ve işçiyi hem çok yorduğu hem de onu domaltanlar arasındaki koordinasyon eksikliği sonucu özellikle her deliğe bir aletin yetmediği grup çalışmalarında iş hem daha uzun sürüyor hem onu domaltanlar arasında uyuşmazlığı arttırıyor hem de işçinin verimliliğini düşürüyor. üstelik işçinin hastalık kapma oranı da çok yükseliyor.&lt;br /&gt;Ö- hocam işçinin sağlığı açısından kondom gerekli değil mi?&lt;br /&gt;H- çok güzel bir soru fakat kanun koyucu şart koşmuyor kanun şöyle diyor dikkatinizi çekerim "&lt;strong&gt;kullanılabilir" &lt;/strong&gt;diyor kullanılacaktır demiyor.&lt;br /&gt;Ö- hocam ya hastalık geçerse ? tazminat alması gerekli değil mi&lt;br /&gt;H- evet normalde alması gerekir fakat ülkemiz öyle bir ülke ki adli tıp raporlarında kimi insanlar "iktidarsız" raporu alabiliyorlar.&lt;br /&gt;Ö- hocam diyelim ki işveren kondom kullandı fakat kondom ilişki esnasında patladı ve hastalık geçti o zaman nolacak?&lt;br /&gt;H- çok güzel bir soru. işveren görüldüğü üzere her türlü önlemi almış yani iyiniyetli davranmış hakim bi kere bu iyiniyeti göz önüne alacaktır bunun yanında işveren "&lt;em&gt;mucbir sebep" i&lt;/em&gt;ddia edebilir. bugun iyi gidiyorsunuz hayrola ? bütün derslerde böyle misiniz ?&lt;br /&gt;Ö- yok hocam sizin dersinizde sınıf sadece böyle. ilgili tabi manken geldi sınıfa&lt;br /&gt;H- ahahahaha hocalarınıza söyleyeyim hepsi sınıfa manken getirsinler&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sınıfta homurtu başlar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;H- (&lt;em&gt;sinirli bir ses tonuyla)&lt;/em&gt; bakın bir espri yaptım hemen gevşiyorsunuz. espiri yaptığıma pişman ediyorsunuz. birkaç kişi var aranızda bunların fiil ehliyetine sahip olduğundan bile şüpheliyim. Akıbetiniz kötü. diğer hocalar da sizden memnun değiller. tabii kimin umurunda nasıl burdan çıkınca iş bulamayacaksınız. kaç dakika var dersin bitmesine&lt;br /&gt;Ö- hocam 41 geçiyor 4 dakika var&lt;br /&gt;H- yeni pozisyon denemek için yeterli zaman var.&lt;br /&gt;Ö- hocam haftaya geçseniz yeni pozisyona hem son saat sizin de performansınız düşmüştür.&lt;br /&gt;H- bu ülkenin üniversitelerinde yetişen gençler bunu diyorsa ülkenin ilerisi vahim. işçi gelecek 69 isteyecek o zaman cevabınız nolacak ? napıcaksınız o zaman ? yabancılar gelecek işinizi kapacak sonra ? onlar girecek vajinalara nolacak onların idaresine girecez. çok üzülüyorum çocuklar yakında amı götü de kaybedeceksiniz farkında olmayacaksınız. ben sizin suratınıza boşalıyorsam bu sizin iyiliginiz içindir. geçende bir mezun öğrenci aradı beni ! amann hocam iyi ki suratımıza boşalmışsınız şimdi onların semerisini alıyorum her sperm akının ne kadar kutsal olduğunu şimdi anladım. siz sanıyorsunuz ki ben sperm yutmadan mezun olabilecem yok öyle bişi. hiç spermi yutanla yutmayan bir olur mu ? aynı ücreti alabilirler mi ? o arkadaşınız 4 dakikayı çaldı bakın yeni pozisyona da geçemedim. haftaya bir daha dersi bölen olursa bu sefer kafanızda sidik kokusu değil bok kokusu olacak. çıkabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113398440014198257?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113398440014198257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113398440014198257&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113398440014198257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113398440014198257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/12/alt-benlik.html' title='ALT BENLİK'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113354030763031946</id><published>2005-12-02T17:14:00.000+02:00</published><updated>2005-12-02T18:18:27.690+02:00</updated><title type='text'>moonlighting (mavi ay)- trt kuşağı</title><content type='html'>&lt;a href="http://epguides.com/Moonlighting/cast.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://epguides.com/Moonlighting/cast.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tvacres.com/images/moonlighting.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tvacres.com/images/moonlighting.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçende oturmuş digitürk de kanalları geziyordum Retromax de karşıma çıktı.Heyecanlandım.Bruce Willis in sesini alev sezer in seslendirememiş olması gerçekten bir eksiklikti,&lt;em&gt;kayıptı&lt;/em&gt; rahatsız ediciydi.Hemen ingilizce ye switch ettim.böylesi kulağa daha güzeldi.hem koltuğa hemde eskiye gömülmüştüm beni o diziye bağlayan bir şeyler vardı. Çocukluğuma dair bir anı olması mı ? Bruce Willis ve onun o hazırcevap ve her zamanki cool tavırları mı ? bayan maddie hayes in o altın sarısı saçları mı ? Bilemiyorum tek bildiğim Cuma akşamları saat 22 de tv başına mıhlanıp bu diziyi izleyişimdi.Bu dizide duygu vardı.bir türlü birleşemeyen david ve maddie nin hikayesi vardı.izleyiciye o sıcaklığı geçirebiliyordu Bu yüzden 20 sene sonra bile izlendiğinde aynı duyguları verebiliyor. ya şimdi bir dizinin ömrü ne kadar ? kalbimizdeki ömrü ne kadar ? 1 hafta ? 1 ay ? bazen 1 saat ?&lt;br /&gt;yeni zaman felsefesi "&lt;em&gt;carpe diem&lt;/em&gt; "&lt;br /&gt;Bir dizi kendisini izlettiyorsa o dizi güzeldir/başarılıdır ?&lt;br /&gt;TRT nin böyle bir derdi yoktu ; çünkü TRT den başka seçenek yoktu. TRT nin misyonu insanlara güzel şeyler verebilmekti. Örneğin TRT zamanındaki dizilere bakalım Perihaan Abla, cosby ailesi, charles iş başında,uzaylı zekiye hep aileye dönük ailenin ve toplumun birleştirici taraflarını anlatan dizilerdi.Şimdi ise TV dizilerine baktığımızda hep aile bağlarının kopukluğunu ve parçalanmışlığıanlatan diziler var desperate housewives, The OC, two and a half men, ve aklıma gelmeyen diğer diziler.İnsan düşünemeden edemiyor arada sadece 20 sene gibi bir fark var.20 senede dünyada çok şey değişti bu bir gerçek.Dünyanın bu kadar hızlı sürede kabuk değiştirmesinin yansımaları çok parlak görünmüyor en azından &lt;em&gt;beyaz camdan &lt;/em&gt;... &lt;a href="http://www.tvacres.com/images/moonlighting.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="%2&lt;/div" src="http://www.tvacres.com/images/moonlighting.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113354030763031946?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113354030763031946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113354030763031946&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113354030763031946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113354030763031946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/12/moonlighting-mavi-ay-trt-kua.html' title='moonlighting (mavi ay)- trt kuşağı'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113283722604629151</id><published>2005-11-25T01:00:00.000+02:00</published><updated>2005-11-24T15:00:26.056+02:00</updated><title type='text'>Sideways</title><content type='html'>şarap tadında bir filmdi. Son zamanlarda gördüğüm en güzel doğal esprilere sahip film. Filmin en çok güldüğüm yerlerinden birisi de şurasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Miles Raymond: Well, the world doesn't give a shit what I have to say. I'm not necessary. Had. I'm so insignificant I can't even kill myself. &lt;br /&gt;Jack: Miles, what the hell is that supposed to mean? &lt;br /&gt;Miles Raymond: Come on, man. You know. Hemingway, Sexton, Plath, Woolf. You can't kill yourself before you're even published. &lt;br /&gt;Jack: What about the guy who wrote Confederacy of Dunces? He killed himself before he was published. Look how &lt;em&gt;famous&lt;/em&gt; he is. &lt;br /&gt;Miles Raymond: &lt;strong&gt;Thanks.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Jack: Just don't give up, alright? You're gonna make it. &lt;br /&gt;Miles Raymond: Half my life is over and I have nothing to show for it. &lt;strong&gt;Nothing&lt;/strong&gt;. I'am thumbprint on the window of a skyscraper. I'm a smudge of excrement on a tissue surging out to sea with a million tons of raw sewage. &lt;br /&gt;Jack: See? Right there. Just what you just said. That is beautiful. 'A smudge of excrement... surging out to sea.' &lt;br /&gt;Miles Raymond: Yeah. &lt;br /&gt;Jack: I could never write that. &lt;br /&gt;Miles Raymond: Neither could I, actually. I think it's Bukowsky.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113283722604629151?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113283722604629151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113283722604629151&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113283722604629151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113283722604629151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/11/sideways.html' title='Sideways'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-113137883061469732</id><published>2005-11-08T03:55:00.000+02:00</published><updated>2005-11-07T17:53:50.633+02:00</updated><title type='text'>üniversite ve gündem</title><content type='html'>uzun zaman sonra tekrardan yazıyorum bu yüzden kendimi suçluyorum ihmal etmemem gerekir yazma eylemini. bu kısa özeleştiriden sonra beni yazmaya iten sebebe girelim ufaktan.&lt;br /&gt;Tarih : 2 kasım 2005&lt;br /&gt;yer : Türkiye NTV stüdyoları&lt;br /&gt;kişi : türk telekom müdürü mehmet ekinalan &lt;br /&gt;konu : ADSL ın limitli olarak yükselmesini meşrulaştırma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih : 3 kasım 2005&lt;br /&gt;yer : kocaeli üniversitesi iktisadi idari birimler dersliği&lt;br /&gt;ders : &lt;em&gt;bilgi toplumu ve sosyal değişim&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;kişi : 1973 doğumlu, yardımcı doçent ünvanlı ismi lazım olmayan bir öğretim üyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay benim zaten üniversitelere  var olan duyarsızlığımı daha da arttırdı. Telekom müdürü internete kota koyarak bilgiyi sınırladığını önemsizleştirip niceliğe önem veriyor. bakın "hız" ı arttırdık zaten ülkemizde kotalı kullanım daha yaygın diye de popülistçe olayı özetliyor. Evet ülkemizde kotalı kullanım daha yaygın olabilir ama bunun nedeni insanların interneti sınırlamak istemesinden değil ekonomik nedenlerle açıklanabilinir üstelik ülkemizdeki adsl hizmeti dünyanın pekçok ülkesinden daha pahalı. Devletin görevi bilgiyi sınırlamak değil tamtersine onu genişletip yurt sathına yaymaktır. fakat vizyonsuz kişiler anca günü kurtarma açıklamaları yapabilirler ve ne yazıkki hiçbir zaman tarihte kalıcı olamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikinci kısıma gelirsek dersin adı bilgi toplumu ve sosyal değişim hocamız en fazla bizden 10 yaş büyük fakat kendisi sanki olan bitenden haberi yokmuş gibi derste konu dahilinde bir kelam bile etmiyor veya edemiyor. O önündeki kitapta yer alan konuyu aktarmakla kendisini sorumlu hissediyor çünkü &lt;em&gt;sınava&lt;/em&gt; kadar konuların yetişmesi lazım; çünkü aksi halde bu bilgileri öğrenmezsek topluma yararlı bilgi üreten birer fert olamayız (!) dersin konusu ise daha ironik: &lt;em&gt;bilgi toplumu içersindeki bilgi işçisi kimdir&lt;/em&gt;  Bu noktada benim kayış kopuyor ve dersi umursamamaya başlıyorum. Akademiye olan bütün inancım sarsılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum kafalar buğulandı. kafaların buğulanması çok normal çünkü öyle bir zamana geldik ki üniversiteler tamamiyle gündemden koptular. Dışaradaki hiçbir yeni bilgi onları önlerindeki "&lt;em&gt;müfredat&lt;/em&gt;" kitaplarından alıkoyamaz.Sadece kitaba bağımlı kalan bir üniversite &lt;strong&gt;demagojiden&lt;/strong&gt; başka bir şey üretemez.Demagoji üreten üniversiteden çıkan insan kümesi gün gelir ülkeyi yönetmeye talip olur Onların ülkeyi yönettikleri gün ülke kendisini yönetememekten aciz duruma düşmüştür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-113137883061469732?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/113137883061469732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=113137883061469732&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113137883061469732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/113137883061469732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/11/niversite-ve-gndem.html' title='üniversite ve gündem'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-112774925348581626</id><published>2005-09-27T04:45:00.000+03:00</published><updated>2005-09-26T18:46:00.610+03:00</updated><title type='text'>türkiye ayrımcı bankası</title><content type='html'>Geçenlerde işim, okul harçını yatırmak üzere iş bankasına düştü.Gittim sıra fişimi aldım. önümde 3 kişi var. İyi dedim kendi içimden fazla sürmez diye sevindim.bana bir kişi kala içeriye birisi girdi kredi kartını okuttu ve sıra fişi aldı. sonra paaam bilindik ses ve sıra no :64 alla alla dedim kendi içimden benim sıra no niye 500 küsürlü bir şeyken 64 yandı dedim. bir baktım ki o demin içeri giren kadın işlemini hallediyor neyse dedim bir kişiden bir şey olmaz ama olacak şey değil özel müşteri ya kendisi işi de kendisi gibi özel, uzadıkça uzuyor tam bu esnada biri daha geldi içeri o da kredi kartını okutturdu ve sıra fişi aldı Ondan bir sonra gelen kişi bu sefer goldkart ını okutturdu bir sıra fişi aldı.yaklaşık 5 dakika sonra shirli lamba yandı ve "4" gibi bir rakam gördüm meğersem bu da goldkartlar içinmiş. Goldkartlı bey geldi ve onun da işlemi uzadıkça uzadı tabi ben krizlerdeyim gene. Bankaya içimden sayıp sövüyorum oysaki benim işlemim yalnızca 30 saniye sürecek elimde tam para harcı yatırıp makbuzumu alıp gidicem ne hesabımdan bir yere havale çekecem ne banka hesabıma para yatırıcam veya ne işlem yaptırıcam ne de hesabımdaki parayı dövize çevirecem.Benim bir sıra önümdeki bey sinirlendi ve dedi ki bu ne biçim biz 10 dakikadır bekliyoruz bize sıra gelmiyor bizden sonra gelenler işlem yaptırıyor hemen görevli kişi: &lt;em&gt;Kredi kartlı olan müşterilerimize ayrıcalık tanıyoruz&lt;/em&gt; diye ahkam kesince ben de artık dayanamayıp "&lt;em&gt;ne demek ayrıcalık tanıyoruz&lt;/em&gt; hem de kendisini her zaman  Cumhuriyetin değerleriyle özdeşleştirmiş bir banka bunu bana söylüyor &lt;em&gt;bknz halkçılık&lt;/em&gt; tabii tepkimiz orada ses bulunca hemen ekstradan bir gişe açıldı ve işimi 1 dakikadan az bir sürede hallettim ve bankadan çıkarken bir daha türkiye iş bankasına uğramamak adına söz verdim (tabii yalan oldu çünkü ikinci dönem gene harç parası yatırılcak). Cumhuriyetin geldiği nokta düşündürücüdür sistem artık paralıdan yana işliyor bunu da alenen hiç korkmadan söyleyebiliyor eskiden iktidarın paralı kesimde olduğu kanunların onlara işlemediği dilden dile dolaşırdı. Şimdi ise artık bu uygulamaya konulmuş ve açıkça beyeğan ediliyor.Atatürk bu bankayı açarken acaba neler düşünmüştü?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-112774925348581626?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/112774925348581626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=112774925348581626&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112774925348581626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112774925348581626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/09/trkiye-ayrmc-bankas.html' title='türkiye ayrımcı bankası'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-112748966412073014</id><published>2005-09-24T03:58:00.000+03:00</published><updated>2005-09-23T18:34:24.126+03:00</updated><title type='text'>ANGUT GARANTİ BANKASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dexigner.com/images/content/gallery/57.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://www.dexigner.com/images/content/gallery/57.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimileri parasını yabancı sermayeli bankalara yatırmaya karşıyken ben ise sermayenin globalleştiği zamanda bu tür ayırımları yapmam. Bakacağım şey hizmet kalitesi ve müşteriyle kurduğu iletişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulumuzda geçen sene garanti bankası ve hsbc stant kurmuşlardı. Kredi kartı satmaya çalışıyorlardı. Ben de her ikisine birden başvurmuştum.HSBC başvurum çok kısa sürmüştü. Verdikleri formu doldurup stanttaki görevlinin nufus cüzdanımı ve ögrenci kimliğimi fotokopi ettirmesiyle başvurumu bir günde halletmiştim. Garanti bankası için aynı şeyleri söyleyemem. 5 sayfalık başvuru formu ve garantör isteği vardı formda. Garatör hakkında 2 sayfalık form. Garanti Bankasının okulda niye stant açtığını anlayamamıştım.Garantör olarak babamı göstermiştim. 2 gün sonra okula gittiğimde stant görevlisinin yerinde olmadığını gördüm. Bu böyle gidip gelmeler yaklaşık 2 hafta kadar sürdü. Stant orda ama görevli ise gaipti.3. haftada ise görevli yerindeydi sonunda formu vermeyi başarabilmiştim fakat bana demez mi nufus cüzdanın ve ögrenci kimlik belgesini fotokopisini çektir de ver.iyi dedik çektirdik getirdik verdik. Aradan 1 ay gibi bir zaman geçti HSBC kartım çoktan elimdeydi. alışveriş bile yapıyordum. 1 ay sonucundan garanti bankasından işime yaramayacak olan bonus atm kartı geldi. ardındna 2 hafta sonra bir mektup geldi mektup da" kredi &lt;em&gt;kartınız elimizde bize şu eksik belgeleri göndermeniz gerekiyor babanızın nufus sureti kopyası, pasaport belgesi, sizin nufus suretiniz, ögrenci belgeniz ve şu mektubun kendisini ..... numaralı telefona fakslayınız &lt;/em&gt;  Dumur mekaniznam çalışmış sinirlerim bozulmuştu. İstenen belgeleri faksladım. aradan bir ay gibi bir zaman geçti elime bir mektup daha geçti " &lt;em&gt;sayın erins kartınız elimizde eksik belgeleri fakslayınız ögrenci belgeniz , nufus cüzdanınız ve bu mektupu şu numaraya fakslayınız&lt;/em&gt; Ben tamamen çılgına dönmüştüm. garanti bankasına mail atarak durumu ilettim bir kredi kartı başvurusu için 3 ay gibi bir zaman geçtiğini hala eksik belgeler oldugunu söylüyorsunuz gibilerinden birşeyler yazdım. hemen akabinde bana telefonla ulaşıldı eksik belgeleri gönderdiğim takdirde kredi kartımın derhal gönderileceğini söylediler ben de bu belgeler başvuru yaparken istenmemişti şimdi niye istiyorsunuz diye bir soru yönelttim şimdi isteniyor gibi işi geçiştirici bir cevap aldım.gerekli belgeleri faksladım ve sanırım kredi kartım başvuru tarihinden &lt;strong&gt;4&lt;/strong&gt; ay sonunda elime geçmişti.üstelik limiti 400 milyondu. (hsbc 500)&lt;br /&gt;bonus kartımla alışveriş yapmıştım. ve bugun ödemek için bankaya gittim. banka kapalıydı. Ben de ATM ye yöneldim. kartı soktum şifremi istedi ben bir şifre uydurdum şifre almam için 444 0 333 numaralı telefonu açmam gerektigini yazdı ekranda. HSBC de ise ATM şifre istemiyor. Bugun aradım karşıma her zmanaki gibi bilgisayar çıktı kartımı tuşladım ve daha sonra karşıma müşteri hizmetlerindne biri çıktı bana şifre alabilmem için birkaç soru sordu. ben de yanıtladım doğum tarihimi sordu ben de yanıtladım Burada farklı bir şey yazıyor dedi ben de ne yazdığını sordum o da buna cevap veremem dedi nasıl veremezsiniz bu benim bilgim eğer orada ne yazıyor ise benim bilmem hakkım dedim o da buna yetkim yok dedi. ben de o zaman orada yazanı düzeltin veya başka bir soru sorun dedim. olmaz bu soruyu geçmeden diğerlerine geçemem gibi düz mantık bir cevap aldım. karşımdaki bayan şubeye gidip şifremi teyid ettirmem gerektiğini söyledi.kendi yaptığı hatalanın cezasını ben çekecektim. ben dedim gidemem siz düzelteceksiniz onu ben 3 kere nufus cüzdanımı faksladım eğer bir hata varsa bu sizin. sizin düzeltmeniz gerekiyor karşımdaki kadın buradan düzeltme yapılmıyor şubeye gideceksiniz diye üsteledi. daha sonra başka bir arzunuz var mı diye soru sordu ben de evet kredi kartı şifremi ögrenecektim dedim.gene aynı diyaloglar yaşandı daha sonra kadın tekrardan başka bir arzunuz var mı diye sordu. Ben ise iptal olmuştum telefonu şak diye kapayıverdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç :  aynı zamanda başvuru yapmama rağmen HSBC ile daha çok alışveriş yaptım Bonus kartı bir kere kullanabildim. Kazanan HSBC oldu kaybeden ise yoğun bürokratik işlemler isteyen hala 1913 ün taylorist zihniyetiyle çalışan (işbölümü yoğun, herkes bir işlemi yapıyor, çok fazla işbölümü olması bilginin ulaşma hızını engelliyor ve irtibat kopuk oluyor ) garanti bankası oldu.Gelecek hafta hesap kesimi olacak benim mahallemdeki banka kapalı ben de haftaiçi okulda oluyorum yani bankaya çalışma saatleri içersinde gitmem namümkün. cuma günüm ise boş hesap kesimi perşembe zararlı çıkan ben oluyorum.düşünüyorum ve şu soru aklıma geliyor Garanti Bankası özel bir banka mı yoksa kamu bankası mı ?&lt;br /&gt;bankalarla aram hiç iyi değil bir daha blog da türkiye iş bankasının negatif ayrımcılığından bahsedecem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-112748966412073014?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/112748966412073014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=112748966412073014&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112748966412073014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112748966412073014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/09/angut-garanti-bankasi.html' title='ANGUT GARANTİ BANKASI'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-112742425373720048</id><published>2005-09-22T22:22:00.000+03:00</published><updated>2005-09-23T00:24:13.746+03:00</updated><title type='text'>garden state</title><content type='html'>&lt;a href="http://roland-allen.net/archives/gardenstate.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://roland-allen.net/archives/gardenstate.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde vizyona girmemiş 2004 yapımı  Zach Braff tarafından hem yazılmış hem yönetilmiş hem de başrol oyunculuğu üstlenilmiş bir amerikan bağımsız filmi "garden state" . Konusu kısaca şöyle : Andrew 26 sında henüz oyunculuk kariyerinin başında hayattaki hedeflerini tam olarak belirleyememiş , hayattaki varoluş sebebini araştıran çeşitli ilaçlar kullanan bir gençtir. Kendisi L.A. 'de yaşamını sürdürmektedir bir gün babası ona annesinin ölümünü haber verir ve Andrew annesinin cenazesi için  New Jersey 'e birkaç günlüğüne döner Bu birkaç gün onun hayattaki arayışlarını bulmasında yardımcı olmasını sağlayacaktır zira tedavi için gittiği klinikte Sam 'le (natalie portman) tanışır ve olaylar gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusuna kısaca değindikten sonra filmin alt metni bize neler demek istiyor kısaca bunlara değineyim. Film bir uçağın türbülansa girmesiyle başlıyor uçağın içersinde tam bir panik havası ama tek sakin kişi Andrew Burada Andrew 'in kendisini toplumdan soyutladığını anlayabiliyoruz kendisinin ne kadar hissiz ve duyarsız bi kişi olduğunu kendisi de ilerde çeşitli anlarda dile getiriyor. Bu soyutlama biçimi bir sonraki sahnede kendisini daha da belli ediyor. Her tarafı bembeyaz bir oda, steril bir hayat sürdürdügünü dışarıyla bağlarını kopardığını, kendisine ayrı bir dünya yarattığını anlatıyor bize. hemen ardından zaten telefonda babasının kendisine "&lt;em&gt;telefonu açmazsan seninle iletişim kuramam"&lt;/em&gt; demesi de bunu belgeliyor. Dolabı açıyor baştan sona ilaçlarla dolu. Kendisi ilaç bağımlısı. Dışarıya çıktıgında aslında neden kendisini izole ettiğini anlıyoruz. Trafik, lokantadaki bayanın isteği daha doğrusu hayatın kendisi ona saçma geliyor. Bu yönden onu biraz da albert camus nun yabancı romanındaki meursault ya benzetiyorum.&lt;br /&gt;New Jersey 'e döndüğünde eski arkadaşlarını görüyor. Eski arkadaşları onu bir dizinin bölümünde gerizekalı rolünü çok iyi yaptıklarını dile getiriyorlar. Burası önemli çünkü ilerki safhada Sam ona gerçek gerizekalılardan daha iyi bir gerizekalı rolü yaptığını ve onun gerçek bir gerizekalı olduğunu düşündüğünü söylüyor Bu da bize Andrew in dünyadan bağlarını  ne kadar iyi kopardığını anlatıyor. Andrew genelde sade ve basit cümleler kuruyor. Bu da filmin biraz durağan ve sıkıcı ilerlemesine bunun bir sebebi de verdiği her cevabın didaktik bir dile yakın olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu durum hep böyle devam ediyor fakat filmi izlenebilir kılan kısmı ise Sam in kareye göründüğü andır. Burada da bir klişeye takılıyoruz hatta bu filmde birkaç sahnede de gördüm, bir şeyleri pazarlamaya çalışıyor gibi cümleler vardı. örneğin Andrew in yahudi olmasından dolayı bir yerde yahudi geleneklerini  didaktik bir şekilde anlatıyor. Bir diğerini de "life magazine" için yapıyor. Sam ise tanışma esnasında &lt;em&gt;bak ben the shins dinliyorum &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;al hadi sen de dinle çok güzel , &lt;/em&gt;deyim yerindeyse bir altyazı geçmediği kalmamıştı.Bu gibi klişeler film boyunca rahatsız etti beni. Bu yüzden filme bir türlü tam ısınamadım özellikle ikinci yarısı benim açımdan daha da sıkıcı geçti Filmi izlenebilir kılan kısmı Sam in güzelliği ve biraz da abartılı oyunculuğu oldu. Sam in ilginç kişiliği Andrew 'le uyum sağlıyordu. Sam yalan söylemeyi alışkanlık olarak edinmiş fakat akabinde yalan söylediğini itiraf eden sara hastası genç bir bayandır. Değişik alışkanlıkları vardır örneğin canı sıkılınca değişik sesler çıkartır, değişik bir şekilde dans eder. Film ikisinin hisleri, düşüncelerini ve ikisinin birbirne karşı besledikleri duygularını açığa çıkarmakla ilerler. Bu anlamda seyircinin daha iyi empati kurması sağlanır.&lt;br /&gt;Filmin en komik yeri ise aslında Andrew in  &lt;em&gt;"evet lan hayatın anlamını buldum"&lt;/em&gt;  ifadesini verdiği yerde geçer. Hakkaten çok komiktir 26 değil 16'lık delikanlının yapacağı türden bi harekettir. Andrew in arkadaşı onları bir uçuruma götürür burada gene bir didaktik konuşma geçer "ormanları koruyalım sivil toplum örgütlerine kulak verelim" cinsinden buradaki yeri koruma adına bir bekçi vardır bu bekçi ufacık bi kulubede yaşamaktadır karısı ve çocuguyla beraber ama mutludur. Hiç olmayacak şekilde hayatındaki mutluluğundan bahseder ve sonsuz derinlik hakkında bir sohbet geçer burada andrew in kafasında ampul oluşur "tabi ya sonsuz derinlik der ulan nasıl düşünemedim bunu ben der ve dışarı çıkar ve bağırırlar. kısacası klişenin allahıdır. Sonunda bu 4 günlük New Jersey seyahati esnasında Andrew hayatının anlamını aşkını bulur ve &lt;em&gt;Fraou nun let let go&lt;/em&gt; adlı süperötesi şarkısıyla film biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuç olarak yanınıza bir adet sevgili alın o yoksa yastığa sarılarak izleyin bu filmi. Fazla bir şey beklemeyin ancak sevgiliyle izlenirse o zaman bir şeyler bekleyin ( sevgilinin size ne kadar romantiksin diyişini şimdiden duyar gibiyim) orta karar bir minimalist filmi. Eternal Sunshine Of the Spottless Mind bundan daha izlenebilir (en azından kurgu ve yaratıcılık açısından ) Elimizde iyi bir konu fakat kötü işlenmiş  ve soundtracki itinayla seçilmiş harika şarkılardan oluşan bir film var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-112742425373720048?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/112742425373720048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=112742425373720048&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112742425373720048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112742425373720048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/09/garden-state.html' title='garden state'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-112714313754193450</id><published>2005-09-19T17:19:00.000+03:00</published><updated>2005-09-19T18:27:34.146+03:00</updated><title type='text'>FRANSIZ TELEVİZYONU TV5 DEN İSTANBUL' A FARKLI(!) BİR BAKIŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.living-turkey.com/living_in_turkey/photos/istanbul/ortakoy_5.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.living-turkey.com/living_in_turkey/photos/istanbul/ortakoy_5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz cumartesi ve pazar günleri fransız kanalı TV5 toplam 24 saati istanbul un tanıtımına ayırmıştı. ülkemizin ve güzide şehrimizin tanıtımı açısından bu programın çok fayda getireceğini düşünmüştüm. Yanıma fransızca bilen ablamı alarak programın belli bölümlerini izledik. fakat fransızların çizdiği istanbulla benim kafamda yarattığım istanbul arasında çok büyük fark vardı.Fransızlar istanbul u oryantalist bi şehir olarak tanıttılar. Gösterdikleri istanbul mahalleleri hep izbe mahallelerdi. oradaki insanların çaresizliğini çocukların kirli çamurlu sokaklarda top oynamalarını ve özellikle türbanlı kadınları göstermeleri istanbul u geri kalmış ülkelerle aynı kefeye koyar gibiydi.röportaj yaptıkları insanlar istanbul da yaşadıkları sorunları çok keskin bir gerçeklikle dile getiriyorlardı.bir adamın: " &lt;em&gt;buralarda bazı mahallelerde geceleri&lt;/em&gt; &lt;em&gt;dışarı çıkmak çok tehlikeli&lt;/em&gt; demesi benim bile kanımı dondurdu. Genellikle istanbul 'un Avrupa yakasını gösterdiler. nargile kahveleri, bıyıklı küçük esnaflar, seyyar satıcıların sesleri, trafik, müzeler, en çok güldüğüm şey ise arabesk müziklerin alt yazı olarak fransızcaya çevrilmesiydi.&lt;br /&gt;daha sonra ekonomik kriz nedeniyle türkiye'nin gerçeklerinden bahsettiler. asgari maaşın düşüklügünden , ülkedeki turizm politikasına değindiler. Burada acı bir gerçeği gösterdiler. ekonomik kriz nedeniyle osmanlı bankası nın hazine bölümünde çalışan gayet bilgili gözüken 30lu yaşlarının ortasına dem vuran bir insanın dramını anlattılar. bankası battıktan sonra tatil beldesine kaçıp orada hediyelik eşya satan bu adam aslında &lt;em&gt;türkiye televizyonlarında &lt;/em&gt;hiç gösterilmemiş ekonomik kriz zedelerinden sadece biriydi. Bu durum benim oturup tekrar tekrar düşünmemi sağladı ve ne kadar büyük bir tehlikenin içinde olduğumuzu idrak ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk başta fransız televizyonun bu görüntüleri beni kızdırmıştı. fakat daha sonraki yayınlarının da bu tutarlılık da oldugunu görünce kızgınlığım geçti ve ne kadar&lt;strong&gt; enayi yerine konulduğumuz&lt;/strong&gt; aklıma geldi. Bu ülkenin gerçekleri kendi halkından saklanıyor. TV yi açtığımız zaman gördüğümüz şeyler Türkiye nin olmayan yüzleri. sanal bir gerçeklik yaratılıyor ve bütün halkın buna inanması bekleniyor. Bu gayet başarılı oluyor nasıl mı? Diziler , eğlence programları, magazin programları , haberlerdeki habercilik yerine olaydaki magazinel tarafın daha ağır basması. Birileri bizimle çok pis bir şekilde dalga geçiyordu. Tek taraflı bir bakışın medyada hakim olmasıydı bu. Dizilerde neden sadece başı açık insanlar oynuyor ? Dizilerde neden arabesk kültür karikatürleştirilir ? Dizilerde neden hiçbir oyuncunun etnik kültürel bir özelliği verilmez. Neden dizilerdeki bütün ermeni kadınlar orospu veya mama , kürtler illegal varlıklardır ? Biz neden hep zenginlerin problemlerini dertlerini ve açmazlarını ve beyaz adamın nasıl sevgi sözcükleri mırıldandığını dinlemek zorunda bırakılıyoruz ? Bu ülkede neden ekonomik kriz hakkında bir film çekilmez ? bu ülkede neden sokak kültürü hakkında bir belgesel çekilmez ? Bu ülkede kürtlerin de diğer vatandaşlar kadar eşit oldukları söylense de neden bir tartışma platformunda bir kürtün görüşü alınmaz veya neden şehit anaları sadece mezar başında gösterilir ?&lt;br /&gt;bir şeyler eksik. oyun ise sürüyor. Medya tetikte her an yeni bir TV idolü çıkabilir aman dikkat izlemeye devam edin. İktidarlar ise perdeyi aralayarak manzaranın harikalığından dem vuruyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-112714313754193450?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/112714313754193450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=112714313754193450&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112714313754193450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112714313754193450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/09/fransiz-televizyonu-tv5-den-istanbul.html' title='FRANSIZ TELEVİZYONU TV5 DEN İSTANBUL&apos; A FARKLI(!) BİR BAKIŞ'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16818462.post-112691220846770487</id><published>2005-09-16T11:54:00.000+03:00</published><updated>2005-09-17T02:10:08.470+03:00</updated><title type='text'>deneme ve ilk yazı</title><content type='html'>Uzun bir zamandır yazmak istiyordum. Aboo Bey ' in &lt;a href="http://ferhatural.blogspot.com/"&gt;http://ferhatural.blogspot.com/&lt;/a&gt; bi seneden beri Sefertasına gerekli ilgiyi gösterememesinden dolayı bayağı bir şeyler biriktirdim zihnimde. İnternette artık kişisel blog siteleri günlük vazifesini görüyor pekala ben de kendi günlük sitemi oluşturabilirim. Bunun için tek yapmak gereken şey yazmak. blogspot her şeyi düşünmüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi meseleme gelince bu sitede kendi düşüncelerim fazlasıyla olacak. Bu her şey hakkında olabilir. yeni bir albüm , film, maç, sanat , toplum , seks ama fazlasıyla kişisel olmasına özen gösterecem belki öykü veya denemelerim yer alabilir kimbilir zaman gösterecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/16818462-112691220846770487?l=erinspersonal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erinspersonal.blogspot.com/feeds/112691220846770487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=16818462&amp;postID=112691220846770487&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112691220846770487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16818462/posts/default/112691220846770487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erinspersonal.blogspot.com/2005/09/deneme-ve-ilk-yaz.html' title='deneme ve ilk yazı'/><author><name>erins</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05412387666208763694</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_ijNELd_c3Jk/SjYV_Dc4CdI/AAAAAAAAAAQ/DFzydp5S4qQ/S220/erins+smiling+face.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
